2 Şubat 2016 Salı

Ağalar, Cırbağalar ve Ağlar // Sır Mensur Şiirler // Önder Karaçay



Ağalar, Cırbağalar ve Ağlar // Sır Mensur Şiirler // Önder Karaçay

Benim dedelerim de Kars Cumhuriyeti Çıldır Sancağı zamanında Ağa diye anılırlardı. Yalnız nasıl olduğunu İBRET olsun diye anlatmak istiyorum.

En büyük ve izine gidebildiğim atamın ismi Kasım Ağa'dır. Bu sebeple Suhara köyünde bizlere Kasımoğulları derler.

Kasım Ağa'nın üç oğlu vardı. Ve en adil, en ahlaklı, en demokratik yönetim şekli vardı.

Öz dedem; Yusuf Ağa Çıldır Sancağı Gilavasıydı. Bugün ki karşılığı yerel yönetim neyse o. Yusuf dedem her bahar tarlasını tohum olmadığı ekemeyen varsa ücretsiz bile tohum verir herkesin sofrada ekmeği olacak derdi.

Hasan Ağa Kars Cumhuriyeti Çıldır Sancağı Ordu Komutanıydı. Osmanlı Rus harbinde düşmanın ayağını Suhara ve Çıldır topraklarına bastırmayan kahramanlardı.

Hüseyin Ağa tarım, hayvancılık ve diğer her konuda bir başka iş bölümü insanlık ve demokrasi örneğinin, saygının, sevginin, eşitliğin timsaliydi.

1950 sonrasına gelelim. Toprak ağaları toprak reformu yapılacağına PARA AĞALIĞINA terfi ettirildi.

"Sopayı aday göstersem bu millet seçer diyen SÖZ MİLLETİNDİR ŞERRİ yaptı bunu. Bugün de BENİM MİLLETİM diyen ve Türk Milleti diyen şer oyuncusu 90 yıllık birikimi, bu para ağalarına ve küresel işbirlikçilerine bedavaya verdi.

Anladınız mı? Sizi kimin sattığını...İlle de Atatürk gelsin bizi kurtarsın demenin ne anlamı kaldı?

Akıl, vicdan, ahlak, cesaret, iman, milli duygu nerede kaldı? Atatürk, Allah ve Bayrak ile kandıranlara acaba kim kandı?

Şapkalar ve başlar öne düştü mü? Bana haber verin...

Ağalar, Cırbağalar ve Ağlar // Sır Mensur Şiirler // Önder Karaçay

"Dünyanın dünü de ağalar yüzünde yanıyordu,
Bugünü de ağaların doyumsuzluğu yüzünden yanıyor,
Dün ağalıkları toprak işgaliyle mümkündü,
Bugün iş şehirde rant ve para ağalığına döndü,
Parayı putlaştıran bu ağaların sermayeleri büyüdü de büyüdü!
Küresel para komisyonculuğu ile para ağalığına terfileri daha cazip geldi.

Oysa üretsinler diye devlet ve millet eliyle toprak ağalığından getirilmişlerdi,
Yollarını şaşırana kadar da kör topal üretimleri sürdü!

Çaresizliğe alıştırılmış, ekmeğini emeğiyle kazananların ekmeğini ağalar veriyor sanıyorlardı,
Kimlere ağa denmedi ki? Bu işin bir yanıydı,
Diğer yanı da sorgulayamayan insan çoğaltmak adına bilinçsiz nüfus artırma çabalarıydı.
Para satacak daha çok insan lazımdı…
Hedeflerine ulaşmak için her yıl bu nüfus üzerinden büyümek tek hesaplarıydı,
Kim büyüyecek ve karşısında kim küçülecek belliydi!

Firavun, Karun, Haman gibi üç paralelin derdinden kurtulmak,
Nasıl ilahi kudrete kaldıysa,
Bugünde toprak ağalığından para putluğu ağalığına soyunanların sonu aynı olacaktır.
Hem ağa olarak anılacaklar, hem de putlarının onları kurtarmasını bekleyecekler,
Asıl yanacak olanlar işbirlikçi, menfaate zıplayan şer odaklarından belgeli ağalar olarak anılacaklar.

Dün kendilerini sanayici olarak topluma tanıtanlar,
Limon satmaya bile kalkarak halka rakip olup perakendeci oldular!
Esnafın satması gereken her ürünü üretmeden ithal edip sattılar,
Birde kalkıp küresel şirketlerle ortaklığa battılar.
Bu ağalar; bu vahşi kötülükleriyle, gittiklerinde dünyanın öteki yüzüne,
Acaba nasıl rahat yatacaklar?

Üç kişinin yapması gereken işi bir kişiye yaptırmaya kalktılar,
O bir kişiye de, bir kişiye yetecek kadar para vermediler,
Ağalar işine gelmediğini de işten atmaya kalktılar.

İnsansız iş yapan makinelerin ithalatı ile maliyetleri düşürerek sermaye çoklamasına yol açtılar,
Teknolojiyi seni beni işsiz bırakmak ve çaresizliğe teslim almak için getirdiler,
Bu insafsız ağaların adına iş yaptığını sanan belgeli cırbağalarla köşeleri tuttular!
Şimdi de dünya ve insanı ağlarla birbirine bağladılar ya!
Anamızı ağlatmaya kalkıyorlar haddini aşan bu ağalar, cırbağalar ve ağlar."
http://www.antoloji.com/agalar-cirbagalar-ve-aglar-siiri/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder