23 Şubat 2016 Salı

Oy Bankası // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

Oy Bankası // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay

12311135_10205552477636855_5299731827232554739_n
Oy Bankası // Türk Devrimi Yazıları // Önder Karaçay
 
Öncelikle bir fıkra anlatayım. Gerçi çoğunluk bilir. Yalnız burada çok farklı mana ve mesajlar çıkardım. Sizlerle de paylaşmak istedim. Farklı görüşleri olanlar varsa mutlaka paylaşmalıdır. Ülkemizin sorunu iyi insan yetiştirmiyoruz, sermaye localarına, din tüccarlarına ve siyaset tüccarlarına insan yetiştirme fabrikasına döndü ülke. Fıkraya gelince;
 
“Bizden bir siyasetçi yabancı ve denizi olmayan bir ülkeye gider Denizcilik Bakanı karşılar. Bizim ki saf saf sorar sizde deniz yok, bakan niye var?
Yabancı bakan cevap verir, sizde de Milli Eğitim Bakanlığı var, yalnız eğitim yok”
 
Üç tarafı denizlerle kaplı ve kara toprağımızın yarısı kadar da denizde vatan toprağı olan ülkemizin Denizcilik Bakanı hiç olmadı. 1950 ihanetinin bir başka niyeti de burada ortaya çıkmaktadır. Denizlerde bize sonsuza kadar yetecek kaynak mevcuttur. Batı bunu sömüremez. Batıya sömürmesi için son 14 yılda ihanet 28 Şubat gömleği giydiren ve giyenlerle yaşandı. Şimdi başka niyetler adına oyuncu değiştirmeden Türk Devrim kanunlarını TBMM’den çıkartmaktır.
 
Başbakan ve Bakanlar kurulu sermaye taleplerini yerine getirmekten derhal vazgeçerek Türk Milletinin talepleri doğrultusunda yarın açıklayacağımız devrim kanunlarını yasalaştırmalıdırlar.
 
Gelelim Milli Eğitimde neden eğitim olmadığına;
 
Bu ne demektir?
Çünkü imam hatip okullarında siyasetin arka bahçesi için din adı altında örgütlü adam yetiştirilir.
 
Oy bankasıdır çünkü.
 
Bu manada faaliyet yürüten dernek, vakıf ve tarikat veya cemaat ne varsa hepsi para ve siyasetin oy bankasıdır. Bunları ele geçiren cep doldurur.
Oy=Para, Para=Gelecek Kaybı, Gelecek Kaybı=Vatan ve Milletin Bölünmesi, Vatan ve Millet Bölününce=Özgürlük Kaybı ve kulun kula kulluğu ile yurttaşlığın bitişi.
 
Üç çocuk, beş çocuk işine girerler bazen bu siyaset ve din tüccarları. Neden? Çin, Afganistan, Pakistan çok kalabalık, ve kalabalık nüfusu iyi eğitmek mümkün olmadığı için bu cehaleti ve muhtaçlığı sömürmek çok kolay olduğu için bakarsınız bir siyasetçi doğum kontrol işine gitmiş, yatak odası ve çocuk sayısıyla ilgilenir.
 
İşsizlik ve üretimle ilgili hiç konuşmaz, çünkü işsizlik artıkça kendisine teslim olan çoğalır. Bir yere kadar çoğunluğa bir gün para yetmez ve her şey terse döner. Bugün yaşanan budur.
Evlere paketler gönderiyor malum siyasi parti. Geçmiş seçimlerde isim yanlışlığı ile başka bir komşumuza paket gönderince rezil oldular. Kimden kime paket ne için geliyor? Ve o paket gelen ben o partiye asla oy vermem diyordu.
 
Camiler oy bankası, imamlar siyasetçi, din cami dışında tarikatların işi, cami para tahsilat bürosu…
 
Muhtarlar işi organize eden baş talimatın uzantıları. Sistem tıkır tıkır işler.
 
Bir gün bankaya yabancı bir iş adamı gelmişti. Türklere bir şey satmak veya elinden almak çok kolay diyordu. Hem çok misafirperverler hemde geleni eli boş göndermemek adına mutlaka sattığınız üründen ihtiyacı olmasa da alırlar. Dini ve milli duygularını sömürmek çok kolay.
 
Türk Devrimi ile bu değişecek. Bu tüccar dini ve milli duygularımızı sömüren dinci, siyasetçi ve sermayeci tüccarlara kanmayacağız. Kandığımız zaman başımıza gelen vatan ve millet tehlikeye gidiyor.
Oy bankası “BAKAN” üretiyor zaten. Sadece bakıyorlar…
Sosyal ağlarda yediği içtiğinin resmini paylaşıp bakıyorlar, geleceğini satanlara bakıyorlar, her siyasetçi diyen kendi geleceğini bitirene bakıyorlar, finans terörüne bakıyorlar, medya terörünün, teknoloji terörünün başından kalkmayıp ürettiği bütün pisliğin içinde kime ve neye niçin bakıyorlar? Bilen var mı? Bakanlara bile bakıyorlar.
Biri alkışla diyor alkışlıyorlar, neden alkışlıyoruz diye biri sorsa dışlıyorlar.
Oy bankası ne istersen onu ödüyor çektirene…
Çekene eziyet, parasızlık, kölelik, uşaklık, insanlıktan çıkmak adına ne varsa zulmün her çeşidini oy bankası üretiyor ve çektiriyor.
Cehaletin örgütlü ve en zengin bankası oy bankasıdır.
Finans terörünün karakolları bankalar kadar tehlikeli örgütlerdir oy bankası örgütleri.
1923 Türkiye Cumhuriyeti Devleti işte bu zulmün putunu yıkmıştı.
Şimdi aynı putu canlandırma niyetleri kol kola başa geçmişler, terör dahil her niyetle halay dahil her türlü ihanet adına ellerinden geleni kötü niyetlerine hizmet adına oy bankasına yatırıyorlar.
Siyasi örgütlerde oy bankasıdır.
Başka milletlerin dilleri dil ile kültürümüzü işgal etmek ve sömürmek için oy bankasına adam yetiştirmektir.
Kendi dilini öğrenememiş insanlara yabancı dil öğretmek ve bunu herkese öğretmeye kalkmak bir nesle zulüm etmektir.
1950 sonrası bu zulmün şaha kalkmış halini son 14 yılda insanlar yaşarken anlayamadılar bile.
Bugün TBMM’de şer adına oyuncu değiştirme tiyatrosu oynanmaktadır.
Türk Milleti ısrarla Türk Devrimi Yasalarının çıkarılmasını istemeye her gün devam edeceğiz.
Geleceğimizi din adına, sermaye adına ve siyaset adına bizlerin asillerin bilgisi dışında örgütlenen bir çeteye bırakamayız.
Devletin içinde devlet olur mu? 1950 ve sonrası sermaye derin devleti kabul edilemez.
Bildenberg toplantılarına katılan BAKAN oldu, oy verenlerde bakan olup baktılar.
Kimdi o bakan ekonomi teslim edildi 14 yıl…90 yıllık birikim uçtu gitti.
Nereye? Kime? Kimin cebine?
Geri istiyor Türk Milleti…
Satanlar geri alacaklar…
Türk Milleti adına işsiz ve kitabıyla Cumhurbaşkanına, Başbakana, Hükümete, Derin Devlet Sermayeye, Bunun hesabını sormayan ve engelleyen herkese MUHTIRA veren;
Önder Karaçay

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder