27 Şubat 2016 Cumartesi

Kurumlarda Ölür // Türk Devrimi Mensur Şiir, Söz ve Yazıları // Önder Karaçay

Kurumlarda Ölür // Türk Devrimi Mensur Şiir, Söz ve Yazıları // Önder Karaçay

akbank-calisanlarini-tehdit-etti-0406131200_m
Kurumlarda Ölür // Türk Devrimi Mensur Şiir, Söz ve Yazıları // Önder Karaçay
Hiçbir kurum çalışanına vatanına ve milletine sahip çıkma adına mücadelesine tesir edecek etkiyi işiyle tehdit ederek çalışanlarına baskı ve şiddet yapma hakkına sahip değildir.
Bu baskı ve şiddeti siz iş yaparken çalışanlara daha beter bir yöntemle köşe tutucularıyla nasıl yaptıklarını düşünün.
Basiret yoksunu kişiliğini satmış olanları insanlığını kaybetmemiş çalışanların başına yönetici yapan bir zihniyetin sonu çoktan gelmiş demektir.
Yere düşen bir fikri o fikri ayakta tutanları yok ederek kaldırmak isteyenler düştükleri yerden kalkamayacaklardır.
Çünkü itibarı iki paralık olan her kurum için tarihin boşluğunda kurumlar adına çöplük yeri çoktur.
Kurumları çöp eden zihniyetlerde çöptür.
 
Bir asır önceki Serv haritasının çizildiği düşünce kuruluşuna 2009 yılında üye olan bu ihanet kurumunun yönetim kurulu başkanı bu düşünce kurumuna ülkemizin Türk Mevsimi bölünme ve parçalanma projesi adına mı ajanlık yapmaktaydı? Soru çok açık ve net…Cumhuriyet Savcılarına kitabım sonrası ikinci ihbardır. 2009 yılından bu yana açık olarak gazete köşelerine de haber olmuş kendi sitesinde de buraya üye olduğunu belirtmiştir.
 
Bu ihanetin emrinde siyasi partilerle bu ülkenin gidebileceği yer vatanın ve milletin bölünüp parçalanmasıdır.
 
İhanete devam etmeyecek olan siyasi partilerin çıkıp bunu halka ilan etmeleri gerekir. Sermaye derin devletinin ve Türk Mevsimi ihanetinin sonunu getireceğiz diye söz veren tek bir siyasi fikir yoktur. Hepsi çöptür.
 
Türk Milleti devrimle getirecektir bu ihanetin sonunu…. Gerçeklerle yüzleşemeyenler, yalanlarla ve talanlarla boğulur ve yok olurlar…
Karın Tokluğuna ve Ölümüne Bankacılık // Türk Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
“Sevdiği işi yapan bir insanın sevdiğinden,
Sebepsiz yere koparılması ne içindi?
İyi yetişmemiş bir ham meyve miydim?
Ya da ham olanlar mı iyi yetişmiş meyveyi dalından kopardılar?
Bir insanın yaptığı işten utanır hale getirilmesi,
Nasıl bir zulümdür, ancak yaşayan bilir,
Yabancıya peşkeş çekilen bankacılık sektörü,
Hem çalışanlara hem de müşterilerimiz Türk Milletine,
Adeta esir alma taarruzuna geçmişti,
Her kredi, her kredi kartı cephede bir yurttaş vuruyordu,
Çalışma şartları her gün kötüleştiriliyor,
İtiraz eden bir veya iki kişiyi geçmiyorduk,
Çünkü birilerine bizim insan olduğumuzu,
Ve kendilerinin insanlıklarını kaybettiklerini,
Hatırlatmaya ihtiyaç vardı.
Çocukluğumda bankanın içine girmeye utanırdım,
İçeride ne yapıyorlar diye çok merak ederdim,
Sonra ilk işe girdiğimde inanılmaz bir itibarı olan meslekti,
Bunu biz Türkler başarmıştık.
Sonra 12 Eylül 1980 darbesi niyetini gösterecek,
Bu değeri birileri yok edecekti,
Abuk subuk kampanyalar yapan ve iş yaptığını zanneden,
Hedef manyağı zibidiler asıl bankacı biziz dediler,
Ve bize siz bankacılık bilmiyorsunuz demeye kalktılar.
Şimdi onlara soruyorum, nerede bizim kültürümüz,
Nerede bizim saygınlığımız, vefamız, değerimiz,
Nerede bizim insanlığımız ve siz şimdi neredesiniz?
Müşterilerin kapılarına dilenci ve bankacı giremez,
Kim yazdırdı?
Eskiden bizim açamadığımız ve itibar görmediğimiz,
Bir kapı var mıydı? Sahi siz batıdan gelmiştiniz değil mi?
Bize bankacılık öğretirken birde insanlık unutturma göreviniz vardı,
Y ada batıya özentiydiniz.
Her mesleğe uygun bankacılık diye bir rezalet ürettiniz,
Verilen hedefi tutturmayan çalışanı rencide ettiniz,
Beş yapana on hedef, on yapana yirmi yeni hedef verdiniz,
Doymak bilmeyen canavara dönmüştünüz,
Sadece genel müdür ve yanındaki üç beş merdiven iyi kazandıkları için,
Ve kazandırdıkları için patrondan aldığı aferini birde bize satmaya kalkıyordunuz,
Yabancı bankaların cebini doldurmak aslında yabancı ülkeye hizmetti,
2 milyar dolara satılan banka 1 milyar dolar kar üretmeye başlayınca,
İştah çok artmıştı çok.
Ekonomi süperdi, sadece para ağaları için,
Halk ve çalışanlar adeta kan ağlıyordu,
Karın topluğuna ve ölümüne bankacılıktı bu,
Feryadımızı duyan olmuyordu.
Şimdi duyuldu,
Demek ki amaç buydu!”
“Bankacılık bir ülke için mutlaka milli olmak zorundadır. Satılmaması gereken en stratejik kurumlardan biridir. Çünkü her yabancı banka bir damardır ve o damarda taşıdığı kan kendi bünyesine uymayan bir niyettir. Her an kalbi patlatacak darbedir aslında. Son otuz beş yılda yaşanan tüm krizlerin ve vurgunların ve en son bankaların satılmasıyla bu iflasın eşiğine bu şekilde gelinmiştir. Siz bakmayın onların işler iyi olduğuna alışmışlar çok götürmeye, bağlı oldukları patronda kızar zaten. Neden para kazanmıyorsunuz diye. Bizde bittik diyoruz. Daha ne alacaksınız? ” / Önder Karaçay

Kurumlarda Ölür // Sır Mensur Şiirler // Önder Karaçay

“Ölüm hep kafamı kurcalardı,
Beklenmeyen bir anda,
Davetsiz misafir gibi geldi.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder