Ruhları tutsak olanlar bedenleri tutsak etmeye kalkıyorlardı,
Gözünde tamahkar bir parıltı olanların eserleri böyleydi,
Vicdan mahkemesinde yargılanacaklar, tarihin önünde tutuklanacaklardı.
İdeal daha ölmemişti düşüncelerde, ruhlarda!
Bu çaba dünyayı, insanlığı zalimlerden, ifritlerden kurtarıyordu.
Haklı olmak sanki sadece gücü ele geçirebilmekti.
Halk sivil örümceklerin ağında kıvranıyordu.
Öfkelendirmiş olmak suçtu!
Her şey bayatlıyordu, hak arama derdi hariçti…
Eski bir değirmenin yaşlı dişlileri yine de aynı alışkanlıkla öğütüyordu,
Korkunçtu gerçekler,
Ve suçtu gerçeği savunmak!
Gerçek adına davranmak zorba güçlerin karşısında olmaktı,
Gerçek yaşam istibdatları ile insanları ezenlerin düşmanıydı,
Gerçeğin sırrına eren ruh asla öldürülemez, yok edilemezdi.
Yaşamda değerli olan her şey uzaktı,
İnsanların çoğu ise kötü olmaktan çok burunlarının dibini görebilecek kadar avanaktı!
Vurdumduymazlık, tembellik, bana necilik rahattı.
Sadece karınları acıkınca parlayan gözleriyle sokağa yayılırlardı,
Sırtlarına bindirilmiş ağır işlerin yükü nede olsa ağırdı,
Bütün günlerini karın tokluğuna öldürecek işleri vardı,
Makineler, sinir harbi işler kas gücünü ve enerjilerini emip bitiriyordu.
Günler arkada bir iz bırakmadan akıp gidiyor,
Yaşamın farkına varmayanlara mezar her gün bir adım daha yaklaşıyordu.
Uzun yılların birikmiş yorgunlukları insanı mücadeleden alıyordu,
Oyundan alınmış haliyle kendini oyunda sanıyordu,
Oyunu oynayanlar sinsice gelecek çalıyordu.
Uyanış yaşamın tekdüze gidişine karşı küçük bir kıvılcımdı,
Değişimler karşısında uyanamayanların yüzünden,
Yeni her değişim boyunlarına geçen boyunduruğu ağırlaştırıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder