Osmanlının Sonu Gibi // Yüzleşmek // Önder Karaçay

Osmanlının Sonu Gibi // Yüzleşmek // Önder Karaçay
Türkiye Cumhuriyetinin 1950 başlangıçlı karşı yıkım niyeti özellikle son otuz beş yılı Osmanlının sonu gibi.
Tarihten ders almayanlar için tarih kendini tekrar eder. Bu sebeple tarih tekerrürden ibarettir derler. Mehmet Akif Ersoy’u hatırlamamak ne mümkün; insan ibret alsaydı tarih hiç tekerrür eder miydi?
Osmanlı dış savaşlar kadar da kendi içindeki kavgalar, kardeş ve taht kavgaları, iktidar kavgalarıydı. Bu kavgalar enerjisini ya dinsel ya da etnik söylem ve eylemlerin kutuplaşmasından kaynaklanırdı. Bu iç kavgalar devletin güçsüzleşmesine ve zamanla çökmesine sebep olmuştu.
Özellikle son on dört yılda dinsel, ırk ve mezhep temelli iç çatışma, ayrımcılık, bölücülüğün ürettiği kavga enerjimizi boşa harcamaya sebep olmuştur.
Devleti yönetenler hazine yönetimini sadece padişahın sarayı ile gördüğü için o günkü dünya sermaye tefecilerine borçlanarak hazine boşaltılmış bunun sonucunda Osmanlı çökmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Osmanlının borçlarını da üstlenmiş ve ödemiştir.
Osmanlı II. Abdülhamit zamanında donanmaya önem vermemiş ve gemilerin Haliç limanında çürümesine yol açarak düşmanın ülkeyi denizlerle işgal etmesinin yolunu açmıştı. Donanmanın kurumsal işlevi, kültürü ve birikimi bir devletin hele üç tarafı denizlerle, iki stratejik boğazı olan ülkemiz için en önemli askeri güçtür. II. Mahmut Osmanlı kara gücü olan Yeniçerileri kaldırmış, II. Abdülhamit donanmayı yok ederek devletin yıkılmasında son ve en büyük yanlışı yaparak kısır iç çekişmelerle, Anayasa tanımayarak 33 yıl halka adeta istibdat yaşatmıştır. Türkler yirminci yüzyıla donanmasız girme sebebi budur.
Birinci dünya paylaşım savaşında itilaf devletleri hiçbir engelle karşılaşmadıkları için Gelibolu yarımadasına kadar gelebildiler.
2008 yılında Türk Donanmasını hedef alan kumpas davaların amacı Amerika’nın bir oyunu olup Karadeniz’e girmek amaçlı bir niyettir. Neticede Kırım, Ukrayna gibi bölgede yaşanan Ruslarla ilgili didişmeleri burayı sıcak bir savaş alanına çevirerek hem Rusyayı hemde ülkemizi geri kalmasına yol açacak savaş ve yıkım niyetidir.
Osmanlı zamanında en büyük hata askeri güçlerin tamamı İstanbul’da toplanmıştı.
Bugünde nüfusun üçte biri, ekonominin yarısı İstanbul demektir. Bu çok büyük bir stratejik hatadır.
İmparatorluğun ömrü ancak iyi bir donanmaya sahip olmak ve düşmanı caydıracak bir kıvraklığa, güce, birikime sahip olması çok önemliydi. II: Abdülhamit nedense bunu yapmadı ya da yapamadı.
2008 yılında bir cemaatin devletin kurumlarına sızarak iktidarla birlikte adaletin imkanlarını kullanıp batı çıkarına Türk donanmasını hedef alanların II. Abdülhamit hayranları olması kimseyi şaşırtmamalıdır.
Osmanlı özentilerini her yaptıklarıyla göstermişlerdir.
Cumhuriyetimizin doksan yıllık birikimlerini özelleştirme yoluyla milli ekonomiyi bitirmek isteyen liberalizmin aracılarıyla cebe indirerek çok büyük bir çöküş yaşamanın eşiğine geldiler.
Üretimi, yer altı kaynaklarına ait maden ruhsatlarını küresel şirketlere sattılar.
Telekom, bankacılık gibi çok stratejik sektör ve kurumlar yabancıların eline geçti.
İthalat, borç ve tüketime düşük gelir ile toplumu esir ederek bağımlı bir ekonomi ile aynı Osmanlı gibi kapitülasyonları hatırlatan bir süreç yaşatmaktadırlar.
Medya ve hukuk siyasetin talepleri ve istekleri doğrultusunda adalet öldürüldü.
Mustafa Kemal Atatürk gibi ilerisini görebilen bir dahiye tarih sahne verdiği ve o da bu rolü çok başarılı oynayarak tarihin en önemli insanlık projesi devleti olan Türkiye Cumhuriyetini kurdu.
Bugün insanlığın düşmanları terörle, tehditle, kinle, hırsla bu projeyi yine Osmanlı kaderini yaşatmak için çabalıyorlar. Dış siyasette Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ mucize siyasetini terk ettikleri için yalnızlaşmış, tüm komşularımızla düşmanlık çizgisinde savaşın eşiğinde ne yapacakları, ne yaptıkları belli olmayan bir serüven gibi devlet yönetme ciddiyetinden uzak acizlik yaşanmaktadır.
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Kitabının Yazarı
Mustafa Kemal Atatürk gibi ilerisini görebilen bir dahiye tarih sahne verdiği ve o da bu rolü çok başarılı oynayarak tarihin en önemli insanlık projesi devleti olan Türkiye Cumhuriyetini kurdu.
YanıtlaSilBugün insanlığın düşmanları terörle, tehditle, kinle, hırsla bu projeyi yine Osmanlı kaderini yaşatmak için çabalıyorlar. Dış siyasette Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ mucize siyasetini terk ettikleri için yalnızlaşmış, tüm komşularımızla düşmanlık çizgisinde savaşın eşiğinde ne yapacakları, ne yaptıkları belli olmayan bir serüven gibi devlet yönetme ciddiyetinden uzak acizlik yaşanmaktadır.