Durumdan Vazife Çıkarmak // Görülen Lüzum Üzerine // Önder Karaçay

Durumdan Vazife Çıkarmak // Görülen Lüzum Üzerine // Önder Karaçay
Olağanüstü hal ilan etmek yasal bir darbedir.
Olağanüstü hal durumdan vazife çıkarmak deyiminin uygulamasıdır.
Çünkü durumdan vazife çıkarılmış gibi gerekçesi çok net anlaşılmayan ve yasalara sığınılarak alınmış yetkiyle gerekçe üretmek hakkı doğuracak bu durum oluşan koşullar karşısında, yanlış gidişi düzeltmek ereğiyle işe el koymak niyetli bir darbedir. Sorun bunun sonunun nereye gideceğinin belirsizliğidir.
Olağanüstü hal yasaklarına baktığımızda durumun hiçte kişi hak ve hürriyetine uzanmayacak boyutta olmadığını çok net görmekteyiz.
“Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MGK’nın da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir” ifadelerini içeriyor. OHAL Kanunu’nun 27. maddesine göre, bölge valisi, olağanüstü halin gerektirdiği durumlarda mahalli idarelerin organlarınca alınacak kararlar ile tesis edilecek tasarrufların tamamının veya belli konulara ilişkin olanlarının; il merkezinde kendisinin, görevlendirilmesi halinde il valisinin ve ilçelerde kaymakamların onayı ile yürürlük kazanmasını kararlaştırabilecek. Anayasanın 121. maddesinde “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler (KHK) çıkarabilir. OHAL’e gerekçe oluşturan konularla sınırlı olabilecek bu KHK’lar Anayasa Mahkemesi’ne taşınamayacak. Kaynaklar, 4 gün olan anayasaya karşı işlenen suçlardaki gözaltı süresinin yeni düzenleme ile 8 güne çıkartılması konusunda kısa zamanda adım atılabileceğine işaret ediyor. OHAL Kanunu’na göre ise hükümet şunlarla yetkili olacak:
– Belirli yerlerde yerleşimi yasaklamak,belirli yerlere girişi, buralardan çıkışı sınırlamak, belli yerleşim yerlerini boşaltmak veya başka yerlere nakletmek.
– Öğrenime ara vermek, yurtlara süreli veya süresiz olarak kapatmak.
– Gazino, lokanta, birahane, meyhane, sinema, tiyatro ve benzeri eğlence yerlerini, otelleri, konaklama tesislerini denetlemek, bunların açılma-kapanma zamanını tayin etmek ve bu yerleri olağanüstü halin icaplarına göre kullanmak.
– Tüm haberleşme araç ve gereçlerinden yararlanmak, geçici olarak el koymak.
– Tehlike arz eden binaları yıkmak. Zaruri ihtiyaç maddelerinin dağıtımını düzenlemek.
– Temel ihtiyaçlarla ilgili tedbir almak. Bunları depolayın, fahiş fiyatla satanları için kapatma dahil önlem almak.
– Kara, deniz ve hava trafik düzenine ilişkin tedbirleri almak, ulaştırma araçlarının bölgeye giriş ve çıkışlarını kayıtlamak veya yasaklamak.
Sokağa çıkma yasağı
– Sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak.
– Belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak.
– Kişilerin; üstünü, araçlarını, eşyalarını aratmak ve bulunacak suç eşyası ve delil niteliğinde olanlarına el koymak.
– Kimlik belirleyici belge taşıma mecburiyeti koymak.
– Gazete, dergi, broşür, kitap, el ve duvar ilanı ve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmış olanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklamak veya izne bağlamak; basılması ve neşri yasaklanan kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuayı toplatmak.
– Söz, yazı, resmi, film, plak, ses ve görüntü bantlarını ve sesle yapılan her türlü yayımı denetlemek, gerektiğinde kayıtlamak veya yasaklamak.
– Hassasiyet taşıyan kamuya veya kişilere ait kuruluşlara ve bankalara, kendi iç güvenliklerini sağlamak için özel koruma tedbirleri aldırmak veya bunların artırılmasını istemek. Her nevi sahne oyunlarını ve gösterilen filmleri denetlemek, durdurmak veya yasaklamak.
– Ruhsatlı da olsa her nevi silah ve mermilerin taşınmasını veya naklini yasaklamak.
– Her türlü cephaneler, bombalar, tahrip maddeleri, patlayıcı maddeler, radyoaktif maddeler veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler ve boğucu gazlar veya benzeri maddelerin bulundurulmasını, hazırlanmasını, yapılmasını veya naklini izne bağlamak veya yasaklamak. Kamu düzeni veya kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların bölgeye girişini yasaklamak.
Toplantı ve gösteri
– Güvenliklerinin sağlanması gerekli görülen tesis veya teşekküllerin bulunduğu alanlara giriş ve çıkışı düzenlemek, kayıtlamak veya yasaklamak,
– Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak.. izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak.
– İşçi çıkartmalarını işverenin de durumunu dikkate alarak üç aylık bir süreyi aşmamak kaydıyla izne bağlamak veya ertelemek.
– Dernek faaliyetlerini; her dernek hakkında ayrı karar almak ve üç ayı geçmemek kaydıyla durdurmak.
– Anayasanın 121. maddesine göre, suçluların eylemin ardından başka ülkeye geçmesi halinde ilgili ülkenin onayıyla sınırötesi operasyon yapmak.
– OHAL’in koordinasyon görevi Başbakan veya ilgili bakanlıkça sağlanacak.
– Bunun için ilgili bakanlıkların temsilcileriyle Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu kurulacak. Kurulun görevleri yönetmelikle belirlenecek. Bölgelerde, bölge valileri atanacak ve buralarda olağanüstü hal kurulu oluşturabilecek. İllerde de olağanüstü hal büroları kurulabilecek.
– Alınan kararlar yayın araçlarıyla ya da sözlü olarak duyurulabilecek.
– OHAL kapsamında kullanılan mallarla ilgili olarak çalışanlara belge verilecek ve bunun karşılığı ödenecek. Geçici süre ile taşıtlara ve mallara el konulabilecek.
Şiddet olayları
– Bölge valileri şiddet olaylarını emrindeki kuvvetler ve kolluk kuvvetleriyle bastırabilecek. Yeterli gelmezse bölgedeki en büyük askeri komutanlıktan yardım istenecek. Komutanlıklar bunu hemen yerine getirmek zorunda olacak.
– Bölge valisi ile ilgili komutan kolluk güçleriyle askerin ortak çalışmasını sağlayacak.
– İl valileri de bastıramadıkları olaylarda bölge valisinden yardım isteyebilecek.
Silah yetkisi
– Kolluk güçleri ile görev verilen özel kolluk kuvvetleri ve TSK mensupları görevlerini yaparken silah kullanmayı gerektiren koşullarda silah kullanma yetkisine sahip olacak.
– Teslim ol emrine itaat edilmemesi, karşılık verilmesi veya meşru müdafaa hallerinde doğruca ve duraksanmadan ateş edilebilecek.
– Silah kullananlarla ilgili olası soruşturmalar tutuksuz yürütelecek.
– Bölge valileri silah kullanma yetkisi ile ilgili olarak emir yayımlayabilecek.
– Özel maksatla telaş ve heyecan doğuracak asılsız haber yayanlar 3 aydan 1 yıla kadar hapis ve 5 bin liradan az olmamak üzere ağır para cezası verilebilecek.
– Yabancılarla anlaşarak ya da basın yoluyla bu suç işlenirse ceza artacak.
– Vali, tedbirlere aykırı hareket edenleri, emirleri dinlemeyenleri, istekleri yerine getirmeyenleri, sahte kimlik bildirenleri 1 aydan 6 aya kadar cezalandırabilecek.
– Bölge valisi görevlerini yapmayan memurlara disiplin cezası verebilecek.
– Bu kanunla verilen yetkilerle ilgili açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararı verilemeyecek.
– Kanunun nasıl uygulanacağı konusunda yönetmelik çıkartılacak.
Bu olağanüstü hal kararının tek anlamlı akla uygun açıklaması darbenin arkasındaki gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek ve darbe sonrası yapılanlarla ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemek, gazete ve gazetecileri susturmak, gerçekleri gizlemek olabilir.
Ya da 12 Eylül 1980 darbesi gibi olağanüstü hal kararı almak darbeyi yapanlar yerine kendini yasaların verdiği yetkiyi kullanarak sermayeyi korumak amacıyla da yapılmış olabilir. Bütün bunları bugün taze taze soruyoruz ve takipçisi olacağız. Zamanla nasıl olsa hepsi anlaşılacak. Kimin haklı olduğunu zaman söyleyecek. Umarım yanılan yine biz oluruz.
Tamda herkes darbeye karşı birleşmiş derken birde baktık dün alınan olağanüstü hal kararı ile otuz altı yıl geriye gitmişiz.
Aynı 12 Eylül’de Kenan Evren’i destekleyen halkın oranının % 90 gibi bir seviyede darbeyi doğru bulmak ve desteklemek yanlışı yine örtülü sivil darbeyi halk demokrasiye sahip çıktı algısına dönüştürülüyor.
Kalkışmanın altından çok büyük bir terör örgütü çıktı ya da öyle bir izlenim verilmek isteniyor.
Gözaltı ve görevden uzaklaştırmalar ile elli bini geçen insan suçlanıyorsa bu ya küçük bir kalkışma değil ya da bu bahane edilerek bu girişimin yönü sivil bir darbeye dönüştürülmek isteniyor.
Darbenin ilk başlangıcında küçük bir azınlık dedikten sonra bu kadar büyük bir işbirlikçi güç ise bunun önceden neden tedbiri alınmadığı ilan edilen olağanüstü hal fazlasıyla açıklamaya yeter.
Amaç demokrasi tramvayından inilmiştir demek midir diye sormak geliyor insanın içinden.
Olağanüstü hal ilan etmenin gerekçesi anlaşılmadığı gibi izah da edilememiştir.
Niyeti sakil bir karardır.
Otuz beş yıl sonra böyle bir karar almak zorunda kalmak kararı alanlar için hem gelinen nokta açısından büyük bir soru işareti hem de demokrasi bunun neresinde dedirten hangi demokrasinin nöbetidir sorusunu haklı çıkarmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti sadece hükümet ve kanun hükmünde kararlarla yönetilebilecek bir devlet değildir. Kanun hükmünde kararnameler ile devlet yönetmek demek bu kararların Anayasa Mahkemesine taşınamayacak olmasıdır. Hukuk devleti içinde demokrasi kazandı diyeceksiniz, hukuku devre dışı bırakacak karar alacaksınız. Asıl darbenin bu olduğunu söylemek artık daha gerçekçi olacaktır. Demokrasi kazandı ve demokrasi nöbetindeyiz söylem ve eylemleri de ortada kalmıştır.
Bu kararın niyeti karardan çok daha fazla önem kazanmıştır. Çünkü ne için bu karar alındı anlaşılmamıştır.
Ya da kamuoyundan saklanan nedir?
O hal ve baskılar bitti diye on dört yıldır uyguladığı baskıda finali olağanüstü hal ile yapan bir zihniyetin uğradığı darbe karşı bir darbeyi daha da ciddi hale mi getirdi?
Tepesine bombalar yağarken TBMM’sini terk etmeyen vekillere karşı ve dolaylı Türk Milletine karşı bir darbedir. Meclise vefasızlık yapılmıştır. 4 Mayıs 2016 tarihinde ki darbeye Cumhurbaşkanı yeni bir darbe daha eklemiştir. Ve ülkemizi hiç gereği yokken 12 Eylül döneminde olduğu gibi bir sıkıyönetim seviyesine taşıyabilecek sürece sokmuştur.
Darbenin yapılmasının birinci günü bu nasıl bir darbe diye sormuş ve “maskeli darbe” yazımla sorguladığım her soru işareti düşündüğüm gibi ne kadar üzücü de olsa doğru çıkmıştır.
Cumhurbaşkanı bir gün önce çok önemli bir karar aldık derken toplantı yapmadan bu kararı kiminle aldı veya aldınız? Ya da sadece kendi kararınızı size biat eden hükümetin bakanlar kuruluna kabul ettirme toplantısı yapıldığı anlaşılmıştır.
Eğer finans ve sermaye tarafından gelebilecek bir tehdide karşı bu yapılmışsa yine yanlıştır. Bunun tedbiri olağanüstü hal değildir. Olağanüstü hal ister istemez halka yansıyacak baskı oluşturacaktır. Bilakis bu sermayeyi korumaya yöneliktir.
Darbe gerçekleşmiş olsaydı olağanüstü hal yine olacaktı. Darbeye karşı olup darbe yapanların uygulamalarının yapılması karşı darbe değil de nedir?
Olağanüstü hal gerektirecek kadar sorun büyükse bizim ne kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu da gösterir.
Gelişmelerin gidişatına göre Cumhurbaşkanı daha bakanlar kurulu toplantısı yapılmadan önemli bir kararı açıklayacağız demesi kendi kendine olaya hallenmek anlamına gelir. Burada yoğun algı Cumhurbaşkanının tek başına aldığı ve dayattığı bir karar olduğudur.
Olağanüstü hal kararı demokrasiyi korumaz hatta demokrasiyi rafa iyice kaldıran süreci başlatır.
“20 Temmuz 2016 tarihinde alınan olağanüstü hal kararı 15 Temmuz 2016 tarihinde yapılan darbe girişimi ve sonrasında gözaltı ve görevden uzaklaştırmalar ile algısı değiştirilen kararlarla yasaların verdiği yetkiyle yapılmış 12 Eylül 1980 askeri darbenin tersi sivil bir darbedir.”
Bundan yaklaşık altı ay önce Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevi durumdan vazife çıkarmak değildir diye yazmıştım, bugünde işine gelince Anayasa tanıyan, gelmeyince tanımayan Cumhurbaşkanı Anayasadan aldığım yetki ile olağanüstü hal ilan ediyoruz demesi çok manidardır ve asıl darbe budur. Askeri darbe girişimini gölgede bırakacak ve her insanımızı otuz altı yıl geriye götüren bu kararın su götürü bir gerekçesi olmadığı önümüzdeki günlerde yapılanlarla ortaya çok daha net çıkacaktır. Ne kadar demokrasiyi korumak için ne kadar demokrasiyi tamamen yok etmek için yapıldığı anlaşılacaktır. Yazık oldu ülkemize ve milletimize.
YanıtlaSil