18 Temmuz 2016 Pazartesi

Korkuya Dayalı Paranoya ve Güç Zehirlenmesi - Önder Karaçay


Korkuya Dayalı Paranoya ve Güç Zehirlenmesi 
                                                                                             Önder Karaçay
“Güç zehirlenmesi ile güçlü davranmak güç değildir. İnsanların yüreğinde yer edip gönül köprüsü kurarak kalıcı olmayı başarabilmek güçtür.” 
                                                                                                                        Önder Karaçay
Darbenin başarısız olması hepimizi sevindirmiş olmakla birlikte ölümler üzmüş, askerlerimizin linç edilmesi üzmüş, halkı sokağa davet edenler bunun yolunu açmış ve halkın arasına terörist tipler din adına cihat yapmak gibi çok tehlikeli bir sürece gidebilecek sakıncalı işler hepimizi üzmüş ve üzmeye devam etmektedir.
Devleti yönetenler yaşanan ne olursa olsun paranoya ve korkaklıkla beslenen bir güç zehirlenmesi içinde kitleleri harekete geçirirken çok dikkatli olmalıdır.
Karşısında kim olursa olsun insaf sınırını aşan bir suçlama ve yargılama yolu maddi delilsiz asla yapılmamalıdır.
Çünkü bu yapılırsa güç zehirlenmesi içine gireni o an kurtarır, güçlendirir yalnız ileride bumerang gibi çok daha tehlikeli geri döner.
Bu sebeple devlet yönetenlerin bumerang etkisini düşünmeleri elzemdir. Bir kaç kişi idam istiyoruz demekle idamı yasalaştırmak ve bunun sözünü vermek doğru değildir.
Saldırgan ve kinci öfke korku temelli gücün karanlık yüzüdür.
Paranoya bitmez bu karanlık güç ile zehirlenen o yola saptığı andan itibaren o kişi veya kişilerin kaderi bu baskı temelli duyguların eline sonsuza kadar geçer.
Paranoya ile güç zehirlenmesine yakalananlar güce denge getirmek yerine insafı sıfırlayarak o karanlığın içinde kendi paranoyasını artırdıkça kendine inananları da karanlığına dahil eder.
Kendi içinde önce kendine karşı demokratik olan bir kişi her hangi bir darbe, başarı veya başarısızlık karşısında bu duyguların eline geçmek yerine o görevi devam ettirmesi ettirmemekten çok daha tehlikelidir. Bu olgunluğu gösterenler bu karanlık güce teslim olmaktan, paranoyalardan kurtulur ve başka zarar üretmez.
Kin güce olan arzu yüzünden kişide oluşur ve büyür. Bu durum önüne çıkan herkesi tehlike olarak görmek gibi bir hukuksuzluğa, haksızlığa sebebiyet verebilir.
Bunu insana şeytan niyetin içgüdüsü sunar, şeytana uyan seçer.
Yönetmek zafiyeti genelde bu tür bir sonuçla gerçekleşir.
Güç zehirlenmesine yakalanan bir kişiyi gerçekle ve doğruyla buluşturmak, ikna etmek çok zor olmakla birlikte ne tür daha zararlar verebileceği öngörülemez.
Dünyanın en zor işi ön yargıları yok etmektir. Toplumsal olaylarda her kafadan bir ses çok sorumlu çıkmayacağı için çok kafa karışır ve ön yargılar keskinleşir.
Darbelerde çok çabuk gevşemekte çok abartmak kadar tehlikelidir.
Çünkü hukuksuz bir dayatma ve zorbalıktır. Kan akıtır, içinden çıkılmaz yollara ülkeyi ve vatanı sürükleyebilir.
Bu sebeple hukuk ve demokrasisi güçlü olan ülkelerde dayatma ve darbeler olmaz. Hukuk ve demokrasinin olmadığı hatta varmış gibi olduğu yargının bağımlı olduğu ülkelerde yargıyı kendilerine bağlı görenler, asker ve polisi kendilerine bağlı görenler o güçlerin halkın güçleri olduğunu bu paranoyaya kapıldığı ve korku ile güç zehirlenmesi yaşayan kişinin kullanmaya kalktığı bir tehlikeye dönüşebilir.
İşler tersine dönerse kendi aradığı hukuku bulamayabilir. Çünkü hukuksuz ve demokrasi olmayan bir devlette gücü ele geçiren güçsüzü ezer. Gücü kaybedince de ele geçiren ezeni ezer. Ve bunun sonu gelmez. Hukuk devleti ve demokrasiden uzaklaşılır.
Dayatma içinde bir kabalık zayıf kişiliklerin güç taklidi yapmalarıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder