19 Temmuz 2016 Salı

Dostumuzu ve Düşmanı Ayırmak Zamanıdır // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Dostumuzu ve Düşmanı Ayırmak Zamanıdır // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

2 09 2014 - 1
Dostumuzu ve Düşmanı Ayırmak Zamanıdır // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
İnsanlık tarihi boyunca kaleler hep içten fethedilmiş ya da bu girişimler hüsranla bitmiştir.
15 Temmuz 2016 akşamı, gecesi ve sonrasında yaşadığımızı tarihe bakıp ders almamız gerektiğini söylemiştir.
Çünkü Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılması sonrası Irak ile başlayan üçüncü paylaşım savaşı Suriye sonrası bize sıçramış başarıya ulaşması içinde bu darbeye maruz kalınmış hem ülkemiz hem de bölgemiz şimdilik büyük bir felaketi atlatmıştır.
Osmanlıyı parçalayan İngiliz emperyalizmi bugün karşımızda yine batı destekli Amerikan emperyalizmi ile aynı niyetle vatanımızı ve milletimizi bölmek ve parçalamak için böyle bir darbe girişiminde bulunmuşlardır. 1948 yılında Osmanlı zamanında Filistin topraklarına devlet kurmak isteyen lanetli fitne ve fesat toprakları satın alarak burada zorla, baskı ve şiddetle, kanla çakma geçmişi, kültürü, tarihi olmayan bir yapılanmadır. Bugün ki savaşın ve niyetin amacı bölgemizde ikinci çakma devletin kurulması ve ileride bu lanetli fitne ve fesadın devletinin büyümesinin yolunu açmaktı. Engellenmesi gereken budur. Kürt kardeşlerimiz 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana Türk Milleti ve devleti ile birlikte olduklarını ve bunu asla istemediklerini tüm zorluklara, baskı, şiddet ve teröre rağmen göstermişlerdir.
1950 tarihinde “YETER SÖZ MİLLETİNDİR” gafleti bu ülkeye ilk Nato’ya Kore’de savaşmak için askerimizin Amerikan çıkarlarına satılmasıyla başlamıştır.
O zaman başlayan bu dost görünümlü düşmanlık vatanımızda kaleyi içten fethetmek adına darbeler, ekonomik krizler, reform ve demokrasi söylemleri adında her felaketin arkasında kukla oynatan sözde dost görünümlü Avrupa destekli düşmanımız olduğunu eğer bugün anlamazsak yanlış yolda ilerleriz.
Bu darbeyi gerçekleştiren çetenin, terörün başı Amerika denen ülkedeyse bu darbenin o ülke tarafından ülkemizde üsleri, ülkemizde ajanları, ülkemizde televizyonları, ülkemizde şirketleri, işbirlikçi sermaye sahipleri olduğunu görmek zorundayız ve bu bağı hukuk içinde koparmak zorundayız.
Nitekim not kuruluşları ülkemizi tehdit eder gibi ülkemiz notu yatırım yapılabilirken şimdi sadece küresel şirket ve işbirlikçilerin aleyhine gelişecek diye tehdit eder gibi notun çöp seviyesine indirileceğini söyleyecek kadar hadlerini aşmışlardır.
Bu terör örgütünün başını ister bize versinler ister vermesinler. Bu konuda hiçbir pazarlığa gidilmemelidir.
Neticede diğer terör örgütünün başı bize teslim edildi de ne oldu sonuçta açılım, barış adı altında 2003 yılında Irak topraklarında bırakılan silahların ülkemize teröristlerle yerleştirilmesine ve yeni oluşturulan teröristlerin kara gücü olduğu söylemesine yol açıp 24 Temmuz 2015 tarihinden bu yana da askerimizin savaşmasına yol açmıştır. Burada ülkemizi yönetenlerin başta bugün ki Cumhurbaşkanının bu terörü üreten ve besleyen ülke Amerika’nın şer projesinde eş bakan olması en büyük suçtur ve yargılanmalıdır. Bu Cumhurbaşkanıdır, bu Başbakandır diye ayrım yapılırsa bu ülke yine demokrasiye kavuşamaz.
Sivil hukuksuzluk ve faşizm devam eder. Cumhurbaşkanı yargı önünde adil yargılanmalı ve aklanarak haklı ise görevine devam etmelidir.
Çünkü aynaya bakmak ve yüzleşmek zamandır. Eğer yüzleşmezsek yaşların tamamı yargılanmaz, yaşların yanında bazı kurular da yanar. Yeni bir yara daha açılır.
Çok dikkat çekici bir durum daha şudur. Amerika adına dış işleri bakanları Avrupa adına sorumlu kimse onunla birlikte İncirlik üssünün tehlike altında olduğunu burada bulunan hidrojen bombalarının risk altında bulunduğunu ve sorumlu ülkenin ülkemiz olduğunu beyan ettiler.
Birincisi ülkemizde yaşanan darbe ve vahşetin akıttığı kan, acı, gözyaşının yanında sizin maddi silahlar derdine düşmeniz bizi şaşırtmamıştır.
Nato’dan çıkarırız tehdidine Nato’dan biz çıkıyoruz ile cevap vermemiz lazımdır. Avrupa Birliğine almayız diyen riyakarlara altmış yıldan bu yana siz zaten almayacağız oyunu ne için oynadığınızı biliyoruz. 2001 yılı krizi ile kurumlarımızı ele geçirme operasyonu içindi. Küresel sermayeye neşter vurarak hukuk içinde kamulaştırmaları başlatarak bu sorunu da çözmeli ve Avrupa defterini kapamalıyız.
Öncelikle Rusya, Azerbaycan, Iran, Irak ve Suriye ile ortak güvenlik anlaşması sağlanmalı Irak ve Suriye’nin bölünmesi engellenmeli, her iki ülkenin bütünlüğü korunmalı, burada yapılan nüfus değişikliklerinin tersi yapılarak terörist tüm unsurlar temizlenerek Amerika’nın kendi ülkesine dönmesi ve burada ne işiniz var denilmelidir.
Sonra 2023 Cumhuriyetimizin 100. Yılında Çin’e kadar olan bölgede Türk devletleriyle Türk Birliği kurulmasının girişimleri derhal başlatılmalıdır. Ortak Türk Pazarı kurulmalıdır. Dünyada kendi kendine yeten ekonomi olmalıdır. Atatürk’ün hayalide böylece gerçekleşmiş olacaktır.
Vatanımızın dünyanın en stratejik bir noktası olduğunu ve düşmanımızın çok olmasının normal, dostumuzun az olduğunu bizim bizden başka dostumuz olmadığını ve bunun karakterli duruşumuzu çok daha güçlendirmesi gerektirmektedir.
Önce hesaplaşacağız, normalleşmek için demokratikleşeceğiz ve bunu milli siyaset, milli hukuk, milli sermaye, milli üretim, milli şuurla gerçekleştirmemiz gerekir.
Herkes kendi içindeki kin ile değil evrensel hukuk, insan hakları, çoğulcu eşitlik, eşit paylaşım ilkesi ile hareket etmek zorundadır.
Kimse kimseden üstün değildir, kimse de kimseden aşağı değildir. Herkesin midesi eşitse, cebinin büyüklüğü de aynı olmalıdır. O zaman sermayenin kölesi ve koruması olmamamız gerektiğini ancak idrak edebiliriz.
Bu darbe hepimizin ufkunu açmalıdır. Darbeyi yapanların emperyalizm olduğunu, emperyalizmin uzun kolunun kapitalizm olduğunu, milletimiz adına yönetimin bu kapital emrinde devam ederse bunun faşizm olduğunu artık görmek zorundayız.
1950 yılından bu yana HER MAHALLEDE BİR MİLYONER üreteceğiz zihniyeti bugün her yandaşın milyar dolar sahibi edildiği ve bu sebeple işsiz ve geçim sıkıntısı yaşıyoruz. Üretilen milli gelirin bu milyarderlerin cebine girdiğini yüksek dille seslendirmez ve asıl devrimin bu konuda yapılması gerektiğini istemezsek aynı yanlışın devamını bırakın bu sermaye kendini güvence altına almak için yine asker, polis, borsadan parayı çekmek vb gibi tehditlerle bizi sömürmeye devam ederler.
Hukuk içinde kalarak acımayacağız. Acıdığımız için acınacak hale geldik. Bizim geleceğimizi kanunla korunan sistemle sömürenlere hangi akıl ve vicdanla acıyabiliriz.
Zaman dostu da, düşmanı da bize çok net olarak göstermiştir. Düşmanı görmek ve düşmanı bertaraf etmek, bu emperyalist niyetleri içimizde yaşatmamak bizim direnişimizin, milli birlik ve beraberliğimizin şekline göre şekilleneceğini bilmemiz gerekir. Bu vatanın eşit olarak sahibi isek hepimiz, kaynakları da eşit bölünmelidir.
Gerçeği sadece dost olanlar söyler, işine geleni düşmanlar söyler gerçeğini unutmamalıyız. Bu sebeple her olumlu gibi açıklama yapanlara da kanmayacağız. Geçmişte 12 Eylül 1980 darbesinin kimin için yapıldığını, 28 Şubat darbesinin kimin için yapılandığını görmezsek bugün dost ve düşmanı karıştırırız.
Düşmanın her zaman gözü kördür, kimi vurduğuna bakmaz, dost her zaman hedefini bilir ve kimi vuracağı hiç şaşmaz.
En tehlikelisi dost görünümlü içimizdeki düşmandır. Bu darbeyi de bu tür bir yapılanma ile yaptılar. Yalnız bu darbeyi yapanların arkasında yaptıran iç düşmanları bulup gerçek iç düşmanlara da ulaşmamız ve onlarında hakkından gelmezsek bu darbelerden asla kurtulamayız.
Ülkemizde darbelerin sebebi sermayenin bir taraflarda birikmesi ve eşitsizliğin artmasıyla bunu fırsat bilip ülke yönetimini dış desteklerle ele geçirenler olduğunu anlamak zamanıdır.
Hiçbir darbe iç desteğin çok olmadığı durumlarda başarıya ulaşamaz. Neticede askerimizin içinde yeteri kadar taraftar bulmadığı bulduklarını da sonradan taraf değiştirenler yüzünden kaybettikleri gerçeğini görmek zorundayız.
Paralarının, borsanın, kurun, faizin derdine düşenlerin sinsi beklentileri bitmelidir bu ülkede.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası sermayenin bir büyük döviz bürosu olmaktan çıkarılmalı ve Türk Milleti için fiyat istikrarı sağlayan bir kuruma dönüşmelidir.
Ekonominin bu birkaç zaman zaman haddini aşan, kirli ve kanunla korunan kamuflaj kriz ve darbelerden beslenerek bize karşı tehdit olan sermayenin çıkarı Türk Milletinin ekonomisi olmadığı artık anlamak ve kumar ticareti yapan, vergi ödemeden kanunla korunan borsayı offshore hale getirmiş, bankaları finans karakolu olarak kullanan, üretim yerine bireysel kredi ve kredi kartı gibi kanunla korunan tefeci zihniyetten kurtulmak için devrimle milli ekonomi yine Cumhuriyetimizin ilk yıllarında olduğu gibi tesis edilmelidir.
Basın ve görsel medya siyaset ve sermaye tekelinden kurtarılmalı, özel televizyona asla izin verilmemeli, tamamı kamulaştırılarak TRT bünyesinde konu bazlı kanal çeşitliği ile yine yargı gibi bağımsız, ilkeli, denetimli, milli çıkara dayalı yayın yapma konusunda hukuk içinde devrimle gerçekleştirilmelidir.
Siyaset ve sermayenin gazete çıkarma hakkı kaldırılmalı gazeteyi sadece objektif haber yapan ilkeli gazetecilere hukuk denetimli hiçbir baskı ve vesayetin olmadığı demokrasinin dördüncü gücü haline getirilmelidir.
Bu darbeyi Türk Milleti adına yaşayan iktidar muhalefetle birlikte kendilerine karşı yapılmış sayarak ilk günde gösterdikleri birlik ve dayanışmayı kamulaştırma ve devrim yasalarını çıkarmakta da aynı kararlılığı göstermelidirler.
Cumhurbaşkanı kesinlikle Anayasa dışına çıkmamalı ve hukuk içinde siyaset yapmadan görevini sürdürmelidir. Cami çıkışlarında kamera ve mikrofonla konuşmayı bırakmalı, her gün konuşmaktan ve gündem belirleme alışkanlığından vazgeçmelidir. Cumhurbaşkanı Türk devlet geleneğine uygun devlet adamı ciddiyetine bürünmeli sokak kültürü kabadayı tavır ve söylemlerden vazgeçmeli ki demokrasi yolunda yol alabilelim. Bildiğiniz gibi bir Cumhurbaşkanı değilim söylemi iflas etmiştir.
Başkan, Anayasa değiştirmek gibi konulara TBMM’nin harcayacağı zamanı yoktur. Çünkü bu devrim yasalarını çıkarmak ve uygulamak beklide bu meclisin bir daha ki seçime kadar hepsini gerçekleştirmek azına zamanı yetmeyebilir. Önemli olan acil duruma göre sıraya koymaktır.
Şahsi menfaatimiz kadar insan olmaktan vazgeçmezsek insanlığımızı tamamen yitiririz.
Dost ve düşmanı ayırmak noktasında devleti ve her kurumu yönetenlerin en ufak bir hata, hukuksuz ve başarısız işleri ortaya çıktığında yanlışın devam ediyor algısını vermemek için derhal istifa etmek kültürünü de ülkemizde yerleştirmemiz gerekir.
Darbeye karşı ülkemiz insanının hep beraber verdiği muhteşem tepki bizim milli birlik ve beraberlik adına sigortamızdır.
“Öyle devletler var ki; niyeti düşman kendi dost görünür, öyle şeytani planlarla yaklaşırlar ki; içi kötü dışı hoş görünür.”
Önder Karaçay

1 yorum:

  1. “Öyle devletler var ki; niyeti düşman kendi dost görünür, öyle şeytani planlarla yaklaşırlar ki; içi kötü dışı hoş görünür.”

    Önder Karaçay

    YanıtlaSil