4 Haziran 2018 Pazartesi

İktidar ve Despot Kişilikler





İktidar ve Despot Kişilikler - Önder Karaçay 

Gerçek anlamda iktidar toplum gücü demektir. 

Tarihte yaşananlar göstermiştir ki; toplumun gücünü toplum lehine kullanmak yerine gücü ele geçirenlerin kendi çıkarları için dayatmayla kullananlara despot iktidar denir.  

İnsan yönetilmez, iş yönetilir. Devlet yönetmeye talip olmak demek toplum lehine devletin işlerini adil ve hukuk kurallarına uygun ve hesap vererek yönetmektir. Devletin işleri yerine insanları yönetmeye kalkan her kimse o kişi despottur. 

Demokrasinin dört gücü vardı; 

1- Yasama erki,
2- Yürütme erki,
3- Yargı erki,
4- Bağımsız basın.

İktidar olmanın nimetlerini kötüye kullananların ilk yaptıkları iş bu dört erki kendi yetkilerine almalarıdır. 

Ağızlarından çıkanı yasa, hukuksuzluk ve birilerini kayırmak üzerinedir iktidar gücüne sığınanlar.  

Hukuksuzluk ve kuralsızlık kural olduğu için hesap vermez yalnız kendilerine hukuk ve kural hatırlatanlara hesap sormaya kalkarlar. 

İktidar gücü temsil yoluyla toplum adına liyakat sahibi olanlar yerine oy toplaması iyi bilenlere verildiğinde toplum kendi felaketini kendi eliyle tepeye taşır. İktidar toplum gücü olarak varlığını sürdürdüğü müddetçe sorun yaşanmaz. Ne zaman ki o gücü gücü temsil edenler kendi şahsi çıkarları ve yandaşları adına kullanmaya başladıkların da iş rayından çıkar. 

Geleceğimiz ile ilgili bizi endişeye düşüren iktidar gücü ile hırsına ve kinine yenilmiş zihniyetlere mahkum kalmaktır.  

Örgütlü cehaletin ve sömürgeci güçlerin en sevdiği yönetim şekli bütün gücün tek bir kişide toplanmasıdır. Hedeflerine ulaşmada aşılacak tek engel o kişidir. Eğer zaafları olan biriyse iş daha kolaylaşmaktadır. 

İktidar toplum gücü olarak bilinmesi ve uygulanması gerekirken, genelde çoğunun toplum adına gücü elinde bulunduranın şahsına ait bir erk olarak kabul görüldüğü için bir felakete dönüşür.

Bal tutan parmak yalar zihniyeti kendini böyle var etmeye devam eder. 

Güçler ayrılığının kaybolduğu toplumlarda iktidar ne zaman ne yapacağı bir kişinin niyetine ve insafına bırakıldığı için çok tehlikelidir. 

Toplum temsili sistemle yönetilmek zorundadır. Temsile taşınanların hizadan çıkmasını önleyecek olan hukuktur. 

Adaletin öldüğü toplum çürümüş devlet ise varlığını kaybetme tehlikesine düşmüş demektir.  

Toplum gücü iktidarı kendi şahsi gücü olarak kullanmaya başlayan tehlikeyi durduracak ve hizaya çekecek olan toplum adına hukuktur. Hukuk durduramıyorsa toplumun kendisidir. 

Gücü olmayan adaletle, adaleti olmayan iktidar gücünün bir araya gelerek güçlerini birleştirmesi bir toplum için en büyük felakettir. 

Nitekim son yıllarda askerlerimize, bilim insanlarına, gazetecilere sırf iktidarı ele geçirenler ile aynı düşüncede olmadıkları için yargı kullanılarak kurulan kumpasların bizzat iktidar tarafından itiraf edildiği asla unutulmamalıdır. 

Eğer hukuk yoksa ya da  var da görevini yapamıyorsa orada temsil yoktur dayatma vardır, zorbalık vardır, hırs vardır, tamah vardır, adaletsizlik vardır.

İktidara taşınmış ve toplumların tarihinde büyük sıkıntılar yaşatmış iktidarı şahsi çıkarları adına kullanan örneklere baktığımızda; 

"İktidar, temsile taşınan kişileri değiştirmez, despot kişiliği ortaya çıkarır." 

İktidarın tadını alanlar gizli niyetlerini derhal ortaya koyar ve aslında ne olduklarını kendileri ortaya çıkarırlar. 

İktidarı şahsi gücü adına kullananlar iktidarlarını kaybedeceklerini anladıklarında başvurdukları tek yol şiddettir. O şiddete faşizm denilmektedir. 

Gezi eylemlerinde gençlerine sahip çıkan on milyona yakın insanın sokağa çıkması sonucu iktidarı şahsi gücü adına kullanan o günün iktidarı masum insanları dinlemek, anlamak yerine, polis gücü ile şiddet göstererek sayısızca gencimizi ve çocukları polise emir vererek kendi şahsi çıkarını toplum çıkarından üstün görerek hayattan koparmıştır.  

İktidar on milyonu aşan ve her ilde meydanları dolduran kalabalıkları iktidarı için tehlike olarak gördüğü için şiddete başvurmuştur. 

Polis halkı koruması gerekirken iktidarın emrinde halka gösterilen bir sopaya dönüşmüştür. 

Dünyada bu tür iktidarların şahsi erk kullanmalarına faşizm denilmektedir. 

"Faşizm; kendini var edeni, zora düştüğünde yok etmeye kalkan ideolojidir. Faşizm bitmeden ne terör biter ne de kan durur. Faşizmin arkasında din tüccarları tarikat ve cemaatler ile işbirlikçi burjuva vardır. Bu şer üçgeni güç kaybettiklerinde faşizme başvururlar. Faşizme karşı tek çare milli birlik ve beraberlik içinde tüm güçlerin güç birliği yapmasıdır." 

Faşizmin itici gücü emperyalizm ve emrindeki gücü sermayedir. 

Halk sopayı elinde bulunduran iktidar aracılığıyla emperyalizm ve sermaye lehine faşizm aracılığıyla sömürülür. 

Bu yola tevessül edenler maddi ve manevi çıkarları karşılığında faşizmi uygularlar. 

Faşizm bir ego diktatörlüğüdür. 

Batı faşizminin pratiklerini kullanır. 

En kötü örneği de Hitlerdir.

Faşizmde akıl yerine yıkıcı duygular hakimdir. İstemediğini düşmanlaştırarak kötüler, suçlar, yok etmeye kalkar. 

Simgeleşmiş şiddet konuları tekrar edilerek toplumda nefret üretilerek toplumu bölmek ve birbirine düşürüp bundan nemalanmaya kalkmak bu tür iktidarların sık sık başvurdukları yöntemdir. 

Oldukça tanıdık gelmesi yakın tarihimizin bir öğretisidir.

Despot iktidarların olağanüstü hal gibi olağanüstü hukuksuzlukların olağan hale getirildiği dönemler sığındıkları en önemli limanlarıdır.

Tek bir kişi rol dağıtmaya kalkar. Ben ne dersem onu kabul edeceksiniz dayatmasıdır.  

Hiçbir toplumun geleceği bir kişinin niyetine, iki dudağının arasına sığmaz ve bırakılmamalıdır.

Faşizme karşı bölünmüş ve dağınık yakalanan toplumların çilesi uzun sürer. Toparlanma süreleri kurtuluşlarını belirler.

Tarihin her devrinde iktidarları rayından verdikleri cesaretle dalkavukları çıkarmıştır.  

William Shakespeare'nın bu konudaki veciz sözünü hatırlamamak olmaz. "İktidar dalkavukluktan hazzetmeye başladığı zaman, şeref daima ayaklar altında ezilmiştir."


"Büyük adam olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin. Hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç neyse onu görecek o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller yığacaklardır. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra sana büyüksün derlerse, bunu söyleyenlere gülüp geçeceksin. - Mustafa Kemal Atatürk 


İyi ki dünyada iktidar yaşamış ve asla o gücü kötüye kullanmamış bizim en büyük liderimiz, modelimiz, örneğimiz Mustafa Kemal Atatürk var. 

Bizim toplumun tek kişiye angaje olmuş kötü yönetim oligarşisi ile tanışmak zorunda kalmasının sebebi hukuk devletini tam olarak sağlamadan ve iyi eğitim öğretim görmüş bir toplumla, dini çıkarına alet eden örgütlenmelerin halkı cehalete ortak etmeleri sonucu çok partili siyasi sisteme geçmiş olmamızdan kaynaklanmaktadır.  

Platon'u hatırlamak gerekir. "Demokrasi bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitleler ile demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Böyle olduğu takdirde demagoglar türeyecektir. Demagoglardan da diktatörler çıkar."

Demokrasinin temel ilkesi halkın egemenliğidir. Tek bir kişinin egemenliği halkın egemenliği değil sözde toplum adına gücü kendi lehine kullanan dayatmanın egemenliğidir. 

Tanrı adına kulu kula kul eden ideolojiler bataklıktır. 

Oy toplamasını çok bilmek iktidarı almaya yetmemelidir. Nereden ve nasıl oy topladığı ne kadar oy toplandığından daha önemlidir. 

Olgunlaşmış demokrasiler demagogları ve diktatörleri tasfiye eder. 

Bir demokrasinin olgunlaşabilmesi için hukuk devletine ve eğitilmiş insana olan ihtiyacın ivedi giderilmesine bağlıdır. 

Her iktidar geçicidir. İktidarın sahip olması gereken ahlaklı ve adil olmasıdır. 

Niccolo Machiavelli der ki; "Hiçbir şey gücünü kendinden almayan bir iktidarın saygınlığı kadar değişken ve gelip geçici değildir."

Tarihin çöplüğü despotlarla doludur. 

Önder Karaçay 




1 yorum:

  1. Bilelim'ki milli benliğini bilmeyen Milletler başka Milletlerin Avıdır.

    YanıtlaSil