11 Haziran 2018 Pazartesi

Atalet


Atalet 


Dip dalganın yavaş yavaş yükseldiği bir dönemde ataleti ve ataletten kurtulmayı dilim döndüğünce yazmaya çalışacağım. 

Atalet kısaca eylemsizlik demektir. 

İnsan hayatın geri dönüşüm kutusuna çok sorun gönderdiği için sistemi yavaşlatırken, aslında yavaşlayan kendisi olduğunu atladığından dolayı atalete yakalanır. 

Bıkkınlığın da bir ağı var. Hayattan soğuyan her insan, bu tuzağa düşerek kendini ataletin içinde bulur.

Genelde atalete düşen insanlar durumlarının farkında olmadıkları için bu ağdan kolay kolay kurtulamazlar.  

Gelecek kaygısı üreten, yaşama sevincini öldüren ve adaletin olmadığı her toplumda hayat atalet üretir. 

Atalete düşenler başını kaldırarak adaletsizliğe karşı mücadele edeceği yerde adaletsizlik üreten zulüm lehine kaşlarını kaldırarak çok da farkında olmadan kendisinin  ürettiği dirençle adaletsizlik üreten zihniyete dolaylı hizmet eder. 

Tembellik, teslimiyetçilik, yılgınlık, yeis, miskinlik, üzerine ölü toprağı serilmiş gibi davranmak, yumurta kapıya gelmeden hareket geçmemek, bezginlik ve zevksizlik belirgin özellikleridir atalete düşen insanların. 

Atalete düşen insanların en belirgin davranışları mazeret üretmeleridir. Kendi hatalarını bile başkalarının hatası olarak göstermek konusunda gösterdikleri çabayı kendi yanlışlarını görmek ve düzeltmek için göstermiş olsalar ataleti yenebilirler. 

Hayata bakışı sitemkar, umursamaz, kaygılı, eleştirel, genelde kötümser ve çözümü düşünmeyen bir reaktif tembellik içerisindedirler. 

Bu konuda her konu başlığını ayrı irdelemek daha faydalı olacaktır. 

İnsanın zaman zaman sitemkar olması normaldir. Yalnız sürekli sitemkar olması normal değildir. 

Umursamazlık ile ilgili de aynı şeyi düşünebiliriz. Sürekli bir umursamazlık içinde yaşamak canlı ölü tavrıdır. 

Kaygılı olmak her zaman olması gereken bir davranışken insanı kötümserliğe çok hızlı çeken bir duygu olduğu için kontrol edilebilir bir kaygı önemlidir. Kararında kaygı iyidir. 

Eleştirmek hayatın önemli bir ihtiyacıdır. Neyi, ne için eleştirdiğiniz eleştirinin kendisinden daha önemlidir. Doğru ve gerçek adına eleştiri yapılması normaldir. Yanlışı savunmak adına doğruyu eleştirmek atalettir. 

Atalet kötümserliğin bataklığıdır. Hayatta bütün yaşananlara bu pencereden bakarlar. Oysa hayatta her yaşananı kötümserlikle açıklamak insafsız bir yaklaşımdır. Ne için kötümser olduğunu da bir o kadar önemlidir. 

Reaktif tembellik ataletli insanların bağışıklık kazandığı durumun adıdır. Tembelliğe demir attıkları için aktif olmak akıllarına bile gelmediği için işlerine de gelmez. Bu tavır eleştiriyi ve kötümserliği de tetikler. 

Bu yapıları yaşama sevinçlerini ve enerjilerini yok eder. 

Enerjisinin tükendiğini hissedenler kendilerini yenden şarj etmek yerine kalan enerjilerini de tüketmek için çabaladıkları için bu bataklığı terk edemezler. 

Hayatının her dönemimde her insan atalete düşebilir. Önemli olan sürekli atalet içinde kalmamak ve kurtulabilmektir. 

Eylemsizlik hali olarak da tanımlanan atalet amaca yönelik eyleme geçirilemeyen kişi olarak da tarif edilir. 

Atalete düşen insanlar içten beslendikleri için yanlış davranışlarıyla ilgili çok güçlü görünürler.

Hayatın ürettiği engellere karşı mücadele ederek engeli aşmak yerine direnç üretirler. Kendi ürettikleri direnci kırmayı başarabilecek karşı bir eyleme geçme davranışını içinde besleyemedikleri için sürekli atalete teslim yaşamak zorunda kalırlar. 

Üzerine ölü toprağı serilmiş deyimi atalete düşen insanlar için söylenir. 

Akıl ve duygu dengesindeki uyumsuzluğun adıdır atalet. Aklın evet dediğine kalp hayır der, kalbin evet dediğine akıl karşı çıkar. 

Geçmişin keşkeleri ve geleceğin endişeleri insanı atalete düşürür. 

Keşkesiz bir hayatı başarabilirsek, endişesi daha az bir geleceği de tasarlayabiliriz. 

İnsan kendisinde değişimi kendisinin ne olduğunu kabul etmesiyle başlatabilir. Kendisi olmaktan çıkmaya başlayan her insan çürümeye başlar. 

Atalet çürüme sürecidir. 

Atalete düşüren her sebep çürümeyi bütünleştiren etmenlerdir.

Hayatta insanları atalete düşürmek isteyen ve bundan çıkar sağlayan kötülükler hiç bitmeyeceğine göre gardımızı bizi kötülüklerin kucağına itecek tehlikelere karşı ayrı önlemler almamız ve bilincimizi bu yönde de geliştirmemizi gerektirir. 

İnsanlar kendi başlarına bir adaletsizlik gelmediği müddetçe, adaleti düşünme ihtiyacı duymadıkları ve tedbir almadıkları için merhametsizlerin hedefi olurlar. 

Korkmadan ve güvenli mi diye çok endişeye düşmeden, menfaati çok ileriye çıkarmadan, kibrin tuzaklarına düşmeden, vicdanımızın sesine kulak verirsek adaletsizliği önleyecek gücü kendimizde bulur, güçleri birleştirerek adaleti sağlar, toplumsal reflekse dönüşen ataleti yeneriz.. 

Adaletin hesap sorduğu yerde, merhametsizlik hakkını kaybeder. 

Önder Karaçay 









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder