Direniş Tarifesi - Önder Karaçay
En aktif direniş pasif direniştir.
Pasif direniş nedir? Uzun zamana yayılmış, sabırlı, kararlı, yılmayan ve vazgeçmeyen bezdirerek sonuç alan direnişe pasif direniş denir.
Öncelikle neden direnmemiz gerektiğini bilmemiz gerekir.
Konumlama yoluyla bilinçaltı işgali yapan sömürgecilere karşı onların ürettiği tüm sömürge araçlarını tek tek irdeleyerek bunu açıklayabiliriz.
"Sağduyulu her insan hemen hemen her şeyi gülünç bulur, bilge insan ise hemen hemen hiç bir şeyi." Goethe
Kimine ciddi gelecektir, kimine gülünç.
Bana göre bizi sömürmeye kalkan araçların hepsi birer terördür. İğrençtir ve ciddiye alınıp mücadele edilmediği için daha da azgınlaşmıştır.
* Tüketim Terörü
Dünyada üretimi ele geçiren tekeller hem daha fazla kazanmak, güçlerini artırmak, her ürettiklerini satmak amacıyla tüketimi de aynı yöntemlerle dizayn etmektedirler.
Ülkemizin son yıllarda bir tüketim ülkesine dönmesinde yaşadıklarımız bize büyük dersler vermektedir.
Alış veriş merkezlerine baktığımızda tamamen bir tükettirme ve borçlandırma merkezlerine dönüştüğünü, burada faaliyet gösteren kurumlarında tamamen bu küresel üretici tekellere göbekten bağlı küresel perakendeciler ve yerli işbirlikçileri olduğu görülmektedir.
Hedeflerinde hem daha çok tükettirmek, hem istediklerini tükettirmek hem de bir yolunu bularak mutlaka tükettirmek asıl amaçları olmakla birlikte yerli ve milli perakendeciler ile esnafların da yok olması amaçlanmaktadır.
İnsanların imkanı olup olmadığına bakmadan, ihtiyacı olup olmadığına bakmadan hatta borçlandırmak adına finans imkanları ile de işbirliği içinde tüketimi destekleyerek insanların cebi sömürülmektedir.
Tüketim terörüne karşı pasif direnerek aktif bir direniş göstermenin yolu öncelikle alış veriş merkezlerine gitmemek, yerli ve milli esnaflardan alış veriş yapmak, zorunlu olmayan ihtiyaçlar dışında tüketmemek en önemli çözümdür.
Yeterli değildir. Bu direnişi desteklemek amacıyla yapılması gereken küresel tekellere kepenk kapattırmak ve pazarı milli pazara çevirmek için üretmeye de başlamak gerekir.
* Sermaye ve Finans Terörü
Atatürk Devletçilik ekonomisi ilkesiyle biz özel sektöre ve sermayeye karşı olmadığımız gibi tek şartımız kuralları bizim koyduğumuz şartlarda özel teşebbüse izin verebiliriz.
Bugün ülkemiz borsa aracılığıyla vergi cennetine dönmüş durumdadır. Küresel sermaye mafyaları vergi ödemeden parayla para kazanmakta ve ülkemize para getirirken de kuralları kendileri belirlemektedir. Bu kabul edilemez.
Finans ve bankacılık sektörünün amacı topladıkları mevduatı üretime yönelik kredi vermek olması gerekirken bugün üretim yerine tüketime yönelik ve geri dönüşümü olmayacak bireysel kredi gibi tefeci yöntemlerle insanların muhtaçlıkları sömürülmektedir.
Bankaların plastik kredi kartları ile sanal limitlerle insanları borçlandırmaları ayrı bir sömürü olmakla birlikte karşılıksız para basma yetkisini bankalara vererek enflasyonun artmasına, borçlu insan sayısının artmasına ve tüketimin kolaylaşmasına yönelik sömürü aracıdır.
Finans ve bankacılık terörünün en fazla kar üreten sektör olmasına rağmen diğer her sektörden para kazanan bir sektör olmasına rağmen topluma faydasına baktığımızda bunun hiç de beklenildiği gibi olmadığını çok net görmek mümkündür.
Örneğin ülkemiz nüfusu seksen milyon olmasına rağmen iki yüz bin bankacıya istihdam sağlayan bankacılık sektörü bu sayıyı artıracağına teknolojiyi kullanarak, hatta teknoloji aracılığıyla memurluğu müşterilerin kendilerine yaptırarak hem maliyetlerini düşürerek hemde insan istihdamını yok ederek daha fazla para çoklama yapmaktadırlar.
Ayrıca bankalar küresel sermaye tekellerinin emrinde onların paralarını en karlı ve onların istediğine uygun kredilerle verdikleri için ülkemiz lehine değil sermaye sahiplerinin çıkarlarına hizmet eden aracı kurumlara dönüşmüştür.
Her insanın kendisine düşen bu konudaki görevi geliriyle kendi kendini idare edecek bir yaşam standardı ilk hedefi olmalı, asla borçlanmadan, kredi kartı kullanmadan yaşamanın bir yolunu bulmalıdır.
Asgari ücret ve düşük gelir de sermaye tekellerine müşteri çoğaltmak amaçlı muhtaçlık sömürünü desteklemek için sermayeye hizmet eden iktidarların kötü niyetli politikalarının sonucudur.
*Medya Terörü
Algı operasyonu aracı olarak televizyonlar, gazeteler, internet, sosyal medya kullanılmaktadır. Medya terörü ile sonuç almanın yolunu medyayı işbirlikçi sermaye ve siyasetin emrine verilme sebebi budur.
Emperyalizm düzenini araçlar üreten ve düzenler kuran sermayeyi ve bu düzenlerin yaşaması için gereken koruyucu yasaları çıkaran faşizm yönetir.
Oysa liberal sömürüye malzeme olmadan önce basın demokrasinin dördüncü kuvveti olarak anılırdı.
Gerçi bugün ülkemizde diğer üç erk kalmadı ki basının demokrasinin gücü olmasından bahsedelim.
Medya emperyalizmin en önemli gücü haline dönüşmüş durumdadır.
Medya teröründen korunmanın yolu da televizyonlarını seyretmemek, gazetelerini okumamaktan geçmektedir.
* Reklam Terörü
Reklam derslerinde reklam; müşterinin ihtiyaç listesini değiştirmek olarak tarif edilir.
Öğretileri bile bu kadar iğrenç olan bu araç televizyon, gazete, dergi, sosyal medya ve interneti de kullanarak eş güdüm içinde bir terör üretir.
Reklamın amacı bilinç altını konumlama yöntemiyle tahrip ederek ele geçirip yönetmektir.
İhtiyacı olan ve olmayan insanları tüketime yönlendirmek amaçlı sinsi bir terördür.
Marka terörünün kullandığı en önemli araçtır.
* Ambalajlı Gıda Terörü
Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllardan sonra uzunca yıllar kendi kendine üreterek geçinmeyi öğrenen insanımıza son yıllarda tüketim ekonomisi ve küresel bir dayatma sonucu gıdalar da ambalaja girerek herkes üretmek yerine hazır satın almaya alıştırıldı.
Bunun nasıl bir felaket olduğunu toplum yeni yeni anlamaya başladı.
Sağlık bozan, pahalı ve asla tüketilmemesi gereken ürünler ambalajla bir kılıfa sokularak ve çok daha fahiş fiyatla satılarak toplum bu yolla da ayrı sömürüldü.
Farklı renkler kullanılarak insanların tüketim ihtiyaçlarını gıdıklayan ambalaj tuzaklarıyla sanki ambalajlı gıda tüketmek bir ihtiyaç haline getirilmeye çalışıldı.
Sanayi yoğurduna cacık olmayacağını sömürülerek öğreniyor toplum.
Ambalajlı gıda teröründen korunmanın yolu kendimizin üretmesi ve ambalajlı gıdadan uzak durmaktır.
Sömürülmek için ambalaja girmemek isteyen ambalajlı gıda teröründen kendini korur.
* Marka Terörü
Dünyayı işgal eden küresel markalar yerli ve milli marka istemedikleri gibi onları da yutmaya kalkarak kendi markalarını dayattılar ve dayatmaya devam ediyorlar.
Küresel marka teröründen korunmanın yolu kendi markanı tercih etmek ve markana sahip çıkmaktan geçer.
* İdeoloji Terörü
İnsanlığın çektiği en büyük belalardan biri de ideoloji terörüdür. İdeolojileri üreten bu yolla da toplumları sömüren şer bir çete olup diğer terör araçlarını da kullanarak farklı görüşleri kullanarak da sömürü aracı haline getirmektedirler.
Siyasi partiler ideolojilerin yasal uzantısıdır. Toplumda kabul görmenin bir yoludur.
Dini bir siyasi ideoloji olarak kullanan ve tarikat cemaatler aracılığıyla toplumu uyuşturmaya kalkan cehaletin amacı da bu ideoloji terörünün bir faaliyetidir.
Hiçbir toplumun ideolojiye ihtiyacı yoktur.
İdeolojiye ihtiyacı olan toplumu sömüren güçlerdir.
Nitekim büyük önder Atatürk 'Bizim siyasi partilere ihtiyacımız yoktur. Bizim milli birliğe ihtiyacımız var' sözü ile ideoloji bataklığına dikkat etmesini asla aklımızdan çıkarmamalıyız.
* Sosyal Medya Terörü
Adının sosyal medya olması sosyal olduğunu göstermeyen bu alanın amacı acı çektirilen insanların gazını almak ve istihbarat amaçlı kullanarak toplum mühendisliği yapılmaktır.
Ayrıca sosyal medya diğer terör araçlarınında ortak amacı reklam, marka bilinirliği, satış, algı üretmek amacıyla burada bulunan insanların sayısına göre bağımlılık üreterek geliri kazanılan bir mecradır.
Bu ağlarda bulunmak bilinçli olmak adına yararlıdır. Doğruları, gerçekleri paylaşarak bilinçli örgütlenme alanı olarak kullanılmalıdır.
* Teknoloji Terörü
Bugün bilim sömürü terörüne hizmet etmektedir. Teknoloji adına üretilen ne varsa hepsi insanların bağımlılığını artırarak, ceplerini ve geleceğini sömürmektir.
Yapay zeka ve robot teknolojilerinin de amacı üretimi tekeller adına az maliyetle üreterek insanları işsizliğe mahkum edip sadece tüketmelerini beklemektir.
Yalnız bu zihniyet bindiği dalı kestiğini unutmaktadır. Çalışmayan ve para kazanmayan insanlar sizin robotlarla ürettiklerinizi ne ile satın alacaklar?
Teknoloji dahil üretilen her ürün ahlaklı bir amaç taşımalı ve sadece tekellerin çıkarlarını düşünmemelidir.
* Piyasa Terörü
Serbest piyasa serbest ahlaksızlıktır.
Satabiliyorsan ve müşteri bulabiliyorsan istediğin kadar kar edebilirsin demek ve buna göz yummak o toplumu bunu dayatanların sömürmelerini sağlamaktır.
Kuralları hukuk devletinin koymadığı ve toplumda yaşayan herkesin hakkını adil bir şekilde tek bir tarafa yontmayan bir piyasaya izin verilebilir.
* Şiddet Terörü
Toplumu bölmek amaçlı bir kısım insanı kullanmak için kışkırtma ve arkanızdayız diyerek şımartan sömürgeciler bu yolla da terör üretmektedirler.
Amaçları böl, küçük parçalara ayır, kavga ettir, sonra barış ve demokrasi amaçlı orayı işgal ederek yutmaktır.
İnsanlar terör deyince sadece şiddet terörü akıllarına gelir. Oysa en büyük terör bütün bu terör üreten araçları üretenler kimlerse asıl terör ve terörist onlardır.
Hayatımızda ne kadar terör üreten araç varsa hepsini bizi sömürenler çok etkin bir şekilde kullanmaktadırlar.
Oysa dünyada asıl güç dokuz milyara yaklaşan insandadır.
Nazım Hikmet'in dediği gibi "İnsan, denizin olmadığı yerde, umut adına martı olmalıdır."
Toplumun geneli kendi üzerinden kimlerin hangi hesapları yaptığından haberi olmadığı gibi haberi olmadığından da bihaberdir.
İnsanlığın öldüğü yerde kimin nasıl ve hangi yolla ayakta kaldığının bir önemi yoktur.
İnsanlık öyle bir elbisedir ki insanlığını kaybedenlere asla giydirilmesi mümkün değildir.
Önder Karaçay

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder