Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2016 Pazartesi

Milli Feveranlar // Zulüm ve İnsanlık // Önder Karaçay

Milli Feveranlar // Zulüm ve İnsanlık // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Milli Feveranlar // Zulüm ve İnsanlık // Önder Karaçay
“Özgürlüğünü kaybetmiş zulme teslim olan köleler kendilerini çalkantılı ve girdaplı sularda debelenerek özgürlüğe kavuşmak yerine teslimiyet bayrağını çektikleri limanları severler. Asil kan taşıyan bir Türk teslim olmuş köleliği asla kabul etmez, ya özgür yaşamaya devam eder, ya da özgürlüğünü geri alana kadar mücadele eder. Geri alamazsa ölümü gönüllü seçer. Mücadelesi ölüm için değil, özgür yaşamak içindir. İnsana ve insanlığa yakışan da budur.” // Önder Karaçay
Yüreğimizi dünyanın üzerine serdiğimiz günden bugüne,
Mahşer tufanı sonrası bir haller olduğu,
Batının teknoloji illetine…
Yüreğimi sererek başlattım yürek meydanında gönül kongresini,
Yüreğine hiç çıkmamış olanlar bu meydanı ne bilir?
Yüreğimizi serdik dünyanın üzerine,
Tamamını kapladı, yüreğini alan geldi,
Yürek meydanı dolmak bilmiyor,
Arama motorları yazdıklarımı siliyor…
Sosyal ağlar yürekli insanlara ulaşmama engel olacağını sanıyor.
Nedir korkunuz sizin?
Adımız Türk ve ahdimizdir bizim,
Size korku gibi gelebilir, bize hazinedir Türklüğümüz bizim.
Zulmünüz yaşasın diye, zalimliğinize zarar gelmesin diye,
Yapmadığınız kalmadı, bu ikiyüzlülük çok yakıştı şimdi size!
Kendinize karşı saygıya gelince adab-ı muaşeret istersiniz,
Siz başkalarına göstermeye gelince neden yan çizersiniz?
Neden anlamak istemiyorsunuz?
Atatürk’ün ruhu ilahi bir sırla geri döndü,
Şiir, gemi, kitap, deniz, mahşer, tufan nasıl bir sırdı?
İmtihan iman kadar büyük olunca,
Puta tapanlara haliyle olan oldu.
Zulmünüzün karşılığında size düşen paydı cehennem,
Yaşattığınızı yaşamanız için dünyaya döndü,
Solmuş yüzünüz, atmış betiniz benziniz,
Anlayın artık yıldızınız dünyada söndü,
Devran Türklere yine döndü,
Çünkü insanlık bize tek yöndü…
Biliyoruz buna hazırlıksız yakalandınız,
Cevapsız kaldınız, ilahi sırrı siz ne sandınız?
Korkutuyor değil mi? Bu sorular sizi..
Zalimliğe soyunduğunuzda, kirli işlere bulaştığınızda,
Vatana ve millete ihanet etmek işine iştahla giriştiğinizde,
Aklınıza ne oldu? Vicdanınız neredeydi?
Değil Atatürk, değil Atatürk’ün askerlerini,
Ömrünü nöbetle geçiren sırrı,
Tarihte Türkün adını kim silebildi?
Mahşer tufanı ile insanlığın bayrağını göklere çekerek,
Sonsuzluğun ismi yine Türkler oldu.
Çekilin artık yolumuzdan,
Bu kasvetengiz tünelin sonuna geldik,
Hasret bitsin, çekilin yolumuzdan,
Siz zulmünüzün cezasını çekerken,
Biz insanlığımızı dünyaya yayacağız,
Çekilin yolumuzdan!
Bir tek insanlığa karşı olduğunuzu,
Söylemediğiniz kaldı, onu da söyleyin bitsin bu zulüm,
Bizi silmeye ne çalışıyorsunuz? Silebilir misiniz?
Biz yüreğimizi hiçbir arama motoruna, ağa, teknolojiye değişir miyiz?
Orada yazanlar sizin zulmünüze cevaplarımız,
İşimize gelmiyor diyorsanız, bilmelisiniz ki;
Bu insanlığa karşı olduğunuzu gösteren belgemiz.
Bu şiirler bana ait değil,
Harflerin, kelimeler ve cümlelerin vasıtasıyım,
Sırrımın emrini ilhamla yerine getiriyorum,
Payıma düşen görevimi yapıyorum,
Sizde size layık olanı yaptınız,
Payınıza düşeni kaptınız.
Zulmünüz son bulana kadar gönüllü kâtibim,
İlahi sır gönlüme ne fısıldıyorsa onu yazıyorum,
Fısıldayan ben değilim, zalimliğin bitmesi adına takipteyim.
Unutmayın sizin eseriniz olarak işsizim,
Asilim ve siz vekilimsiniz, görevinizi hakka, adalete,
Evrensel hukuka, insanlığa yakışır şekilde yapmadınız,
Kalkıp birde insanlık projesi Türkiye Cumhuriyeti gibi,
Laik ve örnek bir devletin rejimini değiştirmeye,
Ulus devletin ismini ne hakla yok etmeye kalkıyorsunuz?
Milletimin ve tarihin adı Türklerle nedir sizin derdiniz?
Kitapla MUHTIRA aldınız, görevi aslına iade ediniz.
Din, dil, ırk ve mezhep ayrımcılığı olmayan Anadolu’da,
Fitne ve fesat üretimi bölücü ve gerici niyetlerin ideolojilerini,
Ne diye insanların fikirlerini, niyetlerini zehirlemek adına yaydınız?
Tüm halkın yüreğinde yaşattığı milli bayramları,
Kutlamamak ve kutlatmamak, gençlere ve çocuklara unutturmak,
Nasıl bir garabetin ürünüdür ki her yıl bir bahane bulmaktan çekinmediniz.
Medya, gıda, finans ve insan terörü yetmezmiş gibi,
Bu teknoloji belasını da halkın başına siz bela ettiniz,
Tüketimle insanı bunaltarak niyetinizin hedefine ulaşacağınızı zannettiniz,
Ömrünü nöbette geçirmiş sırrı bilemediniz.
Önder Karaçay

Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbing Bank Türk Fırtınası, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Türk Fırtınası, Türk Edebiyatı, Şair, Yazar, Şiir, Banka, Finans, Akbank, İnsanlık Devrimi, Zulüm, Milli, Feveran, Terör, Zalim, Teknoloji, Tüketim, Sır, Nöbet, Anadolu, Türkiye Cumhuriyeti, Türk, Milli Bayramlar, 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim, 30 Ağustos, Muhtıra,

Bir Yiğidin Memleket Kurtardığını Biliriz Biz // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Bir Yiğidin Memleket Kurtardığını Biliriz Biz // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

04388-ozlu-sozler
Bir Yiğidin Memleket Kurtardığını Biliriz Biz // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay
Kimseyi değiştirmek gibi yok bir derdimiz,
Gerçek neyse odur sözümüz bizim,
Zaten kimse kimseye göre değişmemeli,
Değişenler anlasınlar diyedir sözümüz bizim.
Ne biz başkaları adına şahsi çıkarımıza istikametiz,
Ne de başkaları bize şahsi çıkarına istikamettir,
Yolu insanlıktan geçenlerle ancak yol alırız,
Adalete, hakka, insanlığa yol alanlarla bir oluruz biz.
Atalarımızdan aldık bu emaneti biz,
Bir çivinin bir nalı, bir nalın bir atı,
Bir atın bir yiğidin muradı olduğunu biliriz,
Bir yiğidin memleket kurtardığını biliriz biz.
Yaşam her insana verilmiş sahne ve boş bir filmdir,
Rolü hayat verir hayattan alırız, sırrı yaratan bilir,
Dünyanın ve insanlığın insanlığa son ibreti nedir?
Cehennem mahşer tufanında helak olanların son biletidir.
Önder Karaçay

Haşhaş-i // Türk İnsanlık Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Haşhaş-i // Türk İnsanlık Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

images (1)
Haşhaş-i // Türk İnsanlık Devrimi Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
“Son sözü Türk söyler…Bu gerçeği hiçbir uyuşturucu niyet değiştiremez.” // Önder Karaçay
Haşhaş-i suikastçı demektir,
Tarihin en kötü terör örneklerinden biridir,
Haşhaş-i diye denilenler ile kol kola olup,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin yiğit komutanlarına,
Zindan günler yaşatanlar şimdi,
Birbirlerine haşhaşilik yapmaya başladılar…
Başörtülü bacısının başından kan akıtmayı,
Başararak kötü tarihlerine yeni bir kara sayfa daha açtılar.
Türkiye Cumhuriyetini Elamut kalesi sanan put,
Elamut kalesini işgal ettiğinde kurduğu,
Tarikat ve siyasi kötü niyet örgütünün adıydı Haşhaş-i…
Kim Haşhaş-i belli değil şimdi?
Kelime etimolojisinde kiralık katil diye geçer,
Haçlı seferleri kayıtlarına bakıyoruz,
Assasini kelimesinin kökü haşhaş çıkıyor,
Çoğula dökünce haş/haşin oluyor,
Tarikat üyeleri dönerek kendinden geçiyor.
Haşhaş Arapça’da ‘kuru ot’ ve ‘hayvan yemi’
Anlamlarına da gelir.
Sürersin otlağa hayvanları yemi hazır olur,
Verirsin eline silahı, cebine koyarsın putu,
İşte o zaman haşhaş-i olur.
Kelimenin uyuşturucu özelliği dolayısıyla,
Bilinen hint keneviri ile özdeşleşmiştir,
Bu tarikat üyelerinin geçim kaynağı budur,
Uyuşturucu yetiştirmek, satmak ve insan uyuşturmak.
Din neresindedir bunun? Diye sorası gelir insanın,
İşte orası da uyuşturmak ile birleşir,
Dini duygu sömürerek insanı ağa düşürmek için,
Kullanır din tüccarları ve haşhaşiler ile yollar kesişir.
Toplumu tahrik etme konularını uygularlar,
Örneğin ‘hepimiz……………’ diye bağırır,
Taraftarı toplamayı şeytanca becerirler.
Şeyh fedailerine bu uyuşturucu yöntemleri,
En iyi satan müritlerine cennette yer tahsis ettiğinin,
Garantisini verdikçe, mürit kendinden geçer.
Haşhaş içerler bu sebeple bol bol,
Ve kötü niyetlerine çok kolay alırlar yol…
Marco Polo’nun cennet bahçesi hikayelerinde de geçer,
İki dağ arasındaki vadiyi kapatmış şeyhin bahçesinden,
Süt, bal ve şarap aktığını, huriler süzülür sözlerde,
Dağın şeyhi bir kere müridine bu cenneti gösterir,
Sonra burayı istiyorsan birde hedef gösterir.
Şeyh bir kere dizinin dibine oturtur,
Sonra da şeyhini gören cennetlik olur,
Bu şiir uyuşan beyinlere iyi gelir..
Önder Karaçay

Anıta Dikilmişti İnsanlık // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

Anıta Dikilmişti İnsanlık // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay

7869d3c6-4cd3-4942-8eaf-e9c948fab83d_mw1024_mh1024_s
Anıta Dikilmişti İnsanlık // Zor Günlerin Mensur Şiirleri // Önder Karaçay
İnsanlık ölüyordu,
Ölmesin yaşasın umuduyla,
Anıta dikilmişti insanlık.
Taşa tutunamayanlar, taştan korkmuştu,
Nasıl bir korkuydu bu amansız bir tutumla insanlığın simgesine saldırıyorlardı,
Tekbir getirerek kesmişlerdi kafasını insanlığın.
İnsanlığını koruyanlara aslında bir mesaj veriliyordu,
İnsanlığın kabuk tutmuş bütün yaraları kanatılmak isteniyor,
İnsanlık anıtı baş eğmeden dik duruyordu,
Dik duramayanlardan daha fazla taş haliyle direniyordu,
İyi ki anıta dikilmişti insanlık.
Bir ara göz göze geliyorduk,
İkimizin bakışlarında gurur vardı, bakışlarımız da dik dik bakıyordu,
Biz insandık ve insanlığın abidesiydik, hoyratlığa karşı savaşın abidesi gibi,
Başımızın dik olması ve göklere yükselmesi özgürlüğü,
İnsanlığı yaşatması adına insanlık düşmanlarını öldürüyordu,
Ölmesin, yaşasın umuduyla anıta dikilmişti insanlık.
Bu barbar yaklaşımda kin ve intikam alma duygusu vardı,
İnsanlığın üretici yanına düşmanlık yapılıyordu,
İnsanın insana yaptıkları tarihte ve günümüzde yetmezmiş gibi,
Sıra; sanata, tiyatroya, heykele, fikre kadar gelmişti,
İnsanlığı yok etmek isteyenlerin karşısında;
İnsanlık boyun eğmeliydi, heykel gibi dik durması istenmiyordu aslında,
Belki anlaşılmayan veya anlatılmak istenen buydu.
İnsan teslim olmalı, direnmemeli, hatta güdülmeyi öğrenmeliydi,
Kulluğunu kula karşı bilmeli, yalvarmayı, dilenmeyi sadaka edinmeliydi,
Üretmemeli, özgürlüğe hasret sadece tüketmeliydi,
İnsanlık adını bir anıta dikmemeliydi.
İnsanlığın başı dik durmamalıydı,
Kim öğretmişti tekrar başı dik olmayı?
O hedef olmalıydı!
Karanlık gizlendiği yerden gelmeli,
Tekbir ya da tekbirsiz insanlığın başını vurmalıydı,
Ölmeliydi insanlığın beşiğinde insanlık,
Ölmesin yaşasın umuduyla anıta dikilmişti insanlık.
İnsan en fazla eşrefi mahlûkat sözünü söyleyenin sınırları içinde kalabilirdi,
Üretemezdi taştan, bakırdan, demirden, tahtadan, çamurdan,
Merhamet madenine sahip güzellikler üreten insanlarda vardı,
Yıkan da insandı, yakılmaya çalışılan da, yakanda, yıkan da,
Anıtı yıkan, fikri yıkmaya çalışırken yıkılan, güzelliği yıkan,
Git kendi kirli niyetini yıka, yık diyende insandı.
O anıt ki insanın efendisiz bir dünya özlemini yaşatacaktı,
Demek ki o anıtın taşıdığı yük ağır gelmişti birilerine,
İnsanlığın karşısında dik duramayanlar yıkmıştı insanlık anıtını!
İnsanlığa verilen değer efendisinden kopuyor,
Efendi neyin efendisi olduğunu bilmiyor, kafa koparma hakkını kendinde görüyordu,
İnsanlığın kafası, kolu, bacağı, gövdesi insanlığın önünde ibretlik bir şekilde,
Efendinize kul olacaksınız mesajıyla koparılıyordu.
Oysa insanın insanı yönetmediği ve bütün insanlığın ortak koyduğu kuralların,
İnsanlığı eşit yönettiği ve adil, hakça hak dağıttığı efendisiz bir dünyaya gidecektik,
Efendilerin efendileri türemişti insanlığın kafasını kesmeye geldiklerinde anlaşıldı niyetleri,
Efendili bir dünyada bir taşlar yönetilebilirdi, bir de taş olmuş taş yürekli kafalar,
Taşlaşmamışlar kul olamaz diye taşlar tıkılıyordu,
Taşlaşmışları taşlayanlarda istenmiyordu.
İnsanlık ölmemek adına direniyor,
Ölmesin yaşasın diye anıta dikiliyor, insanlığın öldürmek isteyenler,
İnsanlığın başını simgesel bir şekilde,
Keserek koyduğu rafta duruyordu, insanlık şimdilik ertelenmişti!
İnsanlığın yerine paranın putlaştırdığı tanrıları çoğaltmak niyetinin bir parçası olarak,
Yurdun her tarafına insanlığın bir gün utanç duyacağı,
Ucube inşaatlar dikiliyordu.
İnsan taşı yontarak üretse bu isyan sayılıyordu,
İşte insanlık böyle karanlık bir zihniyette yakılmak isteniyordu,
Madımak bunun adına müzeye dönüştü,
İnsanlığı yakma müzesi yerinde dimdik duruyordu.
İnsanlığı yakmak ve yıkmak isteyenleri birileri efendi yerine koyarak,
Rızkı verecek olan yerine sayıyordu ki;
Yirmi birinci yüzyılda da insanlık yine taşa çarpmıştı,
Tarihte karanlık bir çağ devri gibi kalmak adına hiç yakışmamıştı.
Anıta dikilen insanlığın anıtının yıkılışı,
Belleklerde işte böyle acı bir resimle kaldı,
Gelecek; anıta ucube diye yıkanların, yıkılacağı günlere gebeydi.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

17 Nisan 2016 Pazar

Bir Gemi Daha Kalkacak Anadolu’dan // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Bir Gemi Daha Kalkacak Anadolu’dan // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Bir Gemi Daha Kalkacak Anadolu’dan // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay
Bu şiir 19 Mayıs 2015 günü Türk Milletinin ilk doğum gününde ikinci doğum günün habercisi olarak bir sırla yazılmıştır. O sır Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettiği günde yazımı biten kitabım Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabım gemi sırrıyla yazılmıştı. 21 Aralık 2015 tarihinde en uzun gecede fitne ve fesat üretilerek Türk Mevsimi adı altında vatanımızın ve milletimizin bölünmesi ve parçalanması için batı ile işbirliği içinde olan siyaset+sermaye+din adına işbirliği yapanlara karşı susuz deniz sosyal ağlarda yüzmüş 13-19 Ocak 2016 tarihleri arasında 6 günde mahşer tufanı mahşer denizinde koptu dünya ilk ruhuna kavuştu, Türk Milleti ikinci kurtuluş savaşını emperyalizmin amiral gemisi kapitalizm adına bir holdingin amiral gemisi bankasının itibarını ve ülkemizi bölmek ve parçalamak amacıyla BOP Eş Başkanlığı, Açılım ve Türk Mevsimi gibi batı projelerini uygulayan işbirlikçilerin itibarını batırarak zulme karşı insanlık bayramı ilan etti ve Türk Milleti ile yarım kalan Atatürk devrimlerinin tamamlanması için yürek meydanında tüm dünyada gönül kongresi başlattı. İşsiz ve cesur Türk Bankacı ilahi sırrın kendisine nasip ettiği sırrı imtihanı imanı kadar büyük olduğu için büyük bir özveri ve çabayla tek başına gerçekleştirdi. Mahşer tufanı ile Firavun sonrası insanlığın son ibreti dünyadaki tüm zalimlerin yaşattıkları ölmeden yaşamaları ve cehennemin dünyaya gelmesiyle canlı helak oldular.
Bir gemi kalkmıştı biz zamanlar,
O gemi Bandırma gemisiydi…
Bandırma Anadolu’dur.
O gemi şimdi biraz su almıştır.
Yalnız su aldıranın da,
Su neden alıyor diyenin de,
Aynı olduğu bir çağda,
Bir gemi daha kalkacaktır.
Yeri ve zamanını bir yaratanın,
Bir de Türklerin bildiği yerden…
Önder Karaçay

Anadolu // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Anadolu // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Anadolu // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay
Bir damla petrol damlasını,
Bir damla kana eşit görenler;
Çevirdi dünyayı kan gölüne!
O kan dünyanın her masum insanının,
Yaşadığı yerde akıyor,
Bakın Ortadoğu bataklığına,
Bakın Afrika çölüne.
Yine kan mı akması isteniyor ki!
Anadolu bölüne?
Önder Karaçay

Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı

Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı -(TAMAMI)

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı -(TAMAMI)
Sabah performans primi ödediler akşam performans yetersizliğinden işten attılar 16 yıllık Akbank çalışanı Önder Karaçay, Beykoz Şube Müdürü görevini yürütürken bir anda…
Akbank, ‘performans’ta sınıfta kaldı -(TAMAMI) 21 Ekim 2012 Pazar 21:09
Sabah performans primi ödediler akşam performans yetersizliğinden işten attılar
16 yıllık Akbank çalışanı Önder Karaçay, Beykoz Şube Müdürü görevini yürütürken bir anda işinden oldu. Banka, Karaçay’a sabah maaşıyla birlikte performans primini yatırdı. Aynı günün akşamı ise ‘performans düşüklüğü’ gerekçesiyle işten çıkardı
Akbank’ta skandal bir olay yaşandı. İstanbul’da Akbank Beykoz Şube Müdürü olan Önder Karaçay’a sabah “performans primi” yatırıldı, aynı günün akşamı ise “performans düşüklüğü” nedeniyle iş akdinin feshedildiği bildirildi.
Prim yatırıldığı gün işten çıkarıldı
Olay 12 Eylül 2012 günü yaşandı. Her sabah olduğu gibi işine giden Akbank Beykoz Şube Müdürü Önder Karaçay, hesabına aylık maaşıyla birlikte 6 aylık performans priminin yatırıldığını gördü. Daha sonra ilginç bir olay yaşandı. Önder Karaçay’a, Akbank Ümraniye Bölge Müdürlüğü tarafından iş sözleşmesinin sona erdirildiği akşam üstü 18.00 gibi yazılı olarak bildirildi. Bildiride, “Yönetim kurulumuzun kararı ile performans hedefleri ve diğer konulardaki yetersiz gelişmeler nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. maddeleri gereğince, ihbar sürenize ait ücretiniz ve kıdem tazminatınız ödenmek suretiyle bankamızla olan iş sözleşmeniz sona erdirilmiştir” denildi.
Uyarı bile yapılmadı
Aydınlık’a konuşan Önder Karaçay, “Performans yetersiz ise bir şube değişikliği yapılabilirdi. Ya da görev değişkliği teklif edilebilirdi. Ancak böyle bir şey olmadı. Performans düşüklüğü konusunda bir uyarı da olmadı. Çalışma arkadaşlarım bile Akbank’ın iş akdimi feshetmesine çok şaşırdılar. ‘Size gelene kadar işten çıkarılacak çok insan var’ dediler” ifadelerini kullandı.
İşten çıkarılma yönetimi ile ilgili yöneticilere mektup yazdığını ancak bir cevap alamadığını belirten Karaçay şunları kaydetti:
“İşten çıkarılma yöntemim ile ilgili Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’e mektup yazdım herhangi bir cevap alamadım, Genel Müdür Hakan Binbaşgil’e e-posta gönderdim yine bir cevap alamadım. Personel Bölüm Başkanı’na ‘bu kadar komik bir olaya nasıl onay verebildiniz’ diye sordum, cevap veremediler.”
Kullanılmayan izin ücreti ödenmedi
16 yıllık Akbank çalışanı olan Önder Karaçay, bu sürede kullanmadığı yaklaşık 120 günlük izin ücretinin olduğunu söyledi. Karaçay, banka tarafından kendisine sadece 49 günlük izin ücretinin ödendiğini belirterek, “İş sözleşmemin sona erdirilmesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatım ödenirken ‘bankadan alacağım kalmadığına’ dair imzalatılmak istenen ibranamede kötü niyetle karşılaştım. Benden yıllık izin ücretlerimi de almışım gibi imza almaya kalktılar. Farkettim, ayrı bir not düşerek ‘yıllık izin ücretlerimi almadım’ diye açıklama yazarak tazminatlarımı aldım” diye konuştu.
Son 5 yıllık izin ücretleri ödenmeyecek
71 günlük izin ücretini alamadığını söyleyen Karaçay, konu ile ilgili banka personel servisi ile görüştüğünü belirtti. Karaçay, Akbank’ın kendi kararı ile ‘son 5 yıla ait izin ücretlerini ödememe’ kararı aldığını kendisine iletildiğini söyledi. Akbank bu karar ile gelecekte çalışanlarına mağduriyet yaşatacağı gözüküyor.
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbing Bank Türk Fırtınası, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Türk Fırtınası, Türk Edebiyatı, Şair, Yazar, Şiir, Banka, Finans, Akbank,  Akbank Performansta Sınıfta Kaldı,

Sanal Mahkeme Tutanakları // Akbank’ın Gerçek Yüzü // Önder Karaçay

Sanal Mahkeme Tutanakları // Akbank’ın Gerçek Yüzü // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Sanal Mahkeme Tutanakları // Akbank’ın Gerçek Yüzü // Önder Karaçay

Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabıma konu banka 12 Eylül 2012 işten çıkarıldığım tarihten sonra haklarımın bir kısmını biz büyük bankayız ödememe kararı aldık diye büyüklendi. Kendilerine 15 sayfa geri adım atın yazısı haricinde 5 ay süre verdim. Sonrasında % 100 haklı kazandığım davam hakim bulunamadığı için bir yıl sonra başlayabildi. O sırada SANAL MAHKEME kurdum. Dünyada ilkti. Bakın sanal mahkeme tutanaklarında ilginç notlar. Kitap yazma sürecime giden aşamadan yaşandı bunlar. Bu bankada çalışan ve tanımadım bir arkadaşım yazdı bu notları. Bugün Akbank patronu batı ve boyalı basın tarafından reklam veya başka sebeplerle en iyi bankacı seçilmiş. Çok zoruma gitti. Türk Bankacılığının Messine benzetilen Önder Karaçay’ı sebepsiz ve 12 Eylül gibi bir tarihte işten çıkaran bu zihniyet 2008 yılında 1054 çalışanı aynı gün saat 18.00 tüm şubelerde kapının önüne koydu, milyonlarca müşterinin çalışma şartlarını tek başına karar alarak ticaretlerine zarar verdi. Bu nasıl en iyi bankacılar arasında yer alır.. Buna isyan ediyorum…Bunları yazmayacaktım. Bugün algı değiştirmeye kalktılar. Artık buna katlanamam…
YORUM1:
Tüm akbanklı meslektaşlarımı yorum yazmaya davet ediyorum. Herkes benim gibi düşünüyor ama korkuyor. Önder beyin videosu bizim için milattır. Çalışanlar olarak akbanktan nefret eder hale geldik. Hedef tutturmaktan anamız ağladı. Birde bu xxxxx xxxxxx denen kadın bizi iyice bunalttı. İşten değil kadının kaprislerinden uğraşıyoruz. Personel arasında ayrımcılık yapıyor. Çıkarları için bankayı kullanıyor. Müfettiş gelirse herşey ortaya çıkar.
YORUM2:
Ben Akbank çalışanıyım. Müdürümü dinleyince xxxxxxx bölge müdürü xxxxxxx xxxxx bahsettiğini zanlettim. xxxx xxxxx Aynı narsist tavırları olan kendini beğenmiş kompleksli çalışanlarını ezmekten işkence yapmaktan zevk alan biridir. Bankacılıktan anlamayan. akbank yetkililerini göreve çağırıyorum. bu kadın çalışma isteğimizi koymadı bankamızdan bizi nefret eder hale getirdi. kendi dışardan geldi dışardan gelenlere ayrıcalık yapıyor akbank kökenlilere ikinci sınıf muamelesi yapıyor.
YORUM3:
Önder beyin tüm yorumlarına katılıyorum takdir ediyorum. Tüm banka çalışanları aynı duyguları paylaşıyoruz. Bize insan gibi davranılmıyor hedeflerden,satışlardan bıktık usandık halkı kandırmak istemiyoruz.Mesai saatlerimiz akşam 9’u buluyor aile yaşantımız kalmadı. Birde xxxxx xxxxx kaprislerinden bıktık artık. İnsani yanı sıfır. Bankayı kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıyor. Müfettiş gelirse ne demek istediğimi anlarsınız BDDKyı göreve çağırıyorum Akbank’ta çalışanlara zulüm uyguladığı var
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbing Bank Türk Fırtınası, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Türk Fırtınası, Türk Edebiyatı, Şair, Yazar, Şiir, Banka, Finans, Akbank, İnsanlık Devrimi, Sanal Mahkeme, Tutanak,

Aydınlığa Gebeydi Günler // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

Aydınlığa Gebeydi Günler // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay

aydinlik-neyin-oluyor-senin--456
Aydınlığa Gebeydi Günler // Zor Günlerin Şiirleri // Önder Karaçay
Aydınlık vicdan uykusuna yatmış uykudaydı güneş,
Gece zifiri perdesini iyice çekmişti üzerine,
Küskün ağaçların dalları aşağıya sarkıyordu,
Bu karanlık gecenin sonu aydınlığa gebeydi.
Denizde dalgalar dinlenmeye çekilmişti,
Belkide yarın sahili dövmeye hazırlanıyordu,
Durgun bir gerginliği vardı denizin,
Gözleri mavi bir geleceğin aydınlığına gebeydi.
Sineme çektiğim isyanları bastırıyordum içimde,
Sözlerim yinede yüreğimi yırtarak çıkıyordu bağrımdan,
Deniz köpüğü ile boğuşan çakıl taşları bir araya toplanıyordu,
Dök eteğindeki taşları diyen dil iyi bir geleceğe gebeydi.
Mistik ihanetler çaresiz bir girdabın çıkmazında dönüyorlardı,
Kendilerini herkese tehdit gibi sizi girdapta yutarız diyorlardı,
Niyetinin küflü tuzunda aşınmış suları çekildikçe,
Dönmekten başı dönen girdap ölmeye gebeydi.
Yolunu şaşırmışlar yosunlu niyetlerinde sahipsizliği yaşıyordu,
Atalarımdan emanet aldığım atlar yürek meydanında koşuyordu,
Dörtnala giden vatan ve toprak sevdam yüreğimde coşuyordu,
Ufuk çizgisi vatanımla her öpüştüğünde aydınlığa gebe kalıyordu.
Önder Karaçay
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbing Bank Türk Fırtınası, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Türk Fırtınası, Türk Edebiyatı, Şair, Yazar, Şiir, Banka, Finans, Akbank, Aydınlık,

16 Nisan 2016 Cumartesi

Yüreğimi Hasret Makamı Çaldı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

Yüreğimi Hasret Makamı Çaldı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

Nazım-Hikmet-Sözleri-Hapşurduğumda-çok-yaşa-iyi-yaşa-yerine-benimle-yaşa-deseydi-keşke.-Bende-sende-gör-değilde-emrin-olur-deseydim-sessizce.
Yüreğimi Hasret Makamı Çaldı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay
Yerin tersinden gönderilmiş mektuplarım,
Cevapsız kaldığı günden bugüne böyleyim,
Belli ki adresi belli olmayan yerlere nameler yazmışım,
Yüreğimi yine hasret makamı çaldı, kapındayım!
Denizde yelkeni yırtılmış bir tekne gibi,
Mektupları yırtılmış hasretin kucağındayım,
İndir artık indir beni kolların yoruldu,
Yüreğin hasret makamı çalan dalındayım.
Işık saçan güneşin içinde kaybolan yıldız gibiydin,
Mavi sularıydı gözlerin, denizin en derin dibiydin,
Yüreğiyle yüzüme gülen bir ömre bedel,
Yüreğime hasret çalan bir makamın ninnisiydin.
Yaşamın garip döngüsünün en son durağındayım,
Bakışların mıh gibi tuttuğu kem gözlerin ırağındayım,
Hasretin ruhumu eritti tez gelsin soğuk kışlar artık,
Yüreğimde hasret türküleri çalan makamın farkındayım.
Önder Karaçay

15 Nisan 2016 Cuma

Taşıdığımız En Büyük Ağırlık Son Nefestir // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

Taşıdığımız En Büyük Ağırlık Son Nefestir // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

69714443ef8813ccdcc7f2ae6a71ee39
Taşıdığımız En Büyük Ağırlık Son Nefestir // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay
 
“Ölümden korkmanın kendisi bir ölümdür ve her an öldürür. Ölüm korkusu ile sürekli hayat sürünerek yaşama döner. Taşıdığımız en ağır yükümüz bir nefestir, onu da her an verecek kadar cesaret ister. Yoksa hayat esarete bir kafes veya hevestir.” // Önder Karaçay
 
Hayat esarete rest çekmişse, kendine izin verilmiş birkaç gündür,
Kış soğuğa ne kadar gebeyse, zaman üşütmeyen insafsız bir mevsimdir.
Yüreğimizi ısıtır küçük ateşler, canımızdan geçip giderken hasret çektirir gibi,
Taşıdığımız en büyük ağırlık şey son nefestir.
 
Güneşin mevsime çelme taktığı gibi, mevsimlerin çalındığı günler bizim günlerimizdir,
Dilinden naz döktüren ılık bir rüzgardır nefesimiz,
İçimize kapanmış nefesimiz çıkmak için daha erkendir derken,
Taşıdığımız en büyük ağırlık son nefestir.
 
Yeşilinden soyunmamak için oksijene direniyor ağaçlar,
Bir kahredici teslimiyet gibi rüzgara boyun eğiyor dallar,
Pejmürde bir hasret gibi değince nefes tenimize,
Taşıdığımız en büyük ağırlık son nefestir.
 
Buhran uykusundan uyanmış gibi kollarını açtığını görünce,
Birbirine naz yapan küs sevdalılar gibi,
Sıkı sıkı sarınca kalbimiz duracak gibi olduğunda vermek istemediğimiz,
Taşıdığımız en büyük ağırlık son nefestir.
 
Ne gaflettir ki bilmez insan, yaşamdan düşen her gün,
Gelecekten bir gün daha çalar,
Nefesimizde sayılı verilmiştir, alınca hızlı, verince yavaş veririz,
Taşıdığımız en büyük ağırlık son nefestir.