Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2016 Pazartesi

İrtica // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

İrtica // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

13394085_868561333272290_4083022133716717109_n
İrtica // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
 
İrtica tek kelime ile gericiliktir. Osmanlı olacağız demek gericiliğin ispatıdır.
 
İnsanlığın her devrinde dinin siyasete alet edilmesi amacıyla yapılanan her niyetin sonu darbelerdir, kandır, savaştır, yıkımdır, kindir, kavgayla bölünmek ve parçalanmak doğurur.
 
Birilerinin niyetine devletin kurumlarına sızan ve görevlerini kötüye kullanan her kişi veya kurum eninde sonunda suç işler, suçunun bedelini hem kendisi hemde varlığını borçlu olduğu vatanına ve milletine ödetir.
 
Türk Milleti adına devletin silahını darbe amaçlı kullanmakla, yargıyı ele geçirip şahsi çıkar ve kişisel hırs adına güç haline gelmeye çalışmakta aynıdır.
 
Bu sebeple çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Yargı evrensel hukuk adına bağımsız olursa demokrasi hayat bulur. Adalet bakanına bağlı yargı veya hükümete bağlı veya Cumhurbaşkanına bağlı yargı olmaz. Yargı Türk Milleti adına hiçbir kişi veya kurumu birbirine karşı üstün tutmadan objektif kurallara uygun denetleyen ve gerekirse hesap soran demokrasinin olmazsa olmaz en önemli gücüdür.
 
Bakın darbeye maruz kalanlar kendileri kurtarmak için darbecileri yargılamak amacıyla gittiği yer yargıdır, hukuktur. O zaman yargının bağımsızlığı konusunda yaşayacaklarımızın demokrasinin yönünü belirleyecektir.
 
Eğer ağzımızdan demokrasiyi düşürmeyeceksek ve hayatımızda hukuk devleti ilkesine uygun bir demokrasiyi geliştireceksek kaş yaparken göz çıkarmamak gerekir.
 
Eski Türkiye yok, yeni bir Türkiye var söyleminin içini ne dolduruyor o çok önemli. Ülkemizi eski yeni gibi bir ayrımcılık ile ayırmak en başından da yanlıştı bugünde yanlıştır. Yaşananların bu hale neden geldiğini bulmak sorgulamak, darbe görenlerin biz neyi yanlış yaptık ya da neyi yapmadık bu oldu sorusunu kendileri sormaz ve cevaplarını objektif kurallara uygun kendimizle yüzleşmezsek demokrasi konuşamazlar ve demokrasi sözde ve slogan olarak içi boş kalır.
 
Ülkemizde demokrasinin otuz beş yıldır olmadığını ve yaşadığımızın yarı dikta bir yönetim olduğunu önce kabul etmemiz ve demokrasiye siyasi partilerde başlamazsak asla demokrasi getiremez tek kişiden hukuksuz demokrasi beklersek faşizm kurumsallaşır.
 
Paralelin birini kaldırıp yerine kendi paralelini yerleştirmeden ve böyle bir niyete uzak durarak Türk Milleti, Türk Devleti, vatanı için hukuk devleti mantığı içinde hesap verilebilir bir şekilde yapılandırılır güçler ayrılığı sağlanır, hukuk üstünlüğü gücü ele geçirenlerden üstün olduğunda ve bu hatasız uygulandığında hukuk devleti olur ve demokrasi o zaman gelişir.
 
Yoksa bugün bir darbeden kurtulur diğerinin ağları örülürse vatanımız ve milletimiz çok daha büyük felaketlerle karşı karşıya gelir. Zaten 28 Şubat sonrası sivil bir darbe sürecidir. O darbecilere askerin içinde yuvalanan ve sivil darbenin yuvalanmalarına göz yumması sonucu bu darbe gelmiştir. Yumurta tavuktan çıkar, tavuk yumurtadan.
 
Siyaseti cami ve kışla ekseninden ayıklamazsak cami sadece dini vecibe kültürü olarak kalmazsa, asker vatanı ve milleti korumak yerine vatana ve millete düşmanlık etmek isteyenlerin emrinde çeteler oluşur ve bunu siyaset işine gelince görüp, işine gelmeyince görmezse bu çifte standart hepimizi eninde sonunda vurur.
 
Darbe anında halka itidal söylemi içinde olması gereken devletimizin en tepesindeki kişi imam türkü söyler tarzında davranırsa cemaat asker linç ederek nara atar. Neticede olan buydu. Hala bunun hesabını vermek, bundan ders almak yerine demokrasi nöbetindeyiz gibi olmayan demokrasinin hangi nöbetini tuttuğunu bilmeyen, içinde doğru niyetli insanlarla niyeti doğru olmayanlara kötülük adına fırsat üretilmesine meydan açmak asla demokrasi ile bağdaşmaz.
 
Toplanan kalabalığa konuşma yapmak ve idam taleplerini yüksek sesten dillendirmek ülkede gerginliği artırma niyetidir. Devletin en tepesinin bunu yapmaya hakkı yoktur. On dört yıllık yaşanan her hukuk dışı olaydan ülkeyi yönettikleri için kendileri sorumludur. Böyle bir darbenin bilindiği halde önceden önlenmemiş olması çok manidardır. Darbe anında olayı inceleyen savcının elimizdeki liste ile darbeye karışanlar aynı demesi büyük bir soru işaretidir. Bu şu anlama gelir devletin bundan haberi vardı, önlemedi, ya da önlemek istemedi, başka amaçlı gelişmesinin önünü açtı.
 
Neticede darbe başladığında küçük bir azınlığın kalkışması diyeceksiniz, sonra bu kadar göz altı yapacaksınız. Bu niyetin çok farklı olduğunu gösterir.
 
Bu ülkede camiye giden siyasilerin cami çıkışlarında peşinde kamera ve televizyon ile mikrofon uzatma kültürünü yok etmezsek, camide ibadetin gösteriş olmaktan çıkarmazsak, camiyi siyasete alet etmezsek ancak o zaman demokrasiyi geliştirir, dini siyasete alet etmez irticayı hayatımızdan çıkarabiliriz. Aynısı devam ederse sorunlar bitmek yerine yığılır ve büyür. Bunu da birileri hukuksuz bir şekilde kötüye kullanmaya kalkar.

30 Haziran 2016 Perşembe

Muhalefetsizlik // Yüzleşmek // Önder Karaçay

Muhalefetsizlik // Yüzleşmek // Önder Karaçay

icerik
Muhalefetsizlik // Yüzleşmek // Önder Karaçay
 
“Yüzsüzün yüzünü yüz kere yüzdüm, altından bir yüz ve yüzsüzlük daha çıktı.”
 
Yukarıdaki sözüm sermaye, finans, bir banka ve bankacılık sektörü içindi.
 
Bugün bu söz ülkemizde sözde muhalefet içinde artık gerçek olmaya başladı.
 
Bir ülkede doğru iş yapmayan iktidar varsa, kanunla kendini koruyarak hukuksuz faşizm üretiyorsa, doksan yıllık birikimleri satarak yandaşlarla cebe indiriyorsa, hukuk ve adalet öldürülerek yargı siyasallaşarak yok ediliyorsa, terör bir ülkenin sorunu değilken en büyük sorunlardan ve halkın can güvenliğini tehlikeye atacak boyutta iktidar sebebiyle gelmişse sebebi muhalefettir.
 
Altı aydır kitapla siyasete, sermayeye muhtıra verdim. Altı aydır yaptıklarım kadar bu ülkede on dört yıldır muhalefet yapmayan siyasi partiler var.
 
İktidar yerine halka muhalefet yapan partiler var.
 
Muhalefet iktidarın korkulu rüyası değilse mecliste orada muhalefetten söz edilemez. Muhalefet yoksa kötü niyetli olan her iktidar istediği gibi at oynatır. Ve yaşananlar ile ortaya çıkan sonuç budur.
 
Hafta da bir kere Salı günleri kürsü bülbülleri gibi mahalle kavgası düzeyinde muhalefetin iktidarın ekmeğine yağ sürdüğünü bugün hala anlayamayan milyonlarca insan var.
 
Bugün muhalefet partilerinde parti başkanı değiştirmek isteyenlere sormak isterim; siz on dört yıldır ne yaptınız? Bu muhalefetin içinde sizde vardınız. Eğer bugün ortaya çıkmışsanız oyuncu değiştirmek isteyen niyetlerin adına çıkmışsınızdır.
 
Bir örnek çok ibrettir. Batının sermaye ve finans karakolu iç ihanetlerin talebiyle Cumhurbaşkanı seçiminde Cumhurbaşkanı adayını Ekmeleddin diye gösteren Cumhuriyet Halk Partisi o gün hem Atatürk’e ve hemde Türk Milletine muhalefet yapmıştır.
 
Dönüyoruz bugün Ekmeleddin hangi partide diye bakıyoruz; Milliyetçi Hareket Partisinde vekil olarak görüyoruz.
 
Bu bize şunu söylüyor; muhalefet partilerini içimize sızmış dış mihraklarla bağlantılı birilerinin yönlendirmesi sonucu kendi kendilerini yönetmediklerini ortaya koymaktadır.
 
Bunca seçim kaybedip hala makam ve koltuk işgal eden ne kadar muhalefet parti ve başkanı varsa hepsinin Türk Milletinde karşılığı bitmiştir.
 
Batı ve batı çıkarlarına oyuncu olmak adına ortaya çıkan herkes evinde otursun.
 
Bu ülkede batı çıkarına siyasetin devri bitmiştir.
 
Bütün tehditleri batıdan alıp batının oyuncusu olmak nasıl bir gaflet, nasıl bir garabet, nasıl bir delalet ve nasıl bir ihanettir.
 
Bu ülke ne sermaye mafyasının malıdır, ne de siyasi partilerindir.
 
Herkes artık haddini bilmek ve milli çıkarlara uygun çizgiye gelmek, bu işi Türk Milleti çıkarına yapmayan her kişi, kurum ve kadroların görevlerini bırakmaları gerekir.
 
Ülkede teröre göz yumulurken, çocuklara tecavüz edilirken, işsizlik çok büyük bir sorun halindeyken, ekonomi batmışken, yargı görev yapamaz hale gelmişken, batı ve uşaklarının sözü artık bu ülkede geçemez.
 
Bugün bu ülke bu hale getirilirken seyreden ve bunu halka anlatarak halkı uyandırmadığı için en büyük suçlu muhalefettir. Bugün terör eylemlerinden bile suçlu ana muhalefet partisini gösteriyorsa iktidar muhalefetin bu ülkede yok sayılacak kadar varlığının artık sorgulanır hale gelmiş olmasıdır.
 
İktidar milli ekonomiyi özelleştirmeler ile yandaşlarıyla cebe indirirken susarsanız bugün işte böyle asil tarafından sorgulanır hale gelirsiniz.
 
Terörü açılım adı altında barış yapıyoruz şemsiyesi ile ülkeye yerleştiren, besleyen, muhatap alan, mücadele yerine müzakere yapanlar on dört yıldır ülke yönetecek gerçek muhalefet yapmak halkı tek tek kapı kapı dolaşıp uyandırmazsanız sizde ancak muhalefet olarak piyon olursunuz.
 
Tüm muhalefet partileri sadece parti başkanlarını değiştirerek oyunu değiştirmeden bu sorunu çözemezsiniz. Milli üretim ekonomisini, kuracak, Atatürk devrimlerini tamamlayacak bir zihniyet ve ekiple karşımıza kadrolarını da değiştirerek çıkmazsanız bir daha ki seçimde sandığa gömülürsünüz.
 
Bu ülkenin sorunu meclis içi ve meclis dışı muhalefet sorunudur. Hepsinin derdi şimdi de bizi kullanın derdidir. Türk Milletinin çıkarı için kendisini başka şer odaklara kullandırmayan siyasi parti ve ekiplere, programlara ihtiyaç vardır.
 
Sermaye bu ülkede söz sahibi olamaz. Sermaye ancak yargı önünde ihanetinin hesabını vermelidir. 2001 yılı krizinde nasıl vurgun vurdular bunun hesabını vermeliler. Sonrasında dünya mafyalarıyla nasıl Türk Milleti aleyhine faaliyetler içine girdiler bunun hesabını vermeliler.
 
Batı çıkarına işbirlikçi olan ne kadar sermaye sahibi varsa; paralarını da, şirk kurumlarını da, adamlarını da alsın gitsinler.
 
Para da bulunur, iş yapacak adam da bulunur.

Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı 

17 Nisan 2016 Pazar

Partisiz Parlamenter Sistem Neden Gereklidir? // Türk İnsanlık Devrimi // Atatürk ruhu Önder Karaçay

Partisiz Parlamenter Sistem Neden Gereklidir? // Türk İnsanlık Devrimi // Atatürk ruhu Önder Karaçay

slide_59
Partisiz Parlamenter Sistem Neden Gereklidir? // Türk İnsanlık Devrimi // Atatürk ruhu Önder Karaçay
Her seçimde kimi seçelim diye oylar yanlış tarafa gitmiyor mu? Gidiyor!
İşte yazıma böyle can alıcı bir soru ve tespitle başladım ki ne demek istediğimiz çok net anlaşılsın.
Böyle bir soru akla geliyorsa; orada bir seçeneksizlik söz konusudur. Yani kendini temsil edeni seçemiyorsun demektir.
O zaman asil sensen ve seçilen seni temsil için seçilmişse ve etmiyorsa, ettiğine de inanmıyor, bu seferde bunu deneyelim hep diyor ve yenilgi ile dayak diyorsak sorun sende kardeşim.
Neden diyenleri duyar gibiyim.
Çünkü; okumak, düşünmek ve fikir üreterek üretilen fikirle eyleme geçmeyen tüm toplumlarda tavukların yumurtası habersiz şekilde seni temsil edenler tarafında çalınır ve senin izin verdiğinin bile farkına varmaz. Sadece yakınır durursun. Yakınmak içinde sosyal medya gibi gaz alma ortamı yaparlar. Sadece psikolojik olarak rahatlamanın ötesine geçemezsiniz.
Öyleyse sorun ne? Sorun 12 Eylül ürünü Siyasi Partiler Yasasıdır ve 2002 yılında tüzüğünde yazmasına rağmen bu yasayı değiştirmeyen proje partisi ve buna 14 yıldır oy verenler ile bu projeye destek olan muhalefete oy verenlerdir.
Haklılar sandığa gitmeyenler ve gitse bile hiçbir siyasi partiye oy vermeyenlerdir.
Bu ne demektir?
Siyasi partiler diktalar tarafından yönetilmektedir. Kendilerini seçecek üyeleri kendileri belirler sonra parti içi demokrasi adına oyun oynanır kurultay oyunlarında rakipler ağır yenilgi alır ve dikta düzeni devam eder.
Siyasi partilerin tamamı bu diktayla yönetilen bir ülkede demokrasiden bahsedenin niyetinden şüphe etmeyenin niyetinden şüphe edilmelidir.
% 10 baraj rezaleti de zaten çok radikal görüşlerin meclise girip dikta sisteminin rahatsız edilmemesi içindir.
Son 35 yıldır biz kiminle içte ve dışta savaştığımızın farkına sanırım yazılarımı okuyanlar varmışlardır.
Geçmiş günlerde paylaştım. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı 21 Aralık 2015 tarihinde rahmetli oldu. Kendisi ülkemizin büyük sermayesi adına dünyanın gizli derin devletine üyeydi. Siyasi partilerden (Örneğin Atatürk’ün kurduğu yalnız Atatürk adına hiçbir fikrinin kalmadığı Cumhuriyet Halk Partisinden) bazılarını, bazı gazeteci ve iş adamlarını bu gizli dünya derin devletine davet ediyordu.
Soru; Türkiye Cumhuriyetinde Derin Devletin başı sermaye miydi? Değilse yukarıdaki paragrafta yazdığım rezaleti kim nasıl açıklayabilecek?
Açıklanacak bir durumu yoktur. Çare bellidir. Siyaset, sermaye ve din adına ülkemiz ve milletimizi bölüp parçalamak ve yönetmek için bir çete vardır. Ve bu çeteyi bir sırla 45 yıllık ömründe takip edip kitapla çökerten ve kitabıyla ilk kurşunu sıkarak Türk Milletiyle yürek meydanında vatanın ve milletimizin kurtarılması için Atatürk ruhu olarak yola koyulmuştur.
Macun tüpten boşalmıştır artık. O macun o tüpe geri girmez. Sonuna kadar bu çete temizlenecek.
Kitabım Mobbıng Bank Skandalbank’ın Skandalları Türk Fırtınası Atatürk’ün NUTUK sonrası yarım kalan İnsanlık Devrimini tamamlamak için bir sırla yazılmıştır.
Bu sırrın şiirlerini http://www.antoloji.com ve http://www.edebiyatdefteri.com ve benzeri sosyal ağlarda yazdım. Zaman zaman ihtiyaç olduğunda yine paylaşıyorum.
Çözüm nedir o zaman?
Çözüm Türk Milletinin kendi kendini yönetmesi için PARTİSİZ PARLAMENTER SİSTEM ile Türkiye Büyük Millet Meclisini seçmesi ve her ilden gelen vekillerle de bir kadın, bir erkek Türk Devlet Başkanlığı makamını temsil edecek iki adayı TBMM’si seçecek. Ayrıca Türk Devlet Başkanlığı makamına bağlı ve her hafta toplantı ile gündem için bakanlar ve bakanlar kurulu olacaktır. Bu kadar basittir.
Türk Milleti her gün siyaset konuşmak istemiyor ve bıktı. Çünkü dünün Başbakanı her gün bir gündem ile milletimizi oyalayarak yumurtaların çalınmasına yol açıyordu. Bugün yine sanki ülkede muhtarlarla görüşecek hiçbir kimse yokmuş gibi bilmem kaçıncı muhtarlar toplantısı gibi bir komedi yaşanmaktadır.
Bunun amacı da bellidir. Yalnız şu unutulmasın muhtarlar milletin oyunun sahibi değildir. Kendileri de millet tarafından seçilmiş olup, burada dönen kirli bir oyunun aleti olmamalıdırlar.
Sandık // Türk Devrimi Şiirleri // Önder Karaçay
Kendini yönetemeyenleri yönetirler diye kendimizi yönetmek için;
Hayatımız boyunca sandığa oy attık,
Sandığa her attığımız oyu demokrasi,
Oy verdiklerimizi de bizi temsil ediyorlar sandık!
Birileri tarafından kodlanmış kişiler oy istediler oy sözü verdik,
Bizi temsil etme sözü verdiler, söz aldık,
Bizi adam yerine koyup vekâletimizin sözünü tutarlar sandık!
İnandık, kandık, kandırıldık!
Sandıktan çıkanı biz sandık…
Ne sandığa attığımız oyumuza sahip çıktık,
Ne de sandığı açtıktan sonra sandıktan çıkana!
Önümüze sandığı koyan sandıktan çıkanın ne olduğunu söyledi,
Çıkanı doğru sandık.
İnsanlık tarihi hiçbir zaman yozlaşmış,
Temsili sistemle değişime uğramamıştır,
Sandığın fetiş tapınır bir hale gelmiş haliyle,
Seçeneksiz bir zorlamaya maruz kalmış olmamıza ne demeli?
Alternatifi bile seçenek aratırken!
Çünkü sandığı demokrasinin tek ve olmazsa olmazı sandık!
Sorunlu temsili sistemin tarihi sıkıntı üreten gerçekleri ortadayken,
Bu yalana bir şölen gibi alkış tutuyorken,
Barajlara, barikatlara takıldık kaldık!
Nereye destek adına millete baraj kuran bir sisteme adil dedik.
Birileri millete benim seçtiklerimi seçeceksiniz dedi,
Biz kimi seçtiğimizi bilemedik!
Çoğunluğun hangi yöntemle elde edildiğine bakılmadan,
O çoğunluğa karşı çıkanlara saygısızlık yaptık.
Aldatmacalarla insanlar pasifize ediliyorsa,
Orada ne temsili demokrasi vardır ne de sandık!
Sandığın dışında da demokrasiler ve örnekler var unutulmamalıdır,
Hangi sandıktan polis devleti şiddeti çıktı ki?
Dünyanın en güzel gözlü, en güzel yüzlü,
En güzel yürekli insanlarına acı su sıktı?
Kendine gelince baraj, halka eziyet etmeye gelince baraj, barikat,
Halkın attırdığı geri attırdığı adımları gel de bırak at,
Tarih çok iyi bilir, halkın kimlere, nasıl geri adımlar attırdığını?
Temsili demokrasi parmak hesabı olmayıp,
Mücadeleyi temsile taşıyabilmektir,
Yaşadığı zamanın ruhunun dışına çıkamayanlar,
Yüzünden sandıkta kaybetmeyi hep mahkûm sandık!
Siyasetçiler oy isterken konuştular yalnız hiçbir şey söylemediler,
Seçmenler dinlediler yalnız neyi söylemediğini anlamadılar,
Ve bu sebeple doğru seçim yapamadılar,
Parasız insanları kullandılar,
Paralı insanları parayla özgür yaptılar,
Yetkiyi kimden aldılar bu yetkiyi kimin çıkarı için kullandılar?
Yine de sandık dediler.
Önder Karaçay
Atatürk, Önder Karaçay, Mobbing Bank Türk Fırtınası, Mahşer Tufanı, Canlı Helak, Türk Fırtınası, Türk Edebiyatı, Şair, Yazar, Şiir, Banka, Finans, Akbank, İnsanlık Devrimi, Sandık, Siyasi Partiler, Partisiz Parlamenter Sistem, Anayasa, Seçim, Siyaset, İşsizlik, Ekonomik Kriz,