21 Nisan 2016 Perşembe

Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etmek Derdindeler // Dip Dalga // Önder Karaçay

Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etmek Derdindeler // Dip Dalga // Önder Karaçay

images (1)
Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etmek Derdindeler // Dip Dalga // Önder Karaçay
"Polis rejimin değil, halkın polisidir. Polis rejimin teminatı denirse tek kişiyi koruyan bir teminata döner. O devlette o zaman hukuk bitmiş demektir." // Önder Karaçay 
1982 Anayasasının 2’nci maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti… bir hukuk devletidir”.
1982 Anayasası gündemde olup birileri Anayasa değiştirmek, Başkanlık istemek ve ilk dört madde konusunda hedeflerden biride hukuk devletidir. Yeni olan her faaliyetin içi artık küf tutmuş bir ihanete dönüşmüştür. Anayasa’dan Türk Milleti kavramını çıkarmak zihniyeti kanunsuzdur ve hukuk devletine karşı polis devleti kurmak niyetidir.
Hukuk devleti en kısa tanımıyla, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukukî güvenlik sağlayan devlet demektir. Kişiye göre devlet olmak, devlette hukuk kuralları toplum içindir, toplum içinden biri devleti toplum adına hukuk kurallarına uygun yönetmek zorundadır.
Yönetmemişse, suç işlemişse, bu suçu görmezden gelmek, o suç işleyeni korumak için devleti, hukuk kurallarını, yasaları hiçe saymak Anayasal suçtur. Vatana ve millete, emanete ihanettir.
Hukuk devleti, sınırları içerisinde kamu erkinin değişmezlik ve süreklilik temeline dayalı olarak değer ve hukuk düzenine bağlı olduğu bir devlet şeklidir. Mutlakiyetçi zihniyetlerin hüküm sürdüğü devletlerden farklı olarak devlet gücü, vatandaşları keyfi uygulamalardan korumak amacıyla yasalar yardımıyla tanımlanır. Çağdaş anlayış temelindeki bir hukuk devleti bunun dışında maddi anlamda adaletli bir düzenin yaratılması ve korunmasını hedefler.
Yaşadıklarımızın arkasında bataklık niyetinin zihniyetini anlayarak ve gerçek suçluları görmezden geldiğimiz müddetçe devletimiz daha da zayıflatılmaktadır. Ülkemiz üzerinde hesaplar yapan batı ve batı ile işbirliği içinde olan, batının şer projelerinde görev almış herkes bu yaşadıklarımızın sorumlusudur. Halkımızı gerçeklerle buluşturmayan herkes sorumludur. Muhalefet halka muhalefet etmek için değil iktidara muhalefet etmek için faaliyet göstermelidir. Devletin işi için destek olduk diye kendilerini savunamazlar. Devleti ve hukuk sistemini öldürenleri seyrettik diye bir savunma şekli olamaz. Ancak sizde bu garabete ortaksınız anlamı çıkar. Göz yummak, görmezden gelmek suçu işlenmiştir. Devlet öldürülürken siz neredeydiniz? Diye soruyoruz asil olarak 14 yıldır halk adına vekalet yapan tüm vekillere. Ve cevap bekliyor, hesap soruyoruz. Hiç kimse sormasa bile sebepsiz işsiz kalmam, iş bulamamam, gelecek kaygısı taşımam sebebiyle işsiz kitapla MUHTIRA veren Önder Karaçay olarak hesap istiyorum. Anayasal hakkımı kullanıyorum.
Biz vekiller asillere hesap vermeyiz mi? Diyeceksiniz. Hani siz milletinizin hizmetçisiydiniz? Hizmeti görelim. Hizmet beton dikmek ve çıkar sağlamak değildir.
Polis devleti genel bir tanım olarak, yöneticilerin halka karşı hiçbir hukuk kuralıyla bağlı olmadığı yönetim biçiminin adıdır. Kısmi hukuk kurallarına uymamak ve kanunları, Anayasa ve kanun adına iş yapanları tanımamak, benim adına ve lehime karar vereceksiniz diye bir dayatma polis devleti anlamına gelir.
Halktan habersiz gece ve torba yasalarla kanun çıkarmakta polis devleti uygulamasıdır. Her kurumu özelleştirip Toplu Konutu Başbakana bağlayıp imar yasasını 14 yılda 165 kez değiştirmek polis devleti uygulamasıdır. Hukuk devletinde bir kanun 14 yıl gibi kısa sürede 165 kez değişemez. Eşyanın tabiatına aykırıdır. Almanya’da tarihi boyunca imar yasası 1 kez değişmiştir. Almanya gelişmiş bir ülke değil midir? Demek ki gelişmiş olmak kanun çıkarmak ve inşaatla olmuyor.
Günümüzde Hukuk Devleti kavramının karşıtı olarak kullanılan terimin tarihsel kaynağı, mülk devlet kuramından sonra Orta Çağ zihniyeti olarak ortaya çıkan polis devleti kuramıdır.
Polis devletleri sömürülmek istenen ülkelerde ortaya çıkar. Bunun çaresi halktır.
Bu kurama göre hükümdar devlet adına yetkilerini kullanırken yalnızca sözde Allah’a ve vicdanına karşı sorumluluk taşır. Halk dini duygularla kandırılır. Zora girerse milli duygularla bile kandırmaya kalkarlar. Örnekleri mevcut. Son günlerde bir milli söylemi yapılırken diğer taraftan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri iptal edilmektedir. Bütün bunlar farklı bir niyet adına polis devleti uygulamalarıdır.
Hükümdarın emirlerini uygulayan memurlar da halka karşı hiçbir hukuk kuralıyla bağlı hissetmezler polis devletlerinde kendilerini. Çünkü hüküm veren sizi koruyacağım der, sonra da satar. Ergenekon davası savcısına arabasını veren Başbakan sonra o savcıyı da suçlu ilan etmedi mi? Örnekler çok can alıcı.
Benim memurum işini bilir zihniyetidir.
Hükümdarın emirleri birer hukuk kuralı sayılır; halkın kayıtsız şartsız bunlara uyması istenir ve dayatmalarla beklenir.
Kaymakamlara kanun tanımayın diyen Cumhurbaşkanını hatırlayın. Valilere teröristleri ve silahları görmeyin diye yazı gönderen, terörle mücadele yerine müzakere yapanlardır polis devleti. Son aylarda Ankara Türk Milletinin kalbi olarak üç kez vuruldu. Kim utandı? Kim istifa etti? Kim sorumluluk aldı? Unutturup hemen Anayasa ve Başkanlık gibi anlamsız işlerle vakit harcayan herkestir polis devleti zihniyetine hizmet eden.
Dört yüz vekil vermezseniz kaos olur diyenler bu terörün gerçek adresidir. Başkanlık olmazsa manşet atan gazete paçavraları bu polis devleti zihniyetinin ürünleridir.
Komşularımızla yurtta sulh, cihanda sulh yerine Irak’ta merkezi devleti dışlayan bölücü teröristle devletçik kuranlara destek olanlardır polis devleti.  Suriye’nin iç işlerine karışan ve kuzeyini bölmeye kalkan, oradan yurdundan olan insanlarla ilgili ahlaksız bir şekilde Avrupa ile para pazarlığı yapanlar işi insan ticaretine dökmüşlerdir polis devleti. Amaçları bunları seçmen yaparak iktidar kalmaksa işte o zihniyettir polis devleti.
Çağımızın siyasal terminolojisinde, polis devleti terimi monarşik olmayan siyasal biçimler için de kullanılır. Bu bakımdan askeri ya da sivil diktatörlüklerin ya da otoriter rejimlerin hukuk karşısındaki konumu değerlendirilirken, polis devleti nitelemesi kullanılır.
Özellikle klasik faşist rejimler (Alman Nazizm ile İtalyan faşizmi buna örnektir.)
Gezi eylemlerinde halkın gençleri ağaçlara, doğaya sahip çıktığı için gençlerimizi öldürmek için polise talimatı kim verdi? O gün Başbakan, bugün ki Cumhurbaşkanı. Bugün ne olmak istiyor? Başkan, hükümdar, padişah, halife, kral veya aklınıza ne gelirse bu niyet faşizmdir, bu niyet polis devleti ile kendini koruma altına alma psikolojisidir.
Polis devleti demek, polis teşkilatı bulunan devlet demek değildir. Polisi emrine almış hükmün tek kişide toplandığı devlettir. Her insanı kendi iki dudağı arasına almak niyetidir.
İlla belirli bir kanuna dayanmak zorunluluğu hissetmeden, doğru bildiğini aklınca kullanan devlet ve yönetim biçimi demektir. Anayasa tanımam, Anayasa’dan Türk Milleti kavramını çıkarmak gibi, sadece kendine oy verenlere benim milletim veya kullarım diyen zihniyetin yöntemidir.
Krallık, padişahlık, tek partili diktatörlük, çok parti görünümlü tek partiye hizmet gibi örnekleri vardır polis devletinin.
Ya da çete örgütleri gibi; belirli bir töresi, kuralı olsa da karar liderin iki dudağı arasındadır.
Lider değişirse kararın niteliği de değişe bilir. Niyet değişmediği müddetçe kişilerin değişmesi bunu ortadan kaldırmaz.
Mesela bir lider, “sana ateş edeni alnından vuracaksın” diye karar verirken, bir başkası; “buna gerek yoktur” diyebilir. Çete üyeleri açısından her iki karar da doğrudur. Örneğin gezi eylemlerinde dönemin Cumhurbaşkanı gençleri anlamak lazım diyor, Başbakan ne anlaması diyor sonra polise vurun emri veriyor.
Hukuk devleti, kimin neyi ne zaman ve hangi yasaya göre yapacağını karara bağlayan, sadece bununla da kalmayan aynı zamanda denetleyen, sorumlulukları ön plana çıkaran, gerektiğinde devletin kendisi de suç işlese bunu ört bas etmeyip yargı yolunu açık tutan devlettir.
17-25 Aralık tarihlerinde ortaya dökülen iğrençlikleri yargı yerine sandıkta aklamak nasıl iktidar olduğu belli olmayan zihniyetlerin kurdukları polis devletidir. Hakkında en ufak bir iddia ile ilgili yargıda aklanmayanlar şiddet zihniyetindedir ve polisi halk yerine kendini halka karşı korumak için kullanırlar.
Soma olayları için 3500 koruma ile giden zihniyet polis devletidir. Çünkü orada yaşananın sebebidir.
Bu devlette her birey ve her kurumun ödevleri, yetkileri kanunla belirlenmiş olup, bunu nasıl kullanacağı yine yasa ile belirtilmiştir. Velev ki kişi cumhurbaşkanı ve/veya başbakan, ordu kumandanı vs. kim olursa olsun herkesin ortak paydası ortak vicdan Anayasadır. Anayasa tanımam demek Türk Milletini tanımıyorum demektir ve suçtur, benim milletim bana oy verenleri tanıyorum demektir bu da suçtur. Bu aynı zamanda yargıya gerekenleri yapması için ihbardır. Bunu ihbar etmeye bile gerek yoktur aslında. Bu ülkenin Cumhuriyet Savcıları kanunlar gereği görevlerini yapmaları engellenmekte midir? Öyleyse suç daha da ağırlaşmıştır. Buna kimse demokrasi ve hukuk devleti diyemez.
Anayasa Mahkemesi kararını işine gelmediği zaman tanımayan, geldiği zaman tanıyan devlet yöneticileri veya daha diplomatik davranıyormuş gibi algı yayan her niyet sinsi bir plan peşindedir.
Devletin bireye, bireyin de devlete karşı sorumlulukları vardır. Toplum içinde aynı şey geçerlidir. Buradan da anlaşılacağı gibi kişilerin, kurumların söyledikleri değil, hukukun söylediği geçerli olan devlete hukuk devleti diyoruz. Eğer hukuk devleti olmazsa o zaman herkes kendi hukukunu kendi aramaya başlar ve işin seyri değişir.
Hukuk devletini ortadan kaldıran, yasama, yürütme ve yargıyı tanımayan, görmezden gelen, hiçe sayan, çıkarı için kullanan her niyet polis devleti zihniyetidir.
Çok yakın zamanda bile Artvin’de yine doğayı katledenlere karşı polis şiddetiyle halka adeta birileri çıkarına şiddet kullanılmaya kalkmışlardır. Hatta Cumhurbaşkanı yavru gezi gibi bak yine polisime talimat verir vururum sizi diyerek halkı tehdit etmiştir. Hatta Cumhurbaşkanı Gezi terörden daha tehlikelidir diyecek kadar halkı teröristten daha tehlikeli görmüştür. Gezi gibi tarihin akışını değiştiren kendi suçlarını görmezden gelen ve kapatanlar heo böyledir, halkı ve haklıları suçlarlar. Beyhude bir çırpınmadır. Doğa katliamında halka karşı dayatma; söz verdim orasını birilerine tahsis ettim demek anlamına gelir. Milletin a…….na koyacağız diyenleri unutmadık. Hatta misli ile iade ediyorum.
Polis devleti ile hukuk devleti ayrımını anlayabilmek için son on dört yılda yaşadıklarımızı herkes karşılaştırarak bunu çok net anlar.
Polis devletine dönüştürülen her ülkede bu zihniyetin arkasında her zaman başka niyetler vardır. Polis devletinde polis halkın polisi olmaktan çıkar halka karşı kendini hükümdar zanneden kimse onu ve dediklerini, taleplerini korur.
Ülkemizin kaynaklarının belli niyetler tarafından sömürülmesi için son on dört yılda kendisine yetki verenlerin verdiği hakla ben ne istersem onu yaparım zihniyeti kendini ben ne istersem yaparım adına korumak içinde ülkemizi polis devletine dönüştürmüştür.
Bunu anlamak için ille de uyutulan toplumların uyanması çok acı bir tablo ile bir anda karşı karşıya kalmakla anlaşılır.
Polis devleti adına kullanılanlar kendilerine verilen görevleri yerine getiremedikleri zaman terörle tehdit edilirler, başka tehditler yaparlar, halkı tedirgin ederler.
Taraf olmayan bertaraf olur zihniyetidir polis devleti.
Bana oy vermeyeni, benim her söylediği kabul etmeyeni, dayatmaları kabul etmeyeni dışlarım demektir polis devleti.
13 Mart 2016 tarihindeki Ankara’da ki bombalı saldırı şer ülke tarafından bağıra bağıra gelmiştir. Bu şer ülke Cumhurbaşkanına istifa et diyecek kadar haddini aşmıştır. Buna sebep olan nedir? Siz bu ülkeye ne söz verdiniz de tutmadığınız için sürekli terörle bizi tehdit ediyor? Sonra ne diye ve hangi yüzle bu ülkeye kalkıp gittiniz? Açılım bir ihanettir, terörle mücadele olur, müzakere olmaz demedik mi? Şimdi siz kendinizi nasıl aklayacağınızı düşünüyorsunuz? Hangi terör örgütü olursa olsun, can gittiyse suçlu bellidir. Daha dün bu terörü eğiten kimse odur. Siz eğittiniz…Eğit donat dediniz. Kargayı beslediniz şimdi bizim gözümüzü oyduruyorsunuz. Kusura bakmayın buna izin verecek kadar saf veya aptal değiliz.
Cumhurbaşkanına ve Başbakana, Bakanlar Kuruluna, Vekillere, Muhalefet Partilerine dört aydır işsiz ve cesur bir genç olarak verdiğim MUHTIRA’yı görmezden gelenler yarın bunun hesabını veremez hale gelecekler.
Muhtar bile olamaz denileni Cumhurbaşkanı yapanlar şimdi bunun hesabını versinler. Ekmeleddin desteği ile bu garabete kol verenler bunun hesabını versinler. Koalisyon hükümeti kurulmasın diye daha ilk günden erken seçim diyen ve Cumhurbaşkanına hizmet edenler bunun hesabını versinler, terörün partisine oy aktaranlar bunun hesabını versinler. Sermaye derin devletine partisinden birilerini gönderenler bunun hesabını versinler.
Adalet adına iş yapanlar evrensel hukuk gereği devlet yönetmeyen ve yönetmesini sağlamayan, denetlemeyenler hakkında işlem yapmadıkları müddetçe suç işlemeye devam etmektedirler.
Devleti biz öldürdük diyenler devleti öldürürken susan hainliktir.
Adaleti hiçe sayanlardır.
Türk Milleti derhal Türk İnsanlık Devrimi yasalarının çıkmasını, tüm siyasi partilerin kapatılması kanunu çıkarılmasını, terörün derhal bitirilmesini, komşu ülkelerle derhal barış ve dostluk anlaşması imzalanarak bölgemizde huzurun temin edilerek bu şerre gereken dersin verilmesini talep etmektedir.
Bu ülkeyi bilerek bu noktaya getiren herkes bunun hesabını Türk Milletine verecektir.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

1 yorum:

  1. "Polis rejimin değil, halkın polisidir. Polis rejimin teminatı denirse tek kişiyi koruyan bir teminata döner. O devlette o zaman hukuk bitmiş demektir." // Önder Karaçay

    YanıtlaSil