29 Ocak 2016 Cuma

İmama kürsüden camiye cep telefonu getirilmemesi gerektiğini vaaz verin dedim. Şeytan cepte camiye giriyor dedim. İmam hiç tereddüt etmeden; şeytan cebe sığar mı? Demez mi? İyi dedim şeytanın karşısında ne kadar da küçüldün. Sonra çalarsa susturan cihaz aldım dedi. Bu şeytanı kim satıyor dedim? Bilmem ki dedi...

CANLI İMAM VE CANLI HELAK TİYATROSU // Önder Karaçay

Bugün Cuma biliyorsunuz. (29.01.2016) Bir camiye cuma namazı kılmaya gittim. Hoca vaaz veriyordu..

Konu çok ilginç olsa gerek hoca veya imam ne söylese inanıyorlardı.

Konu din ile devlet işlerinin birleştirilmesi üzerineydi. Yani isim vermeden bir merkezden aldığı talimatla Halife, Padişah olmalı Laiklik dinsizlik demek istiyordu.

Bir dakika dedim; burada yıllardır namaz kılıyorum bir gün Kur'an'da geçen Fitne ve Fesat nedir? Kimler nasıl yapar? Neden hiç anlatmıyorsun?

Anlatıyorum ya dedi!

Tamam dedim. İşte bu CANLI HELAK olanın arakasında ben namaz kılmam dedim ve çıktım.

Cemaat neredeyse benim arkamda namaza duracaktı. Benim görevim o değil. Din felsefesi ilmini Allah nasip etti bana.

Yine bir başka gün; kitabımda şiiri var.

İmama kürsüden camiye cep telefonu getirilmemesi gerektiğini vaaz verin dedim. Şeytan cepte camiye giriyor dedim.

İmam hiç tereddüt etmeden; şeytan cebe sığar mı? Demez mi?

İyi dedim şeytanın karşısında ne kadar da küçüldün.

Sonra çalarsa susturan cihaz aldım dedi. Bu şeytanı kim satıyor dedim? Bilmem ki dedi...

İşte Türklerin İnsanlık projesi gereği Atatürk'ün kurduğu Diyanet İşleri de bu işlere bulaştığı veya farklı merkezlerden yönetildiği için kapatılacaktır. İmamlar din felsefesi eğitimi alacak ve devlet memuru olacaklar.

Camiler para tahsilat bürosu olmayacak. Sadaka yasaklanacak. Devlet tüm insanların ihtiyaçlarını eşit karşılayacak.

VİP Cami ve Cemaatsiz Camiler konusunu kitabımda olan şiir anlatsın...

“Cami, minare, süngü gibi sözleri şiirlerimize konu etmek adedimiz değildi. Ne zaman ki VİP cami ve şaşaalı camiler yapıldı, meydanlara kefen giymeden kefeni giydik denildi, bizde yazmak zorunda kaldık. Gönül bu ferman gibi kaleme söz geçiremiyor ki! Gördüğü gerçeği olduğu gibi yazıyor…” / Önder Karaçay

Cemaatsiz Camiler // Önder Karaçay

Mütedeyyin Müslümanlar tedirgin olmasınlar,
Sözüm onlara değil,
VİP cami ve Müslümanların ulaşabilmeleri,
Mümkün olmayan ve yanlarına rezidanslar yapılan,
Müslümansız camilerden bahsediyorum,
Süslü Müslümanlar diyorlarmış onlara, paralı olanlardan yani,
Demek ki kefeninde cebi dikilmeye başlanmış.
Her halde Allah’a bize böyle yapılar yapma fırsatı vermesine,
Karşılık dua yapmak adına huzura çıkmak için yapılmıştır,
56 dönüm üretim için arazi bulamazken,
Dünyada ayak basılan her yerde namaz kılmak mümkünken,
Bu kadar alan bir camiye her halde dua üretim merkezi içindir,
Ve bütün bunları yapanların şükür üretim merkezi olacaktır.
Üretemediği için ve tüketerek hakları elinden alınıp,
Açlığa, işsizliğe, yoksulluk ve sefalete sevk edilen,
İnsanlarında buna alkışı eksik etmemesi gerekir,
Emin olsunlar bu dua en çok onların bu hallerine yapılmaktadır,
Hatta duaları eksik olmasın desinler ki!
Yapılan yapıların ve şükrün sebebi biraz kendileri olacaklar.
Nerede böyle ucube rezidans camiler yükseliyorsa,
Bilinmelidir ki orada Müslümanlık yok edilmektedir,
Müslümanlık mı kaldı diyenlere diyeceğim tek şey,
Rezidans, VİP ve halka ne öğrettiğini bilmediği gibi,
Mütedeyyin imamları tenzih ederek söylüyorum;
Belli niyetlere hizmet kuruluşuna dönen imamlarınız var ya!
Demekten başka bir söz demek gelmiyor içimden.
Nasıl gelsin?
Bir toplum kendi alkışlarıyla, kendi oylarıyla böyle mi yok olacak?
Aradan yıllar geçtikten ve gözden düştükten sonra,
Camide siyaset olmaz fetvası 22 Mayıs 2015’te mi gelir?
Bunun samimiyetine kim inanır?
Geç kalmış adaletten, geç kalmış fetvanın farkı nedir?
Bu zulmün yapanların kendilerine döneceğini içimde hissettiklerimden,
Asil kanımdan biliyorum,
Türklüğe geri döneceğiz. Cami nasıl olur? İmam nasıl olur?
Din nasıl olur? Müslümanlık nasıl yaşanır? Bilmeyenler öğrenecek,
Hele imam olduğunu söyleyip dinle alakası olmayan işler yapanlar,
Ne öğrenecek işte onu bilmiyorum,
Onu Allah ona öğretecektir, sırattan geçerken.
Kefeni ile gitmesini tavsiye ediyoruz,
Kefen beşeri hayatta giyilmez,
Alkışlayan insanların karşısında kefen giyilmez,
Kefen Allah’ın karşısında giyilir, bir imama bunu da mı?
Biz Türkler öğreteceğiz?
Ve camiler cemaatsiz kalmayacak, camiye giden,
Kendini mütedeyyin mümin hissedecek,
Cumhuriyetin ilk on beş yılında olduğu gibi."

Resim kullanmam lazım yalnız iman gereği mecburum. İmtihanım imanım kadar çünkü...
 
Önder Karaçay



http://www.antoloji.com/canli-imam-ve-canli-helak-tiyatrosu-siiri/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder