30 Nisan 2016 Cumartesi

Türk Milleti Hesap İstiyor // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

Türk Milleti Hesap İstiyor // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

0eacdac0f2e23c97a5a99cd46f3aa900

Türk Milleti Hesap İstiyor // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
“Hak kuldan intikamını kul ile alır. Din irfan bilmeyen bunu kul etti sanır.” // Mevlana
Zalimler hakka karşı direnmeye devam ediyorlar. İnsafları olsaydı zalimce insana zulüm etmezlerdi. Bütün bunların hepsi canlı helak olmuş olanların ibretlik çırpınışlarıdır. Hala kendimizi nasıl kurtarabiliriz derdindeler. Kurtarabilir misiniz? Kurtarabilseydi Firavun kendini kurtarırdı.
Daha feci bir ibretle helak oldunuz.
Canlı ölmek ne demektir? Düşünün ölmek isteseniz bile ölememek ne demek bir düşünün!
Kendini Firavun da Allah sanıyordu.
Teslim olmadan ve adalet, hak adına hakkı yerine teslim etmeden bu mücadele asla bitmeyecek. Tüm zalimler hakkını yedikleri herkesin hakkını geri iade edecekler.
Vatanımıza ve milletimize daha fazla zarar vermeye kalkarsanız sadece ibret adına kendinizi daha fazla batırır ve daha fazla rezil ve rüsva olursunuz.
Türk Milletine teslim olun. Çünkü Türk Milletine, devletine, Atatürk ve eserine ihanet ettiniz. Bunun bedelini yüce hak sizlere mahşer denizinde boğazınızda hak kılçığını bırakarak öldürmeden canlı boğdu.
Taptığınız para putu bu mahşer ile yıkıldı.
Ülkemizin sorunu Anayasa ve Başkanlık değildir.
Suçlusunuz suçlarınızı gizlemek için Başkanlık ve Anayasa kılığında kötü niyetinize devletimizi ve Cumhuriyetimizi alet edemezsiniz.
Bu ülkede sorun hakkımızı işbirliği yaptığınız sermaye ve dünya mafyasıyla yemenizdir.
Gelir dağılımı adaletsizliği ayyuka çıkmışken nasıl sorunumuz Anayasa ve Başkanlık olabilir?
Ayrıca Anayasa yapma ve değiştirme hakkınız olmadığı gibi sizin göreviniz Anayasaya uygun halka ve hakka hizmet etmekti. Siz bu iki suçu işlemiş işbirlikçiler olarak nasıl hala haklı olabilirsiniz.
Size ülkeyi Anayasaya, hakka ve evrensel hukuka uygun ülke yönetin yetkisi verildi. Kendi kişisel niyetinize veya suçunuzu kapatmak için rejimi değiştirmek adına bahane üretmek ve tarihin en büyük milletinin ve liderinin kurduğu devleti yıkmak görevini siz kimden aldınız? Devletimizi ve rejimimizi size yıktırır mıyız?
Bunun için yaşandı mahşer tufanı ve bu sebeple canlı helak oldunuz.
Siz sizi de yaratanla baş edebileceğinizi mi sanıyorsunuz? O zaman çırpındıkça kendi kendinize zulmünüz artar hatırlatmamı ister misiniz? İşinize gelmez tabi…
Mahşer Tufanı ve Firavun sonrası insanlığın son ibreti CANLI HELAK işte böyle bir ibrettir.
Gerçek adalet, yüce adalet ve haktır. Beşeri adaleti yok ettiğiniz için o hak hakkın intikamını kul ile aldı sizden. İmanı olmayan bunu kul etti sandı. Akıl, vicdan ve cesaretini kullanan işsiz bir bankacıya verdi bu hakkı yüce hak! Bunu tanımıyoruz mu diyeceksiniz?
Kul kim ki kulu kula kul etsin? Kul kim ki kul kuldan intikam alsın? Akıl, vicdan ve cesaretini imanı kadar büyük bir imtihanı varsa bunu imanı olan anlasın!
İman ola ki adam da bundan ibret alsın. Hala şeytani işler için alavere dalavere peşinde koşmasın…
Mahşer tufanından bir gün sonra yaratan bir zalimin canını aldı. Diğer zalimler keşke biz ölseydik dedirtti ilahi tecelli. Yaşattığınızı yaşadıkça keşke biz de ölseydik demek zorun da kalacaksınız. Bu ne demektir? Ölmek isteyeceksiniz ölemeyeceksiniz. Çünkü mahşer tufanı ile tüm zalimler ve zalimlere uyanlar için cehennem dünyada. Çekin bakalım…
Hani siz milletinizin hizmetçisiyim diyordunuz? On dört yılda cebimizi ve duygumuzu sömürenlere bunun için mi hizmet ettiniz? Hani siz yukarıda Allah var diye iş yapıyordunuz? Hani siz hak için giydiğiniz kefen nerede? Ne anlamı vardı? Rejimi yıkmak için mi kefen giydiniz? Nerede gösterin ve hesap verin.
Önder Karaçay imanı kadar imtihanını başarıyla gerçekleştirdi. Şimdi asil bir Türk genci ve Atatürk’ün askeri işsiz, mağdur edilmiş, hakları bir banka (Akbank) tarafından haksız ve sebepsiz alınmaya çalışılmış asil biri olarak hesap istiyorum. Bana hesap verin…
Cumhurbaşkanı on dört yıldır bu ülkede yaşanan her sorundan başta siz sorumlusunuz Türk Milletine hesap verin.
Başbakan, Bakanlar Kurulu, on dört yılda vekillik yapmış olan iktidar ve muhalefet vekilleri, Türk Milletine hesap verin.
Doksan yıllık birikimlerimizi satarken bakanlar, göz yumanlar, denetlemeyenler, adaleti öldürenler, halkı kandıranlar, gece ve torba kanunlarla hak çalanlar Türk Milletine hesap verin.
Dünya mafyasıyla (Bildenberg) vatanımız ve milletimiz üzerinde hesaplar yapan, terör gibi, Türk Mevsimi gibi ihanetleri yönetmek adına kendini yetkili kılan Mustafa Koç nasıl olur bu işleri yaparken,sizler eğer bunlarla birlikte işbirliği içinde değilseniz bu kötülüğü vatanımıza ve milletimize yapabilirler? Türk Milletine hesap verin!
Bölgemizde ülkemiz dahil 22 ülkenin rejimi değişecek diyen birisi nasıl olur da Cumhurbaşkanı yapılabilir bu ülkede? Akbank yönetim kurulu başkanı bir önceki Cumhurbaşkanına İngiliz kraliyet ailesinden ödül ayarlıyor 2009 yılında Serv anlaşmasının tasarlandığı düşünce kuruluşuna üye olarak. Buna nasıl göz yumarsınız? BOP ve GOP eş başkanı nasıl olur da bu ülkede Cumhurbaşkanı olabilir? Nedir bu projeler? Kimden izin aldınız eş başkan olmak için?
Siz şimdi Türk Milletinden habersiz bu bölücü projelerin bir parçası olarak mı kendinizi kurtarmak adına yetkiniz ve hakkınız olmadığı halde Anayasa ve Başkanlık diye bizim geleceğimizle oynayarak zamanımızı çalıyorsunuz? Biz sizi suçlarınızı kapatacaksınız diye beklemek zorunda mıyız? Türk Milletine teslim olun ve hesap verin…
Zulüm ilk çıktığı adrese geri döndü ve başlatanı bitiriyor.
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: 19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: 19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay: 19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay Posted on   30 Nisan 2016 by   Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay 19 Ruhu  // Türk...“Türk’ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm! ” / Mustafa Kemal Atatürk

19 Mayıs 1919 Türklerin Anadolu’da ilk doğum günüdür, 19 Ocak 2016 ikinci doğum günü oldu. İkinci doğum günü olan mahşer tufanında zalimlikleriyle CANLI HELAK olanlar eğer bizim bu eşsiz eserimize helal getirmek için son darbe niyetine girişeceklerse kendilerini tanımayacağız. Bu son uyarıdır.

19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay

2h3bfb4
19 Ruhu // Türk Fırtınası // Önder Karaçay
“Türk’ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm! ” / Mustafa Kemal Atatürk
19 Mayıs 1919 Türklerin Anadolu’da ilk doğum günüdür, 19 Ocak 2016 ikinci doğum günü oldu. İkinci doğum günü olan mahşer tufanında zalimlikleriyle CANLI HELAK olanlar eğer bizim bu eşsiz eserimize helal getirmek için son darbe niyetine girişeceklerse kendilerini tanımayacağız. Bu son uyarıdır.
Reçetesini kaybetmiş hastanın,
Tekrar doktora gidip yeniden reçete yazdırmaktan,
Başka çaresi yoktur, kaybettim tabip reçetemi kaybettim,
Oysa yazılmıştı yurdun her köşesine,
19 kişi, 19 Mayıs 1919’da yola çıkarak yazmışlardı bu reçeteyi,
Her insanın beyninin bilinçaltına,
Reçete 1919 ruhu ve Gençliğe Hitabe orada.
Gerici ve bölücülerin ellerini ovuşturarak çırpındığı bir dönemde,
Topluma yine aydınlık reçeteyi sunan 19 ruhu ise,
O zaman çırpınma gel beriye,
Sen zaten nasıl çıktın bu bağırdan,
Onu da sormayacağım, biliyorum düşmüşsün bir kere,
Gelmişsin boyun eğme eşiğine,
Gel beriye, gel beriye, çok ileriye gittin gel geriye!
Nasıl düştün bu taşeronluk bataklığına,
Legalleşmiş düzeneklerde yıkanmış beynin,
Durulama suyu bizde,
Gel beriye, gel beriye, çok ileriye gittin gel geriye!
Rotayı tekrar kıralım aydınlık devrimlerine,
Uzak erimli düşmanın eline düşmüş evrimlerinle,
Kendi evinde vurulmuş gibi kalma,
Gel beriye, gel beriye, çok ileriye gittin gel geriye!
Belli ki rotadan saptığın için düşmüşsün bu zilletin kıvrandıran eline,
Birde kalkıp utanmadan sahip olmuyorsun zehirlenmiş diline,
Gelin güvey olmuşsunuz kan tuzaklarında,
Bataklığa daha fazla batmadan sizi de kurtarabiliriz,
Gel beriye, gel beriye, çok ileriye gittin gel geriye!
Büyük Önder Atatürk’ün sözüdür,
Boşuna mı söylenmiş; “Ne mutlu Türk’üm diyene! ” diye.
Tarifi kazınmış hafızalara, toprağına, taşına, arşına,
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halklara denir Türk milleti,”
Hatırlatıyorum belki de duymamışım da dersin,
Sana bundan sonra nasıl güveneyim, satacağın ne kaldı?
Gel beriye, gel beriye! Çok ileri gittin gel geriye!
Önder Karaçay
Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

26 Nisan 2016 Salı

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Her Devirde Adam Olmak // Dip Dalga // Önder Karaç...

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Her Devirde Adam Olmak // Dip Dalga // Önder Karaç...: Her Devirde Adam Olmak // Dip Dalga // Önder Karaçay Posted on   26 Nisan 2016 by   Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay Her De...Laiklik adam olmaktır. // Mustafa Kemal Atatürk

Her Devirde Adam Olmak // Dip Dalga // Önder Karaçay

Her Devirde Adam Olmak // Dip Dalga // Önder Karaçay

1rauf denktas1
Her Devirde Adam Olmak // Dip Dalga // Önder Karaçay
“Adam olmak haksızlık niyetli zulme adaletle ve insanlıkla karşı çıkmaktır.” // Önder Karaçay
İroni zekâyla yapılabilen bir iştir,
Alay edebilmek ise budalalılık gerektirir,
Payesi kadar yer kaplayan köşegenlerin yanında,
Her devirde adam olmak zor iştir.
Tutundukları yerin hakkını verebilmek için çırpınırlar,
Yetmez budalalıkları başkalarını da katmak isterler,
Kalemin ucunda vicdan var diyenlerin de kalemi kaydı mı?
Her devirde adam olamayanlar her devrin adamı olurlar.
Dünyanın rengine bürünmek isteyenlere cesaret verirler,
İnsanı aldatmak isteyenlerin rengine bürünürler,
Her yolu haklı kılma fetvası verenlerin yanında,
Her devirde adam olması gerekenler her devrin adamı olurlar.
Bir son oyun insanın içindeki karanlığı aydınlatır,
Dersini çok iyi almışlar sonraki kuşaklara bunları hatırlatır,
Kötülükle başlayan hayatlar kötülükle sağlamlaşır,
Kötülük insanın yazgısı olursa adam olmak zorlaşır.
Önder Karaçay // Mobbıng Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı 

24 Nisan 2016 Pazar

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Yağız Atın Yağız Asyalısı // Dip Dalga // Önder Ka...

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Yağız Atın Yağız Asyalısı // Dip Dalga // Önder Ka...: Yağız Atın Yağız Asyalısı // Dip Dalga // Önder Karaçay Posted on   24 Nisan 2016 by   Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay Ya...Gökyüzü tepesinde, denizler gözlerinde, toprak ufuk çizgisinde genişliyor,

Yüreği ele avuca sığmıyordu,
Çekilin yolundan yağız atın yağız Asyalısı Türkleri birleştirmeye geliyordu.

Yağız Atın Yağız Asyalısı // Dip Dalga // Önder Karaçay

Yağız Atın Yağız Asyalısı // Dip Dalga // Önder Karaçay

26a42aba-2568-4ab7-88b1-2594212edeff-medium
Yağız Atın Yağız Asyalısı // Dip Dalga // Önder Karaçay
Cansız sözlükten seçtiğim kelimelere can veriyordum,
Bizden sonra sahip çıkan olmazsa dönerler yine,
Başıboş ölü kelime sürülerine!
Gösterişli bir üstlüğe sarılmış her gördüğümüzü adam sanmaktan bıktık,
Beyaz dişlerinden hayat şimşekleri çeken,
Gözlerinden çöl ateşi çıkanların kum taneleri kör eder onları..
Zapt etmekte zorlandığımız bir yağız atı düşünün,
Ağzı gemle köpürmüş sürekli ufuklara doğru kişniyorsa,
Sürün atınızı özgürlüğe doğru!
Doğu medeniyetinin serhaddine varmış,
Asyalı haşmetini taşırdı üzerinde,
Atı, mızrağı ve kılıcıyla batı medeniyetinin köprüsünü yıkarak geçip geliyordu,
Çelik kalkanlarla şaha kalkmış bu yağız delikanlı hiç ürker miydi?
Sözleri gücünü inancının ahenginden,
Nidalarının azametinden,
Tezat ihanetlerin şimşeklerinden alıyordu.
Akla şaşkınlık veren bir hayat kaynağı,
Bağrından duygusuyla söze dökülüp akıyordu.
Ateşten parmakları ve elleriyle kalemine dokunduğunda,
Kelimeler garip bir akıcılık ve akılcılıkla canlanıyordu
Cansız sözlük elinde bir ışık gibi aydınlığa yüreği gibi yanıyordu!
Üslubu bir duygu yüklü hitabet dili gibi şakıyor,
Derinden gelen sesler gibi atasının gözleriyle,
Tarihten bugünün icabına bakıyordu.
Okuyanları bu adamı bağırıyor sanıyordu,
Yeni matbaa harfleri getirtmiş, cansız sözcüklere takıp,
Yürek meydanına duyguyla atıyordu.
Dini, cinsi, ırkı ihtirasları olanları kinlerinde boğuyor,
Şifa veren bir sertlikle kemale ermiş duygusuyla,
Mustafa Kemal Atatürk’ü hatırlatıyordu!
En hassas ve en mütenevvi cesareti özellikle almıştı atalarından emanet,
Dünyayı daraltan tüm yollara ve yollarda 4*4 şeritli bölünmüş çiziklere karşıydı,
Çünkü havası, suyu, yakıtı ve kendisi kazık bu illetin bir milli üretimi gerekiyordu.
Bu sebeple kelimelerinde arz, Asya, şimal ve cenup rüzgarları arıyordu,
Esrarengiz bir ıraklık ve sonsuzluk hissi vererek aidiyete doğru yaklaşırdı,
Bilinmeyen sırların sınırı ufki bir çizgide ve tarzda bir birlikte birleşirdi.
Cansız sözlükten seçtiği kelimelerin sihri ve sırrıyla,
Çokta fikre ihtiyaç duymadan atasının yaptıklarını hatırlatmak yetiyordu.
Gökyüzü tepesinde, denizler gözlerinde, toprak ufuk çizgisinde genişliyor,
Yüreği ele avuca sığmıyordu,
Çekilin yolundan yağız atın yağız Asyalısı Türkleri birleştirmeye geliyordu.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

22 Nisan 2016 Cuma

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Geçer // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Geçer // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay: Geçer // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay Posted on   22 Nisan 2016 by   Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay Geçer  // Hayat ve...“Kırdın mı sevdiğini? O yanından geçer, sen kendinden!” // Önder Karaçay

Geçer // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

Geçer // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

images (2)
Geçer // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay
“Kırdın mı sevdiğini? O yanından geçer, sen kendinden!” // Önder Karaçay
Kızgınlıklar geçer,
Kırgınlıklar geçer mi?
Bilemem.
Ne demişler;
Kırmayacaksın insan kalbini,
Yapacak ustası yok,
Kırgınlıklar değil,
Kızgınlıklar geçer.
Kızgınlıkla ve kırgınlıkla,
Gitmemeliyiz geleceğe,
Gitsek bile;
Unutabilirsek geçer.
Dostlarımıza kızıp birbirimizi kırmayalım,
Kırabileceğimiz yollardan geçmeyelim.
Belki kızgınlıklar kırgınlıklara dönüşmeden geçer.
Nereden geldiğimiz,
Nereye gideceğimiz kadar önemlidir,
Zaman ilaçtır,
Bu acılarda geçer.
Kırdın mı sevdiğini;
O yanından geçer,
Sen kendinden.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Yankı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Yankı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay: Yankı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay Posted on   22 Nisan 2016 by   Mobbing Bank Türk Fırtınası Önder Karaçay Yankı  // Hayat ve...Sırtımızı dönmüştük birbirimize,

Ayrılığın kollarında kaldık birden bire,
Tekrar kavuşmak istesek bile,
Yalnızlık kendine çekti bizi ha bire!

Yankı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

Yankı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay

resimli-ayrilik-sozleri-2
Yankı // Hayat ve İnsan // Önder Karaçay
“İster yar ol, ister yara. Lütfun da başım üstünde, kahrın da!..” // Şems-i Tebrizi
Sırtımızı dönmüştük birbirimize,
Ayrılığın kollarında kaldık birden bire,
Tekrar kavuşmak istesek bile,
Yalnızlık kendine çekti bizi ha bire!
İki boynu bükük (!) benziyorduk güle,
Ayrılığı kovsak da gitmiyordu bizden uzak menzile,
Bir damla su söndürseydi ateşimizi,
Yüreğimiz yangından sonra dönmezdi küle!
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

21 Nisan 2016 Perşembe

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay: Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay Posted on   21 Nisan 2016 by   kufgrubu Duran Adam Destanı  // Dip Dalga // Önder K...Zulüm ne yapsın,

Bu zekâ karşısında akılları duruyordu.
Durmak yasak yasası mı çıkarsalardı acaba?
Ya sonra durmasalar diye zulüm korkuyordu.

Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay

Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay

fft99_mf3383275
Duran Adam Destanı // Dip Dalga // Önder Karaçay
Tarihin adı Türkler destanların hem başlangıcı hemde devamıdır. Ergenekon destanı ile demiri eriten Türkler Gezi Eylemi ve Duran Adam Destanı ile zulmü eritmeye başlamıştır. Gezi eyleminin önlenme tarzı kanlı bitmiş ve polis devleti uygulamasına en bariz örnektir. Çünkü ağaçları korumak isteyen gençler hiçbir taşkınlık yapmamışlardır. Mahallelerde halk günlerce halk kongreleri yapmış, tencere ve tava çalarak zulme tencere tava aynı hava sözünü söyletmiştir.
Vekil asile tarihte ilk kez kurşun sıkıyordu.
14 yaşında Berkin Elvan vuruluyor aylarca hastanede yatmak zorunda kalıyor, 15 yaşına hastanede 16 kiloya düşerek hayatını kaybediyordu. 9 genç bir çocuk öldürüldü.
Geçtiğimiz günlerde halktan korkan Cumhurbaşkanı gezi fobisi sebebiyle gezi terörden daha tehlikelidir söyleyerek halkı terörden daha tehlikeli göstermiştir. Sosyal medya kendi işine yaradığı zaman yanlışını görmeyen Cumhurbaşkanı kendi işine gelmeyince sosyal medya terörden daha tehlikelidir demek zorunda kalmıştır. Sosyal medyanın fitne ve fesat üreten paylaşımlarına izin veren bir alan olduğunu ilk söyleyen benim. Nedense bu gerçekten sonra bu sosyal medya terörü de görülmüş oldu. Sosyal ağların doğru kullanılmasına terör demişse gezi eylemlerinde yaptığı yanlışa yine düşmüş demektir. Terörle mücadele yerine müzakere yapanların terörle ilgisi olmayanlara terörist demesi çok manidar bir tarihi yanılgı ve korkunun ifadesidir. Ergenekon kumpasına da terör diyenlerin sonunu gördük. Daha onun hesabını da verecekler.
Meşrutiyet ile 250 yıllık devrim tarihi olan Türk Milleti bu garabetin üstesinden de gelecektir.
Bu gaflet, delalet hatta ihanet garabeti sermaye derin devletinin gizli ilişkilerine göz yummuş milli ekonominin sonunu getirecek doksan yıllık birikimleri satmış, ekonomiyi üretmeden, ithalat, borç ve tüketim ile batırmışlardır. İnşaat+banka balonu patladığında ne yapacaklarını göreceğiz. 14 yılda işsizlik üretmişlerdir. İşsizlerin teröristler, Suriyeliler kadar değeri olmamıştır. Tarihe işte böyle yazılmışlardır.
Mobbing Bank Skandalbank’ın Skandalları Türk Fırtınası kitabımla MUHTIRA almışlardır.
Asil bu sefer vekile ihtar vermiştir.
Duran Adam Destanından sonra Mahşer Tufanı Destanının tarihi yazmaktayız.
Adam günlerdir durmuyordu ve aniden durmuştu,
Yerinde duramayan adam adeta tutukluk yapmış gibiydi,
Duran adama durup herkes bakıyordu,
Onun gözleri dalgalanan bayrağa ve atasının gözlerinin içindeydi,
Emanete sahip çıkıyorum der gibi duruyordu ve kararlıydı sürekli durmaya.
Karşı duruyordu aslında,
Zulme, gaza, suya, şiddete karşı,
Duran adamı duyan duruyordu.
İşi olan kendi yerine ayakkabılarını bırakmış,
Ayakkabıları ruhu yerine duruyordu,
Bu eşi benzeri görülmemiş tepki ülkeye yayılıyor,
Dünyaya yayılıyor, dünya duruyordu.
Zulüm ise yerinde duramıyordu,
Terse dönmüştü her şey,
Baş döndürüyordu!
Zulme karşı ise herkes duruyordu.
Dünya tarihinde bir ilkti duran adam,
Duran adamı durduran neden duruyorsun diye,
Tutuklamaya kalkıyordu,
Meydana çıkıp durmayanları da tutukluyor duranları da,
Zulüm böyle bir şeydi işte,
Zulme karşı olmak ise bir zekâ işiydi.
Duranları durduramıyorlar duramayan adamlar,
Şiir durmuyordu, söz durmuyordu, dil durmuyordu,
Zekâ durmuyordu, zulüm de durmuyordu,
Duran adam karşı duruyordu.
Zulmün karşısına dikilmişti,
Duramayanları bile durduruyordu.
Kimin durup, kimin durmadığı karışıyor,
Duramayan adamlar şimdi duruyordu,
Bir duruyor, bir durmuyor, bu durum aslında;
Zulmünde sabrını zorluyordu.
Birkaç gün önce duramayan adam,
Şimdi duruyordu!
Zulüm ise niye duruyorsun diye vuruyordu,
Dursan suç, dur masan suç oluyordu,
Duran adamı gören, duyan yine karşı duruyordu.
İnsanlar bu sefer durmasınlar diye,
Hayat duruyordu,
Zulmün kafası iyice karışmış olmalıydı ki,
Adeta aklı duruyor gibiydi,
Ne yapsa olmuyordu,
İnsanlar bir duruyor, bir durmuyordu.
Zulüm ne yapsın,
Bu zekâ karşısında akılları duruyordu.
Durmak yasak yasası mı çıkarsalardı acaba?
Ya sonra durmasalar diye zulüm korkuyordu.
Masum insanları, şairleri, yazarları, kırılmayan kalemleri,
Bu zulüm aslında gereksiz yere yoruyordu.
Hadi duran adamada gazını, suyunu,
Sık bakalım diyen duruyordu,
Oradan bir yabancı burası Ortadoğu gibi değil diyordu,
Ama İstanbul polis zulmü ile Beyrut gibi duruyordu.
Duran adam bir bakıyordun duran kadın oluyordu,
Duran genç, duran yaşlı, çocuk durur mu?
Duran çocuk oluyordu, çocukluk işte,
Ekmek almak için durmayan Berkin çocukken vuruluyordu.
Polis duran adamı üst araması yapıyordu,
Emri üstünden alıyordu belliydi,
Çünkü işimizi yapıyorum diyordu,
Görevi gereği neticede emir kuluydu,
Kendi kendine insan vurmuyordu,
Durursan tutuklarım diyen zulüm,
İnsanlara durmaması gerektiğini söylerken,
Kendisi durmuyordu.
Duran adamı bazıları,
Duruyor mu diye yokluyordu,
Duran adamları ve duramayan adamları,
Kimse durduramıyordu.
Şimdi duran adam akılda, vicdanda, tarihte,
En güzel örnek olarak duruyordu.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etme...

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etme...: Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etmek Derdindeler // Dip Dalga // Önder Karaçay Posted on   21 Nisan 2016 by   kufgrubu ..."Polis rejimin değil, halkın polisidir. Polis rejimin teminatı denirse tek kişiyi koruyan bir teminata döner. O devlette o zaman hukuk bitmiş demektir." // Önder Karaçay 

Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etmek Derdindeler // Dip Dalga // Önder Karaçay

Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etmek Derdindeler // Dip Dalga // Önder Karaçay

images (1)
Hukuk Devletini Öldürenler Polis Devleti İnşa Etmek Derdindeler // Dip Dalga // Önder Karaçay
"Polis rejimin değil, halkın polisidir. Polis rejimin teminatı denirse tek kişiyi koruyan bir teminata döner. O devlette o zaman hukuk bitmiş demektir." // Önder Karaçay 
1982 Anayasasının 2’nci maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti… bir hukuk devletidir”.
1982 Anayasası gündemde olup birileri Anayasa değiştirmek, Başkanlık istemek ve ilk dört madde konusunda hedeflerden biride hukuk devletidir. Yeni olan her faaliyetin içi artık küf tutmuş bir ihanete dönüşmüştür. Anayasa’dan Türk Milleti kavramını çıkarmak zihniyeti kanunsuzdur ve hukuk devletine karşı polis devleti kurmak niyetidir.
Hukuk devleti en kısa tanımıyla, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukukî güvenlik sağlayan devlet demektir. Kişiye göre devlet olmak, devlette hukuk kuralları toplum içindir, toplum içinden biri devleti toplum adına hukuk kurallarına uygun yönetmek zorundadır.
Yönetmemişse, suç işlemişse, bu suçu görmezden gelmek, o suç işleyeni korumak için devleti, hukuk kurallarını, yasaları hiçe saymak Anayasal suçtur. Vatana ve millete, emanete ihanettir.
Hukuk devleti, sınırları içerisinde kamu erkinin değişmezlik ve süreklilik temeline dayalı olarak değer ve hukuk düzenine bağlı olduğu bir devlet şeklidir. Mutlakiyetçi zihniyetlerin hüküm sürdüğü devletlerden farklı olarak devlet gücü, vatandaşları keyfi uygulamalardan korumak amacıyla yasalar yardımıyla tanımlanır. Çağdaş anlayış temelindeki bir hukuk devleti bunun dışında maddi anlamda adaletli bir düzenin yaratılması ve korunmasını hedefler.
Yaşadıklarımızın arkasında bataklık niyetinin zihniyetini anlayarak ve gerçek suçluları görmezden geldiğimiz müddetçe devletimiz daha da zayıflatılmaktadır. Ülkemiz üzerinde hesaplar yapan batı ve batı ile işbirliği içinde olan, batının şer projelerinde görev almış herkes bu yaşadıklarımızın sorumlusudur. Halkımızı gerçeklerle buluşturmayan herkes sorumludur. Muhalefet halka muhalefet etmek için değil iktidara muhalefet etmek için faaliyet göstermelidir. Devletin işi için destek olduk diye kendilerini savunamazlar. Devleti ve hukuk sistemini öldürenleri seyrettik diye bir savunma şekli olamaz. Ancak sizde bu garabete ortaksınız anlamı çıkar. Göz yummak, görmezden gelmek suçu işlenmiştir. Devlet öldürülürken siz neredeydiniz? Diye soruyoruz asil olarak 14 yıldır halk adına vekalet yapan tüm vekillere. Ve cevap bekliyor, hesap soruyoruz. Hiç kimse sormasa bile sebepsiz işsiz kalmam, iş bulamamam, gelecek kaygısı taşımam sebebiyle işsiz kitapla MUHTIRA veren Önder Karaçay olarak hesap istiyorum. Anayasal hakkımı kullanıyorum.
Biz vekiller asillere hesap vermeyiz mi? Diyeceksiniz. Hani siz milletinizin hizmetçisiydiniz? Hizmeti görelim. Hizmet beton dikmek ve çıkar sağlamak değildir.
Polis devleti genel bir tanım olarak, yöneticilerin halka karşı hiçbir hukuk kuralıyla bağlı olmadığı yönetim biçiminin adıdır. Kısmi hukuk kurallarına uymamak ve kanunları, Anayasa ve kanun adına iş yapanları tanımamak, benim adına ve lehime karar vereceksiniz diye bir dayatma polis devleti anlamına gelir.
Halktan habersiz gece ve torba yasalarla kanun çıkarmakta polis devleti uygulamasıdır. Her kurumu özelleştirip Toplu Konutu Başbakana bağlayıp imar yasasını 14 yılda 165 kez değiştirmek polis devleti uygulamasıdır. Hukuk devletinde bir kanun 14 yıl gibi kısa sürede 165 kez değişemez. Eşyanın tabiatına aykırıdır. Almanya’da tarihi boyunca imar yasası 1 kez değişmiştir. Almanya gelişmiş bir ülke değil midir? Demek ki gelişmiş olmak kanun çıkarmak ve inşaatla olmuyor.
Günümüzde Hukuk Devleti kavramının karşıtı olarak kullanılan terimin tarihsel kaynağı, mülk devlet kuramından sonra Orta Çağ zihniyeti olarak ortaya çıkan polis devleti kuramıdır.
Polis devletleri sömürülmek istenen ülkelerde ortaya çıkar. Bunun çaresi halktır.
Bu kurama göre hükümdar devlet adına yetkilerini kullanırken yalnızca sözde Allah’a ve vicdanına karşı sorumluluk taşır. Halk dini duygularla kandırılır. Zora girerse milli duygularla bile kandırmaya kalkarlar. Örnekleri mevcut. Son günlerde bir milli söylemi yapılırken diğer taraftan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri iptal edilmektedir. Bütün bunlar farklı bir niyet adına polis devleti uygulamalarıdır.
Hükümdarın emirlerini uygulayan memurlar da halka karşı hiçbir hukuk kuralıyla bağlı hissetmezler polis devletlerinde kendilerini. Çünkü hüküm veren sizi koruyacağım der, sonra da satar. Ergenekon davası savcısına arabasını veren Başbakan sonra o savcıyı da suçlu ilan etmedi mi? Örnekler çok can alıcı.
Benim memurum işini bilir zihniyetidir.
Hükümdarın emirleri birer hukuk kuralı sayılır; halkın kayıtsız şartsız bunlara uyması istenir ve dayatmalarla beklenir.
Kaymakamlara kanun tanımayın diyen Cumhurbaşkanını hatırlayın. Valilere teröristleri ve silahları görmeyin diye yazı gönderen, terörle mücadele yerine müzakere yapanlardır polis devleti. Son aylarda Ankara Türk Milletinin kalbi olarak üç kez vuruldu. Kim utandı? Kim istifa etti? Kim sorumluluk aldı? Unutturup hemen Anayasa ve Başkanlık gibi anlamsız işlerle vakit harcayan herkestir polis devleti zihniyetine hizmet eden.
Dört yüz vekil vermezseniz kaos olur diyenler bu terörün gerçek adresidir. Başkanlık olmazsa manşet atan gazete paçavraları bu polis devleti zihniyetinin ürünleridir.
Komşularımızla yurtta sulh, cihanda sulh yerine Irak’ta merkezi devleti dışlayan bölücü teröristle devletçik kuranlara destek olanlardır polis devleti.  Suriye’nin iç işlerine karışan ve kuzeyini bölmeye kalkan, oradan yurdundan olan insanlarla ilgili ahlaksız bir şekilde Avrupa ile para pazarlığı yapanlar işi insan ticaretine dökmüşlerdir polis devleti. Amaçları bunları seçmen yaparak iktidar kalmaksa işte o zihniyettir polis devleti.
Çağımızın siyasal terminolojisinde, polis devleti terimi monarşik olmayan siyasal biçimler için de kullanılır. Bu bakımdan askeri ya da sivil diktatörlüklerin ya da otoriter rejimlerin hukuk karşısındaki konumu değerlendirilirken, polis devleti nitelemesi kullanılır.
Özellikle klasik faşist rejimler (Alman Nazizm ile İtalyan faşizmi buna örnektir.)
Gezi eylemlerinde halkın gençleri ağaçlara, doğaya sahip çıktığı için gençlerimizi öldürmek için polise talimatı kim verdi? O gün Başbakan, bugün ki Cumhurbaşkanı. Bugün ne olmak istiyor? Başkan, hükümdar, padişah, halife, kral veya aklınıza ne gelirse bu niyet faşizmdir, bu niyet polis devleti ile kendini koruma altına alma psikolojisidir.
Polis devleti demek, polis teşkilatı bulunan devlet demek değildir. Polisi emrine almış hükmün tek kişide toplandığı devlettir. Her insanı kendi iki dudağı arasına almak niyetidir.
İlla belirli bir kanuna dayanmak zorunluluğu hissetmeden, doğru bildiğini aklınca kullanan devlet ve yönetim biçimi demektir. Anayasa tanımam, Anayasa’dan Türk Milleti kavramını çıkarmak gibi, sadece kendine oy verenlere benim milletim veya kullarım diyen zihniyetin yöntemidir.
Krallık, padişahlık, tek partili diktatörlük, çok parti görünümlü tek partiye hizmet gibi örnekleri vardır polis devletinin.
Ya da çete örgütleri gibi; belirli bir töresi, kuralı olsa da karar liderin iki dudağı arasındadır.
Lider değişirse kararın niteliği de değişe bilir. Niyet değişmediği müddetçe kişilerin değişmesi bunu ortadan kaldırmaz.
Mesela bir lider, “sana ateş edeni alnından vuracaksın” diye karar verirken, bir başkası; “buna gerek yoktur” diyebilir. Çete üyeleri açısından her iki karar da doğrudur. Örneğin gezi eylemlerinde dönemin Cumhurbaşkanı gençleri anlamak lazım diyor, Başbakan ne anlaması diyor sonra polise vurun emri veriyor.
Hukuk devleti, kimin neyi ne zaman ve hangi yasaya göre yapacağını karara bağlayan, sadece bununla da kalmayan aynı zamanda denetleyen, sorumlulukları ön plana çıkaran, gerektiğinde devletin kendisi de suç işlese bunu ört bas etmeyip yargı yolunu açık tutan devlettir.
17-25 Aralık tarihlerinde ortaya dökülen iğrençlikleri yargı yerine sandıkta aklamak nasıl iktidar olduğu belli olmayan zihniyetlerin kurdukları polis devletidir. Hakkında en ufak bir iddia ile ilgili yargıda aklanmayanlar şiddet zihniyetindedir ve polisi halk yerine kendini halka karşı korumak için kullanırlar.
Soma olayları için 3500 koruma ile giden zihniyet polis devletidir. Çünkü orada yaşananın sebebidir.
Bu devlette her birey ve her kurumun ödevleri, yetkileri kanunla belirlenmiş olup, bunu nasıl kullanacağı yine yasa ile belirtilmiştir. Velev ki kişi cumhurbaşkanı ve/veya başbakan, ordu kumandanı vs. kim olursa olsun herkesin ortak paydası ortak vicdan Anayasadır. Anayasa tanımam demek Türk Milletini tanımıyorum demektir ve suçtur, benim milletim bana oy verenleri tanıyorum demektir bu da suçtur. Bu aynı zamanda yargıya gerekenleri yapması için ihbardır. Bunu ihbar etmeye bile gerek yoktur aslında. Bu ülkenin Cumhuriyet Savcıları kanunlar gereği görevlerini yapmaları engellenmekte midir? Öyleyse suç daha da ağırlaşmıştır. Buna kimse demokrasi ve hukuk devleti diyemez.
Anayasa Mahkemesi kararını işine gelmediği zaman tanımayan, geldiği zaman tanıyan devlet yöneticileri veya daha diplomatik davranıyormuş gibi algı yayan her niyet sinsi bir plan peşindedir.
Devletin bireye, bireyin de devlete karşı sorumlulukları vardır. Toplum içinde aynı şey geçerlidir. Buradan da anlaşılacağı gibi kişilerin, kurumların söyledikleri değil, hukukun söylediği geçerli olan devlete hukuk devleti diyoruz. Eğer hukuk devleti olmazsa o zaman herkes kendi hukukunu kendi aramaya başlar ve işin seyri değişir.
Hukuk devletini ortadan kaldıran, yasama, yürütme ve yargıyı tanımayan, görmezden gelen, hiçe sayan, çıkarı için kullanan her niyet polis devleti zihniyetidir.
Çok yakın zamanda bile Artvin’de yine doğayı katledenlere karşı polis şiddetiyle halka adeta birileri çıkarına şiddet kullanılmaya kalkmışlardır. Hatta Cumhurbaşkanı yavru gezi gibi bak yine polisime talimat verir vururum sizi diyerek halkı tehdit etmiştir. Hatta Cumhurbaşkanı Gezi terörden daha tehlikelidir diyecek kadar halkı teröristten daha tehlikeli görmüştür. Gezi gibi tarihin akışını değiştiren kendi suçlarını görmezden gelen ve kapatanlar heo böyledir, halkı ve haklıları suçlarlar. Beyhude bir çırpınmadır. Doğa katliamında halka karşı dayatma; söz verdim orasını birilerine tahsis ettim demek anlamına gelir. Milletin a…….na koyacağız diyenleri unutmadık. Hatta misli ile iade ediyorum.
Polis devleti ile hukuk devleti ayrımını anlayabilmek için son on dört yılda yaşadıklarımızı herkes karşılaştırarak bunu çok net anlar.
Polis devletine dönüştürülen her ülkede bu zihniyetin arkasında her zaman başka niyetler vardır. Polis devletinde polis halkın polisi olmaktan çıkar halka karşı kendini hükümdar zanneden kimse onu ve dediklerini, taleplerini korur.
Ülkemizin kaynaklarının belli niyetler tarafından sömürülmesi için son on dört yılda kendisine yetki verenlerin verdiği hakla ben ne istersem onu yaparım zihniyeti kendini ben ne istersem yaparım adına korumak içinde ülkemizi polis devletine dönüştürmüştür.
Bunu anlamak için ille de uyutulan toplumların uyanması çok acı bir tablo ile bir anda karşı karşıya kalmakla anlaşılır.
Polis devleti adına kullanılanlar kendilerine verilen görevleri yerine getiremedikleri zaman terörle tehdit edilirler, başka tehditler yaparlar, halkı tedirgin ederler.
Taraf olmayan bertaraf olur zihniyetidir polis devleti.
Bana oy vermeyeni, benim her söylediği kabul etmeyeni, dayatmaları kabul etmeyeni dışlarım demektir polis devleti.
13 Mart 2016 tarihindeki Ankara’da ki bombalı saldırı şer ülke tarafından bağıra bağıra gelmiştir. Bu şer ülke Cumhurbaşkanına istifa et diyecek kadar haddini aşmıştır. Buna sebep olan nedir? Siz bu ülkeye ne söz verdiniz de tutmadığınız için sürekli terörle bizi tehdit ediyor? Sonra ne diye ve hangi yüzle bu ülkeye kalkıp gittiniz? Açılım bir ihanettir, terörle mücadele olur, müzakere olmaz demedik mi? Şimdi siz kendinizi nasıl aklayacağınızı düşünüyorsunuz? Hangi terör örgütü olursa olsun, can gittiyse suçlu bellidir. Daha dün bu terörü eğiten kimse odur. Siz eğittiniz…Eğit donat dediniz. Kargayı beslediniz şimdi bizim gözümüzü oyduruyorsunuz. Kusura bakmayın buna izin verecek kadar saf veya aptal değiliz.
Cumhurbaşkanına ve Başbakana, Bakanlar Kuruluna, Vekillere, Muhalefet Partilerine dört aydır işsiz ve cesur bir genç olarak verdiğim MUHTIRA’yı görmezden gelenler yarın bunun hesabını veremez hale gelecekler.
Muhtar bile olamaz denileni Cumhurbaşkanı yapanlar şimdi bunun hesabını versinler. Ekmeleddin desteği ile bu garabete kol verenler bunun hesabını versinler. Koalisyon hükümeti kurulmasın diye daha ilk günden erken seçim diyen ve Cumhurbaşkanına hizmet edenler bunun hesabını versinler, terörün partisine oy aktaranlar bunun hesabını versinler. Sermaye derin devletine partisinden birilerini gönderenler bunun hesabını versinler.
Adalet adına iş yapanlar evrensel hukuk gereği devlet yönetmeyen ve yönetmesini sağlamayan, denetlemeyenler hakkında işlem yapmadıkları müddetçe suç işlemeye devam etmektedirler.
Devleti biz öldürdük diyenler devleti öldürürken susan hainliktir.
Adaleti hiçe sayanlardır.
Türk Milleti derhal Türk İnsanlık Devrimi yasalarının çıkmasını, tüm siyasi partilerin kapatılması kanunu çıkarılmasını, terörün derhal bitirilmesini, komşu ülkelerle derhal barış ve dostluk anlaşması imzalanarak bölgemizde huzurun temin edilerek bu şerre gereken dersin verilmesini talep etmektedir.
Bu ülkeyi bilerek bu noktaya getiren herkes bunun hesabını Türk Milletine verecektir.
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşi...

TÜRK FIRTINASI // Önder KARAÇAY: Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşi...: Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşitliği Bozan Put Oldu // Dip Dalga // Önder Karaçay Posted on   21 Nisan 2016 by   kufgr..."Cebimizde bir el dolaşıyor, canı ne kadar istiyorsa o kadar alıyordu." // Önder Karaçay 

Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşitliği Bozan Put Oldu // Dip Dalga // Önder Karaçay

Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşitliği Bozan Put Oldu // Dip Dalga // Önder Karaçay

588b8054-ff3f-4b89-b5e3-36482dcc1162
Para Eşit Değişim Aracıydı, Kapital Zihniyetle Eşitliği Bozan Put Oldu // Dip Dalga // Önder Karaçay

"Cebimizde bir el dolaşıyor, canı ne kadar istiyorsa o kadar alıyordu." // Önder Karaçay
Bu fikri dünyada belki de ilk kez duyacaksınız. Çünkü bugüne kadar bunun tersine algı değişikliği ve eğitimlerle insanlık kandırıldı.
Dünyanın kaynakları herkese fazlasıyla yetecek kadardır. Kaynaklar sınırlı olmayıp, ihtiyaçlarda sınırsız değildir.
Kaynakların kıt, ihtiyaçların sınırsız olduğu kapital düzenin bir yalanıdır.
Marka, ürün çeşitliliği, reklam, borç, teknoloji, tüketim ve israfla kaynakların kapital doyumsuzluğa aktarılması sebebiyle insanlık büyük bir kaosun içindedir.
Çözüm çok basittir.
Her devlet kendi ülkesini kendi halkı için ihtiyacı kadar üretmek ve ihtiyacı kadar eşit çaba, eşit tüketim ilkesiyle milli ekonomiye geçmek zorundadır.
Kimin eli kimin cebinde belli olmayan küresel liberal kapital zihniyet kendi kötü niyetinde bataklığa saplanmıştır.
Dünyanın her ayrı bölgesinde farklı üretim imkanlarının olması ülkeler arası eşit değişim ticaretini mecburi kılmaktadır.
Sorun kapital zihniyetin eşit değişim yerine sömürüyle hep kendisine yontan yöntemler sebebiyle tıkanmıştır.
Bu tıkanıklığı açacak olan gelime Anadolu’da kapital zihniyetin karakollarının itibarı yerle bir olmuş ve bitiş başlamıştır.
Bu kapitalin işbirlikçi karakolu kendi ağzıyla sorunun kapitalizm olduğunu itiraf edecek kadar çıkmazda olduklarını geçtiğimiz yıllarda itiraf etmek zorunda kalmışlardır.
Bakmayın kuyruğu dik tutmak adına reklamlarına, algı değiştiren yalvarmalarına. Türk Milleti ikinci kurtuluş savaşını ekonomide kazanarak ve dünyada Türk Birliğini kurarak dünyanın en büyük ekonomisi üretim ve eşit paylaşım ekonomisini kurarak kapital ekonominin sonunu getirecektir.
İnsanın ihtiyaçları sınırsız değildir,
Kapital yalanlar sınırsızdır.
Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız diyenler marka sahibi, kapital sahibi, tüketimle, borçla, teknoloji destekli israfla ayakta durmaya çalışan sanayici görünümlü komisyoncu, işbirlikçi ve ithalatçılardır.
Neden bu hale düştüler?
Çünkü değişim aracı parayı put yapanlar,
Değiştirirken halkı soydular, sömürdüler,
Para eşit değişim aracıydı,
Liberal kapitalizmde sadece,
Kapitalin lehine değişim aracı olarak put oldu.
Ürün çeşitliliği çok kazanmak içindir,
Çok ürün çok ihtiyaç anlamına gelmez,
Çok sömürü anlamına gelir.
Ne kadar çok çeşit ürün çeşitliliği varsa,
O kadar çok fazla sömürü artar.
İnsanın ihtiyaçları bellidir,
Yemek, giyinmek, barınmak ve eğitimdir.
Bunun dışına çıkıp sulandırmak,
Başka bir niyettir.
Doğada yaratanın yarattığı her canlı için,
Yeteri kadar kaynak mevcuttur,
Yeter ki israf olmasın, yeter ki;
Kaynaklar birilerinin tasarrufunda birikmesin.
Sorun kaynakları eşit paylaşmama,
Ve israf ettirerek bir kaç gözü doymazın,
Doymayan niyetine katlanmak zavallılığıdır.
Zengin devlet olur,
Ve orada yaşayan her insan,
O zenginlikten eşit faydalanır.
Şahsi mülk devlette olmaz,
Mülk halk adına devletin olur,
Hukuk devleti eşitliği sağlamak içindir.
Devleti yönetenler geçicidir,
Kalıcı olan devlet ve hukuk sistemidir.
Devleti yönetenlerin işi devleti,
Şahsi çıkarlarına fabrika yapmak değil,
Hukuk kurallarına göre işlerin yapılıp,
Yapılmadığını kontrol etmektir.
Halk adına o fabrikayı işletmektir.
Ve görev süresi bittiğinde,
Hesap vererek bir başkasına,
Emaneti zarar vermeden teslim etmektir.
Görevi teslim etmemek, hesap vermiyorum demeye çalışmak, sürekli ben egosuyla iktidar olacağım demek ne demektir?
Kim verdi size bu hakkı?
Yasama, yürütme ve yargı yok hepsi bir kişidir demek ne demek?
Bunu kim kabul eder?
Köle miyiz?
Kabilelerde bile kabile toplanıp ortak karar almaktadır.
Bu nasıl bir gaflet, delalet, ihanet ve garabettir?
Size Anayasa’dan Türkün adını çıkarma görev ve yetkisini kim verdi?
Doksan yıllık birikimleri sadece size oy veren ve iktidara getirenlerin verdiği yetkiyle satma hakkını kim verdi?
Bunun hesabının sorulamayacağının hakkını size kim verdi?
İşsizlerin teröristler kadar değeri olmadıysa siz zaten bitmişsiniz demektir.
Finans terörü, medya terörü, gıda terörü, teknoloji terörü, tüketim ve israf terörü ve insan terörü nedense sizin zamanınızda tavan yaptı. Bunu sebebi devlet yerine sadece kendi şahsi çıkarlarınıza ve yandaşlarınıza devleti sömürülmesine izin verdiğiniz içindir.
1950 yılından bu yana milli ekonomiyi yok ederek kapital düzeni ülkemize yerleştirerek ülkemizi sömürge haline getirmek isteyenlerin yaptığı kötülüklerin artık sonu gelmiştir.
Halk bu sömürüden ya kurtulacak ya da kurtulacaktır. Ya istiklal ya da ölüm ancak ve ancak milli ekonomi ile mümkündür.
Atatürk ilkelerinin en önemli ilkesi TAM BAĞIMSIZLIK ilkesidir. Diğer her ilke bu ilkenin ayaklarıdır. Bugüne kadar o ayaklara verdiğiniz zararlar sebebiyle ekonomi bu hale geldi.
Her mahallede bir milyoner zihniyetinin her yandaşın evinde bir milyar dolar sahibi olmasıyla bu zulüm sonun başlangıcına gelmiştir.
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/bankaciligin-aci-kitabi-37133yy.htm
Önder Karaçay
Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı